Please follow and like us:
0

Öyle bir siyaset anlayışı hakim olmaya başladı ki; artık hiçbir şeye anlam verilemiyor. Şimdiki siyasetçiler bir iş yapmaktan çok birbirlerine laf çarpıtıyorlar. Öyle hakaretler ediyorlar ki birbirlerine farkında bile değiller. Sonra da el sıkışıp aynı masada yemek yiyorlar, aynı meclise girip sohbet ediyorlar. Ne tuhaf di mi?

Öyle bir siyaset anlayışı olmaya başladı ki; halkın isteklerinden çok istemedikleri yapılır oldu. Her siyasetçi “halkı dinlemeye gidiyoruz” dediğin sadece “gitmek” için gidiyorlar. Hangi vatandaşın sesine kulak verip değişiklik yapıyorlar ki? Ne tuhaf di mi?

Öyle bir siyaset anlayışı olmaya başladı ki; artık bizi yönetenler(!) bizden çok başkalarına karışır oldu. Bizim ülkemizin, vatandaşlarımızın sorunları dururken başka ülkelerin içişlerine karışır oldu. Bizim kendi içimizde savaşlar bitmezken başka ülkelerde savaş bırakılmalı, isyan kesilmeli, halk dinlenmeli deniliyor. Peki biz de halk dinleniyor mu? Bu sese karşılık veriliyor mu? Verilmiyor, ne tuhaf di mi?

Öyle bir siyaset anlayışı olmaya başladı ki; herşey de dünyanın en pahalılarını kullandırmaya yöneltecek söylemlerde bulunuluyor.  İktidar sahipleri bizlere düşük vergi uygulaması gerekirken, aldığımız nefese kadar vergi ödettiriyor. Herkes de paşa paşa ödüyor ve gıkını bile çıkarmıyor. Padişahım sen çok yaşa denilip kafa eğiliyor aşağıya. Resmen vur enseye al ağzından lokmayı haline geldik kimse farkında değil? Ne tuhaf di mi?

Öyle bir siyaset anlayışı olmaya başladı ki; muhalefetler muhalefet olamayacak duruma geldiler. Yeri geldiğinde kendilerine muhalefet oldular, yeri geldi alakasız şeylerle gündeme geldiler. “Mazotu yarı yarıya indireceğim” gibi vaatlerde bulunmaya başladılar. Seçim zamanı geldiğinde ne de çok duyar olduk ve olacağız. Ne tuhaf di mi?

Öyle bir siyaset anlayışı olmaya başladı ki; daha önce sözlerini dinlemedikleri halkın seçim zamanı geldiğinde kapılarını açar oldular. Herkes kendi uçkurunu düşünür olmuş.Sokakta battaniyeye sarılıp uyuyan sokak çocuklarını düşünmeden Mısır’daki Mübarek’in istifa etmesi hakkında demeçler verir olmuş(lar).

Öyle bir siyaset anlayışı olmaya başladı ki; yapılan her işte her yerde içlerine kadar işledi, çıkarılamaz oldu siyaset. Bakkalcıdan sakız almaya kalksak ardında siyaset arandı. Bu kadar gerekli mi görüşleri söylemek? Her yerde bu kadar taraflılık varken nasıl tarafsız yaşanmalı? Ne tuhaf di mi?

Öyle bir siyaset anlayışı olmaya başladı ki; kimse kimseyi adamakıllı dinlemez oldu. Köprüyü geçene kadar dayılık taslandı, köprü bitince özüne geri dönülür oldu. Görüş ayrılıkları yüzünden birbirilerine ağıza alınmayacak sözler söylenildi, dışlanıldı.

Ne gerek var, ne gerek var.. Bizim haklarımız evrenseldir, devredilemez diyorsak, haklarımızı aramamız gerekmez mi? Hakları uğruna insan elinden geleni yapmaz mı?

Alınan benzinin %70i vergiye gidiyorsa, 100 TL lik elektrik faturasının 60TL si sadece vergiye gidiyorsa ve sen buna rağmen hala olsun napalım diyebiliyorsan, bunun olmasına izin veren hem iktidarı hem muhalefeti ötekisini berikisini hala savunuyorsan sorarım sana nereye, ne zamana kadar?

Herkesin vardır bir görüşü, savunduğu tarafı. Ama insansan eğer ve hakkın gasp ediliyorsa -her anlamda- sen buna susuyorsan suç yönetende değil sendedir!



Please follow and like us:
0