Please follow and like us:
3

Bazı günler olur hiç rüya görmeyiz, bazı günler de deli gibi üst üste rüyalar görürüz. Ne acayip.

Rüya gördüğümüz zamanlar aslında vücudumuzun dinlendiği anlar demektir -iyi bir şey hani-. Ama öyle rüyalar görüyoruz ki; ardı arkası kesilmeyen, birbiriyle uzaktan yakından akrabalığı olmayan rüyalar. Kırların ortasında koşerken, bir buzdağına çarpıp, çölde yürürken bir çeşmeden su içiyoruz.


Bir de özlenilen insanlar, yatmadan önce konuşulan, kafada istemsiz de olsa bir şekilde yer eden insanlar görülür rüyada. Hoş ben öyle bir şey yapmıyorum ama neden hala rüyalarıma giriyor ki? Kafamdan çıkarttığım insanlar, bana bir adım bile yakın olmayan insanlar neden bana bu kadar yakın oluyorlar. Her gece her gece görmek zorunda mıyım? Her seferinde gecenin bir yarısı onun yüzünden uyanıp, iç geçirip tekrar uyumama rağmen o rüyama kaldığım yerden devam etmek zorunda mıyım?

Acı veriyor işte rüyalar. Gerekli gereksiz yerlerde çıkıyor karşına, pat diye düşüveriyor aklına. Zor iş.

Rüyamda bile çoğu şeyin açıklamasını yapar oldum. Ya ben kendimi anlatamıyorum, ya da ben anlaşılmıyorum. Oysa herbir şey o kadar net ki.. Rüyalarım bile.

Neyse hayrola artık..

Uzun zamandır kullanmadığım bir kelimeyi de kullandım ya bu yazıda, çok ilginçtir.

Yoksa ben gerçekten… ….

Please follow and like us:
3