Please follow and like us:
0

ogrenci olmakÖgrenci olmak…

Ne tuhaf şeydir, hep haksız, çalışmayan gününü gün eden, hayatı önemsemeyen, yarını düşünmeyen bir tip olarak algılanıyor. Oysa hocaların sadece at gözlüğü ile bakmasınan kaynaklanıyor bu sorun. Sanki zamanında onlar öğrencilik duygusunu tatmamış gibi..

Vizeler gelir, çalışırsın. Gece geç yatar, sabahın körü vaktinde kalkarsın. Önüne sorular gelir “hııı iyi yaa” dersin, ama gelen sonuç vasattır. Senin binbir hüçlükle yazdığın o cevapları Doc., Yrd. Doc. olarak nitelendirdiğin ancak EGOları mesleklerinin önüne geçen “insancıklar” kağıdını eşiyle konuşarak, muhabet arasında ya da morali bozukken okur. E haliyle bu durum o sınav kağıdına öyle güzel yansır ki! Hele bazılar ısırf eften püften ieylerin altını çizip, üstün bir de seni karşısına alıp dalga geçerler!

Hani onlar hiç öğrenci olmadılar ya!

Normaldir tabi bu da.

Mesela bir tane bayan hocamız var. Bayan dediğime bakmayın ha sadece “dışı bayan” görünümlü. Saçı uzun aklı kıt işte. Onun haricinde erkekten bir farkı yok. Bir erkeğin dahi kullananayacağı öyle cümleler sarfediyor ki, hele de sınıfta.. Üstelik karşısındaki kız ya da erkek hiç farketmiyor.

“Yuhhhh!!” dıyorsun amaaa.. Sadece içinden işte..

Hele bir dışından söyle bak neler oluyor gör..

Diyemezsein. Çünkü o mükemmeldir. O bambaşkadır. O hiç öğrenci olmadan o noktaya gelmiştir. Çükü o kapılar kapandığında “ÖĞRETMEN”dir.

Odasına gidersin ya da sınıta söz alırsın verdiği ödev/derleme vs hk. bilgi almak için. Amaaa soran sen misin.. Yaptın bir kere hata..

Sana resmen üstü kapalı gerizekalısın “BACIMM…” der. Üniversiteyi çok büyük bir yer hayal etmişim/z aslında. O lisenin, ilköğretimin sıcaklığına dair en ufak zerre kadar bir belirti yok O zamanlar daha güzeldi tabi. Arkadaşlarınla ders çalışırdın, not kaçırılmazdı ya da hocanın yanında gider en azından “Derdini” anlatırdın. O da sana en kötü anna/baba sıcaklığı ile sana yaklaşır yardımcı olurdu.

Sınavını okurken ise yazıkk!

Yaa biraz daha not vereyim ki diğer sınava iyi çalışsın demek vardı esiden. Şimdi git bakalım adları büyük ama işlevi küüçük üniversite hocalarının yanına gidemez, yüzlerine bile bakamaz olursun.

Çünkü sen alt tarafı “öğrencisin”!

Hıı evet öyleyiz. Ayruca söylemeyi unuttum, bazı öğrenciler de vardır ki, gayet “kıymetli”. Süreki odasına çıkan, saçma sapan sorular sorarark kendini hocaya sürekli hatırlatan halk arasında “Yalaka” olarak nitelendirebileceğimiz öğrenciler. Bu öğrencilerin nedense notları da her daim güzeller. Eee çalışıyorlar çünkü kolay mı!!..

Sözüm önce insanlık, sonra hoacalık işini yapamayan kişilere. Elbette hepsi böyle değil. Bunu da sadece çalışıp emeğinin karşılığını alamayanlar için konuşuyorum.

Zaman geçip bir gün bizler de öğretmen olacağız belki kim bilir. Her anlamda gerçekten öğretmen olacağız. Her anlamda egomuzu bastırıp mesleğimizi yapan kişiler olarak. Ne olursak olalım geldiğimiz yeri asla unutmayalım. Sonuçta bu dünya “geçici”.

Kul hakkının asla affı yok Çok bilen hocalarımız da bir gün bu durumu farkına varmaları, öğrenmeleri dileğiyle..

Yazan: Ö.E
Çizen/Bozan/Düzelten: aLi M.

 

 

Please follow and like us:
0