Please follow and like us:
0

yaramaz cocukHatırlar mısın anne, hep gurbet ellerden yanına geldiğimde dizine kıvrılır yatardım. Başımı yaslardım sen saçımı okşardın. Sevgiye, şefkate muhtaç kedi gibi mayışırdım. Sen saçlarımı okşarken gözlerim istemsiz kapanırdı. Huzur verirdi bana, alır götürürdü beni benden. Dizlerimi karnıma çekip, ellerimi başımın altına büzüştürdüğüm o zamanlar işte..

Büyüsem de değişmedi o anlar. Ben yine senin o küçük yavrun oldum, sen yine beni aynı şefkatle, aynı huzurla saçlarımı okşayarak mazilere götürdün. Hep anlatırdın benim küçüklüğü, yaptıklarımı, yapmadıklarımı ve her anlatışında istemsiz gözlerin dolardı. Beraber büyüdüğümüz o zamanlar hem senin hem benim içimi acıtırdı. Ama öyle huzurluydu ki hep..

Küçüktüm belki, tek derdim düştüğümde kanayan dizlerim, parçalanmış avuç içlerimdi. Başka yaram berem yoktu benim. Geçerdi sonra üfleyince hepsi, sen bir öperdin bir koklardın geçer giderdi hepsi.. Yine gidiyor sen öpünce, yine sen olunca geçip gidiyor tüm kırgınlıklar ama şimdi başka anne.. Bambaşka bu kırgınlıklar..

Sanki geçmiyor gibi..

Sanki dinmiyor gibi..

Sanki her an yüreğime yüreğime batıyor gibi..

Küçükken nasıldım hatırlamıyorum bilmiyorum ama anne büyümek hiç iyi değilmiş onu çok iyi biliyorum. Ne de güzel sokakta koşardım sadece, ne de güzel dolanırdım boynuna senin.. Düştüğümde acıyan ellerimi ne güzel ovuşturur, teselli ederdin. Beraber döverdik düştüğüm kaldırım taşlarını, canımı acıttı diye..

Şimdilerde herkes acıtıyor canımı anne.. Herkes basıyor yarama tuzu. Herkes yakıyor yüreğimi..

Küçükken her şey ne güzeldi anne, yaram çoktu ama derdim yoktu..

Dedim ya anne, küçükken yaramaz değildim ama yaram’azdı ..

 

 

Please follow and like us:
0