Please follow and like us:
3

Kapı altından attık biz mutlulukları. Hep üç beş satır karaladık, mürekkebimizle kazıdık kağıdı. Simsiyah çizgilerle çizdik renkli hayallerimizin sınırlarını.

Oysa bizim de vardı belki de rengarenk gök kuşaklarımız, ama hiç olamadı renkli boyalarımız. Tutuşturulmuş bir kurşun kalem, üstelik dışı sağlam, içi kırık. Yazdıkça içinden gelen çıtırtılar, karaladıkça içini acıtan cızırdamalar. Nokta koyarak başladığımız, o uzun soluklu yazılar.

Kaç defa mektup yazdık acaba? Gözyaşlarımızın damladığı kaç satır karalayabildik? Ya da kokumuzun sindiği kağıtlarla kaç gece seviştik? Kaç defa dansa kaldırdık cümlelerimizi, kağıdın ardında?

Öyle cümleler savurduk ki etrafımıza, hiç düşünmedik aslında. Karşımızdakini kırarcasına ve kırık bardaktan su içercesine batırdık avuçlarımıza. Acıya şikayetsiz katlanmaktı. Acıyı sevmekti, severken acı cekmekti belki de.

Hiç kısa  anlarımız olmadı bizim. Her biri saniyenin milyonda birinde, ya da dakikanın atmışta birinde saklıydı. Anı yaşadık, anılarla yaşadık. Anılarımızı savurduk, cümlelerimiz içinde kaybolduk. Uzun uzun içimizi dökerken kağıtlara, kendimizi kendimizle laflarken bulduk. Karşımızdaki çoktan gitmişti çünkü, o yoktu, biz yoktuk.

Anı dondurma derler, fotoğraflara. Hatıraların gizli saklı olduğu, ucu açık, uçkuru kaçık umutlarla dolu olan. Kaçık dedim de, kaçırdık aklımızı hep onlarla. Hep bağlı kaldık fotoğraflara, ya da kopamadık o fotoğraflardan. Anıların arasında kaybolduk aslında.

Ucu kırışık, içi paramparça satırlarla karaladık hayatlarımızı. Döktük saçlarımızı, döktük duygularımızı kâğıtlara. İçimizi acıttı, kanımızla kazıdık bilinmeyen insanları, bilinmeyen noktalara. Kaçtık, kovaladık, sürdük, sürüldük, sürgündük..

Gökkuşaklarımızı siyaha boyadık ve katran gecelerindeki güneşi, sonsuzluğa kadar kapattık. Yatağımızın soğuk tarafında, soluk benizli olarak yattık. Yatalaktık. Gönlümüz, gözümüz, çok uzaklara dalmış, uzaklara daldık. Gözümüzden ırak olanlara, gönlümüzden de ıraklaştık. Bunu biz yaptık. Biz kapıları kapattık. Anahtarları, dibi görünmeyen kör kuyulara attık.

Çünkü biz insandık.

Unutulmaya yüz tutmuş bir kitabın, tozlu sayfalarının arasındaki yapraktık. Öyle susuz, öyle masum, öyle kırılgan. Biz aslında hep bir yerlerde takılı kaldık, hiç açılamadık, açılmadık.

Please follow and like us:
3