Please follow and like us:
0

Kongrenin Maskotu Çini Kız: Karakterin saçı çinide kullanılan lale motifinin deforme edilmiş halidir. Kıyafeti ise lale çiçeği olarak düşünüldü Çini Kızın Kanatları logoda bulunan yapraklardan oluşmaktadır.

Trakya GençTema olarak, 4-6 Mayıs 2012 tarihlerinde Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nin ev sahipliğini yaptığı GençTema Kongresine katılımımızı başarıyla gerçekleştirdik. Her yıl düzenlenen bu toplantıda genç temacılar düşüncelerini dile getiriyor, yaptığı projeleri ulusal çaptaki tüm arkadaşlarıyla birlikte aynı ortamda dile getiriyor, eksik gördükleri yerlerin düzeltilmesi için görüşlerini ortaya koyup tartışıyorlar.

Biz de Trakya’yı temsil ettik, sunumumuzu yaptık, görüşlerimizi dile getirdik. Hep mi böyle bu düzende gittik? Elbette hayır. Yoğun bir programın ardından sonra elbette güzel aktivitelerimiz, eğlencelerimiz, gezilerimiz de oldu.

4 Mayıs 2012

Bir gece öncesinden başladı yolculuğumuz. Aktarmalı yolculuğumuzla birlikte sabahın karanlık vakitlerinde, gün daha ağarmaya niyetlenmeden bastık ayaklarımızı toprağa. Saatlerimiz tam 05:30’u gösteriyordu. Karşılama ekibinin de desteğiyle bir köşeye çekildik. Bizden daha önce gelenler de olmuş elbette. Malum uzun bir yolculuğumuz vardı ve bir yerlere sığınmaya dinlenmeye ihtiyacımız vardı. Konaklama yerine doğru yol almaya başladık ve Kütahya’nın Sosyal Tesisleri’ne ait Misafirhanesinde odalarımıza, inzivaya çekildik. Bir kaç saat uykunun ardından Kütahya sokaklarını keşfe çıktık. Programın başlamasına daha uzun saatler varken, havasından suyundan etkilendiğimiz Kütahya sokaklarında kahvaltı yapacak bir yer aradık. Kısa bir aranın ardından başlayan kahvaltı faslımız kısa sürdü. Ardından kendimizce sokaklarda bir oraya bir buraya dolandık durduk. Dikkatimi çeken ise, etrafta çok fazla genç nüfusunun olmamasıydı. Garip. Sanki herkes çekilmiş kendi köşesine, çıkmıyor dışarıya gibiydi.

Biz böyle dolanıp dururken saat 15:00’da başlayan kısa bir Kütahya turu başladı. Merkezini Çini Vazonun oluşturduğu caddeden yolumuzu almaya başladık. Müzeler, camiler, sokaklar.. Her yerde bir çini var, her yerde bir seramik var. Rehberin tanıtımlarıyla devam eden bu gezide elbette her anı ölümsüzleştirmek isteyen fotoğraf çekimleri de oldu. Yüzlerce, hatta binlerce fotoğraflar çekildi, ölümsüzleştirildi kareler..

Akşam vakti olduğunda herkes yorgun olsa da yemek faslının ardından kısa bir tanışma, tanıtma, ve tartışma ortamı ile başladı. Hafif bir gerginlik olsa da gençlerin düşüncelerini dile getirmeleri gayet güzeldi. Bunu da her zaman yapmamız gerek zaten. Fakat dikkat etmemiz gereken asıl bir nokta var ki, o da ûslup! Nerde nasıl kullanmamız gerektiğini bilmeliyiz.  İlk geceyi böyle yorgunlukla tamamladıktan sonra odalara çekilip ertesi güne hazırlandı herkes.

5 Mayıs 2012

Sabahın erken saatlerinde kapıya kadar gelen uyandırma ekibinin kapıyı çalması ve ardından hemen kaçmasıyla açtık gözlerimizi. ‘Kahvaltı zamanı’ diye başlayan çığlıklar ve açlıktan guruldayan midemizin sesine kulak verip koştuk kahvaltıya. Yedik, içtik, doyduk. Böyle bitmemeliydi elbette. Seminer alanına yol aldık ve başladı program! Tema’nın yönetim kurulu vekili, 28 üniversitesinin ve il temsilcilerinin katılımıyla başladı kongre!

Bu kongrenin teması Toprak ve Sürdürülebilir Yaşam üzerine kuruluydu. Küçük bir atölye çalışması, katılımcıların geldiği iller hakkındaki sunumları ve toprağın geleceği üzerine konuşuldu. Sunumlar tamamlandı, akşam yemekleri de bir güzel midelere indirildi. Sırada eğlence vaktiydi!

Kütahya’da gece hayatı pek yok gibi. Öğrencileri de gündüz çekildikleri kabuktan biraz sıyrılıp gece dışarı çıkıyorlarmış meğer, bunu gördük. Üç beş kafede toplanmış sohbet ederlerken ‘Biz ne yapsak acaba?’ sorusunun cevabını organizasyon ekibinden aldık. Tek mekan olan Medusa Club adındaki bir clupta eğlendik hep beraber. Tüm yorgunluğumuzu atıp, kurtlarımızı döktük adeta. Gece bitmek bilmedi. Yataklara uzandığımızda saatler 03:00’ü gösteriyordu. Yorgunduk ama yılmamıştık. Sabahın 7’sinde tekrar uyanacaktık..

6 Mayıs 2012

Bizim kendi çapımızda gezmelerin yanında bir de aslolan bir gezi faslı var elbette. Her etkinliğin son gününde o şehir gezilir, tanıtılır, tarihi yerleri anlatılır. Bu sefer listemizde Kütahya’nın hatıraları var. Almanlardan devralınan ve Pamukkale Üniversitesi tarafından yürütülen kazı çalışmalarının yer aldığı tarihi mekâna Aizonai’ye gidiyoruz. Burdaki Medusa heykelinden kazı alanındaki tüm tarihçeyi dinliyorum çalışmayı yürüten hocamızdan. Bize kaldıkları kazı evini gösteriyor, bilgileri esirgemeden paylaşıyor.Ardından Borsa’ya geçiyoruz. Eskiden satışların yapıldığı alana, ‘2 Eşeğin 1 köle eşit olduğu dünyanın ilk ticaret borsası‘na gidiyoruz. Gidiyoruz, geziyoruz.. Öğreniyoruz, öğretiyoruz, paylaşıyoruz..

Evliya Çelebi’nin memleketi Kütahya şehirlerini fethediyoruz. Ardından terkediyoruz. Bir sabah ansızın düştüğümüz o sokaklardan, bir gece ansızın çekiliyoruz. Zaman çok çabuk geçiyor vesselam, biz tüm hatıralarımızı orda bırakıyoruz. Heybemize bir çok yeniliği koyup evimize geri dönüyoruz.

Kongre organizasyonun emeği geçen Dumlupınar Üniversitesi Kütahya Genç Tema ekibine ve tüm katılımcı arkadaşlara teşekkür ediyorum.Tekrar görüşmek dileğiyle (:


Please follow and like us:
0