Please follow and like us:
0

Uzun zamandır yoğun koşuşturma sebeplerinden dolayı doğru düzgün yazı yazamıyorum  🙂

Ama yine de daha önce yazdıklarımdan kıyıda köşede kalmış eski püskü yazılardan eklemeye çalışıyorum, yeterli mi? Neden olsun ki 🙂

Yazıları(mı) takip eden(ler) var mıdır bilmiyorum ama ara ara denk geldikçe okumaya gayret eden(ler) olduğunun farkındayım 🙂

Hani yazdıkça yazası gelir bazen insanın, konu konuyu açar, bağladıkça bağlarsın, uzaaarr giderr.. Bilmiyorum benim yazılarımda da vardır belki öyle şeyler.Belki bu yüzden okumayı istemez kimsecikler. Bazıları ise yazıların sadece uzunluğundan dolayı sitem ediyor.

“Ya o kadar yazıyı kim okuycak şimdi şuna bak eşşek kadar yazı ya”.. Haklısın eyvallah arkadaşım sosyal paylaşım sitesi üzerinden bir videoyu izlemen minimum 3dk. nı alıyor ama sen burda bir başlasan 2dk. da bitirceksin belki de di mi 🙂

Ben illa oku benim yazılarımı demiyorum tabi ki de, sadece “yazıların uzun” sorusuna karşılık bir öneri de bulunuyorum sadece.

Gelelim ikinci sebebe.. Bazı sıkılan kesimler var ki, onlar direk “taş atma” modundalar.

“Ya oğlum yeter artık heryere yazı yazıyorsun bu ne böyle, sürekli bir yazı bir yazı yeter her yeri doldurdun artık”

Arkadaşım ben sadece “bu alanı” dolduruyorum, eğer sen “beğenmiyorsan” niye doldurduğum alanları kontrol ediyorsun, takip ediyorsun o zaman 🙂 Arka saflarda boş yer var buyur geç, yaşlı, gazi ve hamile bayanlara öncelik veriliyor 😉

Aslında daha önceki yazımda da bahsettiğim gibi, bizim insanlarımızın her zaman bir “bahane”si vardır. Hiçbir şey bulamasa bile kaşının üstünde sivilce çıkmış çok kötü duruyor git patlat ıyyğğ böğğğ der. Neden der, dilin kemiği yok abi dönüyor her tarafa o yüzden der işte 😀

Öyle tepkiler alabiliyorsunuz ki karşıdan,çoğu zaman da sizi böyle yermek için,sırf laf söylemek için söyleyenlerle karşılaşıyorsunuz. Bu durumda atalarımızın sözü geçerlidir, söz gümüşse sükût altındır. O zaman ben zengin oluyorum demektir 😀

Yazdıklarımı illa beğeneceksiniz diye bir kural yok, tercih meselesidir. İçinizden geçtiği gibi yorumlarsınız, sizin düşüncenizdir.  Ama önemli olan birşey vardır o da “üslûp“tur. Eleştirmek en doğal hakkınızdır. Hatta 10 saniye kadar bir vaktiniz varsa Lütfen eleştirin.

Olumlu ve/ya olumsuz her türlü şekilde.”Şu yazında şu noktayı beğenmedim bence şöyle yapsan daha güzel olur” demeniz kadar güzel birşey yoktur. Daha önceki yazılarımdan birisinde bu geldi ve beni mutlu etti. Türkçemizi düzgün kullanma ile alakalı bir yazımda kullanmış olduğum “di mi” yi söylemiş arkadaş. Doğrusu “değil mi” demiş. Evet haklı tabiki de, ama benim burda kullanma şeklim amacım yazıma “sohbet,yakınlık,konuşma,samimiyetlik” havası verme amaçlı bir nevi “içtenlikle” söylendiğini belirtme amaçlı yazıyorum ve sadece onda yapıyorum bunu. İşte bu tip geri dönüşümler yapmak bana,sana,ona,herkese bir şeyler katar.

İletişim ne kadar güzel olursa herşey o kadar güzel ilerler, nerde iletişim kopar orda hayat damarlarından birine ulaşılamıyor demektir, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz 😉

Neyse kısa bir vakit buldum onda da üç beş kelâm edeyim dedim. Yine uzun yazdım sanırım okuyanların gözlerine sağlık, okumayanların da canı sağolsun napalım 🙂

Ama okuyanlara da bir soru sormak istiyorum,

[poll id=”7″]

Please follow and like us:
0