Please follow and like us:
3

Eskiden ne herkes dumanla haberleşirmiş. İki duman yolla, karşındaki seni anlasın. Yanlış mı anlamış? Ondan bile haberim yok ya, salla. Sonra yazı çıktı ortaya. Önce şekillerle anlatılır oldu dertler, tasalar, istekler, sonra harflere dönüştü resimler. Yine yetmedi, anlatamadı derdini, elde kaldı simgeler. Sonra gelişti o yazılar, durup durup çoğaldı alfabe denilen o karışık simgeli harfler. Anlatamadılar, anlayamadılar. Bir dil yetmezken, binbir çeşit dil daha türettiler. Yine yetmedi, anlaşamadılar, anlayamadılar, tüm insanlar yine birbirlerini yanlış anladılar.

Günler geldi, günler geçti. Sesli araçlar çıktı, ardından hem görüntülü hem sesli olanlar. Arttıkça arttı tasalar. Zaten birbirini anlayamayan insanlar, bir de bunlarla uğraştılar. Bir de üzerine interneti çıkardılar. Oturduğun yerden, dünyaya ulaştırdılar. Gelişti, geliştirdiler, ama yine anlaşamadılar. Anlamlara anlam kattılar, yanlış yollara saptılar. Sonra ne vakit şu sosyal ağlar çıktı, insanların arası bir o kadar daha bozuldu. Yüz yıllardır birbirini anlayamayan insanoğlu, bir kez daha ortada kaldı, yine anlayamadı, anlaşamadı.

Paylaşılan her şey yanlış algılandı. Yazılan her söz, farklı adrese postalandı. Çekilen fotoğrafları yanlış değerlendirdi herkes. İnsanları birbirine yakınlaştırması amacıyla kurulan bir çok paylaşım sitesi, amacından saptı, insanları farkında olmadan birbirinden uzaklaştırdı. Herkes bir beğenme arzusuyla yanıp tutuştu, paylaşım delisi oldu. Günlük hayatta görsen selam vermeyen insan, o ağlarda arkadaşın oldu. Ya da o ağlarda seninle konuşan, sabah akşam sohbet ettiğin insan, yolda seni göründüğünde yüzünü çevirir oldu. Farkında olmadan arkadaşlarından uzaklaştırır oldu. Sırf paylaştıklarından dolayı seni mimleyenler, yazdıklarından dolayı seni depresyonda zannedip, zorla kör kütük aşık ettiler. Müzik zevkin yüzünden aşağıladılar, duygusallık kattığın yazılarına, kahkahalar atıp altına yüzlerce geyikten yorum yaptılar. Seni senden aldılar, cam fanusa koydular. Etrafını aydınlattıklarını söyleyip, gece ışıkları kapattılar. Seni her seferinde insanlığa yanlış tanıttılar. Yine anlayamadılar, her şeyi yanlış anlattılar.

Sevgilerin yolunu kapattılar, sevgililerin arasını açtılar. Birlikte olanları ayırdılar, ayrılanları başkasıyla bir arada tuttular. Yazdıklarından dolayı seni sorguladılar, beğenmediğini dile getirdiğinde ipe tuttular. Her zaman bir suçlu aradılar, ve hep aranan suçlu olarak da seni gösterdiler.

Evet suçlu sendin çünkü! Bu denli kendini kaptırdığın için suçluydun sen. Sosyal olarak ladığın için suçluydun. İnsanlarla konuşarak değil de yazarak anlaştığın için suçluydun. Derdini yazarak anlatmaya çalışıp, herkesten seni anlamasını beklediğin için suçluydun. Yapmak istediklerini sırf başkaları yanlış düşünecek diye çekindiğin için suçluydun. İstediklerini ifade edemediğin için suçluydun. İfade ettiklerinden dolayı yargılandığın için suçluydun. Her gördüğün olumsuzluklara, kendilerini kaptıran insanlara ağız dolusu küfür ettiğin için suçluydun. Resimde gördüğünle gerçek hayatta gördüklerini bağdaştıramayacak kadar farklı olduğunu düşündüğün için suçluydun. Sen suçluydun ki, sosyal ağlar yüzünden insanlarla arana mesafe koydun. Sırf bunlar yüzünden insanlarla aranı bozdun. Sevginden mahrum ettin, inancından, güvencinden vazgeçtin. Sırf o sosyal ağlar yüzünden, ağlar durur oldun gecelerce. Psikolojini bozdun, düşüncelerini bozdun. Derdini anlatmaya çalışırken, kendi kuyunda boğuldun. Astığın çamaşırlar kurusun diye beklerken, o iple kendini boğdun. Sosyal ağın kurbanı oldun, kuru bir yaprak gibi ordan oraya savruldun. Birbirini anlayamayanlar arasında, kayboldun. Suçsuz da olsan, yine suçlu oldun. Ötesi yok işte bunun. Her şeyin sebebi sendin.

Çünkü sen; suçluydun!

Please follow and like us:
3