Please follow and like us:
0

acikkapiBir ömre nasıl adım atarsın biliyor musun?

Soyad’ı alarak.

Beyaz bir kağıda yazarak seni dilediğim günü hatırlıyorum. Tek isteğimdi gerçeklir mi bilemem ama yine de yazmak istediğim. Yazdım. Sakladım onu. Katladım minik kağıdı ve cüzdanımda benimle birlikteydi. Çıkarmadım aklımdan kalbimden yüreğimden. Gün geçtikçe büyüdü sevgim, gün geçtikçe b’aşk’a döndü hislerim..Uykumda, düşümde, günümde, gecemdeydin. Mesafeler yüzünden nefret ettim, isyan ettim. Bazen kağıtları karaladım, şekiller çizdim. Seni, beni, çocuğumuzu..Gülen suratların ardına saklanmış, ağlayan yüzler de çizdim. Kırılmış kalpler, sinirler..

Hepsi geçiyordu. Kırgınlıklarla birlikte sinirler mesafelerle tükeniyordu. Yakınıma geldiğinde, geçiyordu. Kokunu içime çeke çeke öpüyordum seni. Dudağının, teninin sıcaklığını değişmezdim hiçbir şeye..

Günler geçtikçe birikti oysa kırgınlıklar. Anlamadım, anlamadın. Büyüdükçe büyüdü hepsi ve sonra ben bile farkında olmadan kapandı gönlüm. Tüm anılar sığdı bir küçük kutuya. Tüm yaşanmışlıklar tek bir “veda”ya sığdı. Eskisi kadar çarpmıyordu kalbim seni gördüğümde. Yanıma geldiğin anda titreyen sesim, kemiklerini kırarcasına sarılma hissim azaldı gün be gün. Eskisi kadar sevmiyordum, aşık değildim sana demek ki. Sendeki tadın sonuna varmışım oysa. Başta kurduğum “ömürlük” cümlelerin sonuna gelmişim. Mutlu değildim, huzurlu değildim yanında. Oysa ne kadar rahattım ne kadar saçmalardım senin yanında. Kimseyi umursamadan.. Takmadan..

Geçmiş işte demek ki. Fotoğraflara bakmaya korkuyorum şimdi. Eskiyi açıp senden kalan kıyafetlere dokunmaya çekiniyorum. Olur da senin kokun çıkar bir yerden de aklım gider diye yapamıyorum. Unutmak istiyorum belki de seni. Bana yaşattıklarını, acıları çıkarmak istiyorum. Ve sırf bu yüzden bir arayış içine girdim farkında bile olmadan. “Senden başkası” diye bir cümle kuramazken ben, senden sonrası diye başlamasına izin verdim. Bana yazdıklarını da çok iyi biliyorum yaptıklarını da. Aslında hakettim biliyorum. Kendimi senin yerine koyuyorum, olmazdı böyle. Her ne kadar bana güvenmiyorum desen de, güvendiğini hissediyordum ben. Yoksa niye bu kadar sözünü yesin ki bir adam? Ne için bu kadar kızıp kırılıp bağrıp çağırıp da yine sarılsın sıkıca? Kendi aptallığımı da görüyorum ama dilime düşmüyor işte. Kalbimdeki o sızıya beynim engel oluyor. Mantığımla hareket ettiriyor beni. Her ne olursa olsun sonsuzluğa baş koymuştum bu yolda. Senin de “son” olacağını bilerek. Hayalini kurmuştum oysa. Sen işten geldiğinde yemeği hazırlamış, sonra dizine yatmış televizyon seyrettiğim zamanları da düşünmedim değil ki. Meyve soyup yedirdiğim, şaklabanlık yaptığımı da kurdum en saf düşlerimde. Sonra sana “demli” kendime de “açık” bir çay koyup balkonda haftasonu gezme planları yaptığımı da..

Düşlerde kaldı be sevgili, düşlerde kaldı hepsi. Kendime kızıyorum da sana da çok kızıyorum be adam! Ben seninle ömrümü paylaşacakken neden yaptın böyle! Elimden tutacaktın elimden. Yüreğimden tutacaktın. Kabullenemiyorum bunu. O gidişini kabullenemiyorum. Tamam ben sütten çıkmış ak kaşık değilim zaten. Yapmamam gereken o kadar çok şeyi de yaptım kı. Bana ilk gün “güven”den bahsederken güvenini öyle kırdım ki, bana “yalan”dan nefret ettiğini söylerken bunu gerçekten gözünde gördüm ki.. Ama bu da senin yüzünden işte, bu da senin için. Güvenin de senin yüzünden gitti, yalanlar da senin yüzünden söylendi. Ben başka bir gönüle meyledemem şimdi. Aklım bunu söylüyor ama yapamayacağım iyi biliyorum. Anlık olacak, geçici olacak. Senin benim için yaptıklarını yapacaklar. Şiirler yazacaklar, çiçekler alacaklar hatta demet demet. Senin bana almadığın o çiçeklerden alacaklar! Ama hiç biri senin ilk gün karşıma çıktığında verdiğin çiçek kadar olmayacak.. Adıma şiirler de yazılacak ama hiçbiri senin gurbetteyken bana yazdıkların kadar anlamlı olmayacak. Küçük bir odada duvarların şahit olduğu soğuk karlı günlerin hatırasını, küçük mektuplardaki hasret kokularını hiç biri veremeyecek bana.

Senden kaçıyorum sevgili senden. Sana inat meydan okuyorum yaşadıklarımıza. Yapamadığım ne varsa seninleyken onları yapıyorum ve yapılmasına izin veriyorum şimdi. Niye? Senin yüzünden işte! Senin!

Çok sürmeyecek sevgili.. Senin kızgınlıklarını da biliyorum kırgınlıklarını da. Geçecek.. Bana nefret dolu sözler kussan da, haykırsan da beni öldürsen de senin sevdiğini biliyorum ben. Gerçekten sevildiğimi biliyorum. İnsan sevdiğini kıskanır, insan sevdiği için gözü dört döner, insan sevdiği için yapar her şeyi. Çok kırdın beni kapanmayacak yaralar bıraktın bende ama.. Kapanacak onlar da. Belki seninle birlikte olamayacağım ama yine seninle olacağım. Geleceksin aklıma, geliyorsun da.. Her ne kadar atsam da hatıraları çıkarsam da hayatımdan, çıkmıyor inan aklımdan. Denizde güneşin altında yanan umutlarımız kadar büyük, havuzun içindeki küçük mutluluklar kadar acılarımız var..

Karşılıklı kırıldık, karşılıklı mahvettik birbirimizi. Bitirdik, tükettik adeta. Soluklanmamız gerek. Belki başka tenlerde arayacağız bunu. Hoş sen zaten yaparsın bunu, yapıyorsun da. İşte bu düşünce mahvetti beni. Nedense küçük de olsa bir kıskançlığın ardına saklanmış hırs var orda. Yapmayacağını adım gibi biliyorum! Kendim yaparım da sen yapmazsın biliyorum ama, ama işte.. Sevdiğimdendi be sevgili, kıskandığımdandı bu. Sonra inada dönüştü hepsi. Ben başka bir tende yapamam, başka bir denizde yüzemem ben. Sen de aynısın iyi biliyorum. Yüzünü avuçlarımın içine alıp sevdiğim yârim, ben seni iyi bilirim. En iyi ben seni anlarım. Sen karşımda gözyaşlarını göğsüme damlatacak kadar kırılgan, eline bıçağı alıp cana kıyacak kadar da gözü dönmüş birisin. Ama yapamazsın ki.. Yapamazsın.. Çünkü sen böyle biri değilsin çok iyi biliyorum. Canımı yakarsın, acıtırsın belki ama bunun için bile kendini sorgularsın. Pişman olursun ama diline dökemezsin, bilirim. Ben de haketmişimdir kim bilir. Düşününce senin tarafından, haketmişimdir. Ama tek taraflı değil bu. Sen benim canımı öyle yakarsın, ben senin duygularınla canı yakarım. Ama benim de canım yanar sonra..

Nasıl böyle bir duruma gelebildik sevgili, nasıl.. İlk günkü kadar saf neden kalamadık biz? Tamam aramızda engellerimiz vardı, çözemeyeceğimiz sorunlar vardı belki.. Ama o kadar mı zordu? Tut elimden götür beni istedim, yapamadın. Geleceğe dair umutları sıralayalım dedim, o da olmadı. Belirsizlikler bitirdi bizi. Sende de güvensizlik vardı işte. Benden emin olamıyordun. Belki de haklıydın.. Seviyorum dedikçe davranışlarım farklıydı..önceden fotoğraflarını cüzdanımda, yatağımda, odamda, masamda taşırken şimdi hepsi kaldırıldı bir yerlere. Eskiden telefonumda bakardım tüm fotoğraflara, sonra onları da kaldırdım, sildim. Unutmaya çalıştım seni yavaş yavaş. Hepsi bu yüzdendi. Bu da güvensizlik için bir sebepti elbette. Ama inattın be sevgili inat! Senin inadın benim inadımı da körükledi! Eski beni bitirdi. Başka birine dönüştüm senin yüzünden. Yapmam dediğim her ne varsa yaptım. Aslında dilim söyleyemiyor ama..

Pişmanım..

Biz seninle birbirimiz için yaratılmıştık sevgili. Seninle ben tam zıttık. Sen bağrır çağrır ben alttan alıp yumuşatırdım. En zayıf noktandı aslında “sevgi”. Sen sevgiye açtın çünkü, sevilmeye aç. İki şefkat gördüğünde ipleri salardın. Narindin çünkü. Ruhuna dokunabilecek biri gerekiyordu sana. Ben dokundum işte.. Her ne kadar kilitli sandıklar içinde kalsa da yüreğin ben dokundum. O yüzden sen bana aittin işte. Benimdin olmalıydın. Kırmamalıydım seni öyleyken, sonuna kadar güven vermeliydim gözü kapalı inandırabilmeliydim seni. Demek ki eksik yapmışım bir şeyleri, yarım kalmış demek ki.. Senden başkasına aynı şeyleri yapamam. Yapamayacağım da. Arayış olacak benim için. Seninle kıyaslayacağım sende olmayanları isteyeceğim hep, bulamayacağım. Çünkü sen beni mutlu da ederdin, hüzünlü de, sinirli de. Beklemediğim anda sarılır, kapıma güllerle gelirdin. Aynı güllerle ömrümü de yedin. Beni alıp uzaklara da götürdün, suyun üzerinde umutlarımla durabilmeyi de. Yanında en şehvetli kızı da taşıdın, en çocukça hareketler yapanı da. Senin eksikliğin yoktu aslında sevgili, fazlalığın vardı belki de. Çok fazla olduğu için oldu bunlar. Çok seviyordun, çok kızıyordun, çok inattın, çok değer veriyordun, çok sahipleniyordun, çok bağırıyordun, çok isyankârdın, çok duygusaldın, çok hırçındın, çok masumdun.. Sen aslında benim olmalıydın işte.. Olamadın..

Adını soyadımla yan yana dileğim günden bugüne, bugünden geleceğe.. Ben seni geri kazanamam ama bekleyeceğim. Bunu sana hissettirdiğimde seni de kazanacağımdan eminim. Adım kadar, hislerim kadar. Ben sana öyle güven verip, senden öyle güvenler alacağım ki, ayrı geçirdiğimiz günlere lanet okuyacağız. Sen sevgili, sen.. Ne yaparsan yap, sen=ben..

Biz başka tenlerde yapamayız. Gel kaçalım uzaklara, senin istediğin yer olsun, benim istediğim ev olsun, senin hayalin olsun, benim umudum. Ben bırakabileceğime inanıyorum geçmişi, senin de yapabilmen için veriyorum o güveni. Gelir misin? Gelmezsin ki.. Gelemezsin.. Ama gelmelisin sevgili.. Gelmeli..

Biraz dinlenelim sadece, biraz ayrı kalalım. Sen yüreğini dinle ben kafamı. Birbirimizi geleceğimizi anlarız belki böylelikle. Artılarını eksilerini koyalım kantara, tartalım. Kim ağır basacak görelim. Benim artıların, dileklerim daha fazla.. Senin de öyle olduğunda, tek adım atalım yarınlara. Kararlar net, düşünceler pak, yürekler saf olsun. Sıfırdan değil, eksiden başlayalım. Billur sulardan açılalım okyanuslara. Ben varım geleceğe kafa tutmaya, eminim sen de varsın..Gel sahiplenelim soyadımızı, gel paylaşalım yastığımızı. Çocuğumuzun ismini birlikte koyalım, sen okula götür ben kazak öreyim sırtına. Düşünsene yatarken aramızda..

Ah sevgili ah..

Çok yıprattık birbirimizi çok bu hayatta. Ama hayallerimiz sıcak hala. Umutlarımız aynı hala. Ben senden uzakta, kalbim hala yanında. “her şeye rağmen” senin adına, doğru yolda. Sapmayacağım başka bir yola. “Senden bir başkası”na izin vermeyeceğim! Bunu unutma. Seni de bekliyorum.. Ne vakit sana bir gün cümlelerimle dokunsam o vakit geleceğini de biliyorum. Kırgınlıklarını telafi edip, kızgınlıklarımı atacağım, gömeceğim toprağa..

Sadece o günü bekliyorum, toparlanalım biraz daha, ışık tutacağız karanlığa..

Bir kızın yüreğinden süzülenler..

64589-78546

 

Please follow and like us:
0