Please follow and like us:
0

kurban

25 Ekim 2012, saat 07:58 de Bayram Namazı ile başladı Kurban Bayramı faslı. Ardından öncelikle ailede bayramlaşma, sonra uzaktaki eşi dostu arama faslı.

Ardından Kurbanımızı keseceğiz tabi ama bizim pederimizin babamızın çenesi durmaz. Bir de yanımıza 5-6 damacana ve 4-5 tane 5 Lt.lik bidonları da aldı ‘gelirken su doldururuz’ diye. Hani kurbana gidiyoruz bir de bu dert çıktı. Tamam iyi güzel de amaç? Ne gerek var? Kendi arabamız yok bir şey yok, başkasının arabasına doluştuk bindik öyle gittik resmen.

Sonra kurbanın olduğu mekana doğru geldik. Hazırlıklar yapıldı. Tekbirler alındı ve Allah Rızası için kurbanımızın kanı akıtıldı. (Allah kabul eder inşallah)


kurbanlık

Ardından deri yüzme, kemik kırma vs. işleri için kolları sıvadık tabiki. Normalde bizim değil de kesimi yapan kişinin işi olmasına rağmen dayanamadık tabi annemle ben de giriştik işin içine. Elimiz yüzümü kan, her yerimiz et doldu. Kafamın içinden kırılan kemik parçaları, gözümün etrafında kan damlaları..

Bizde adettir aslında (Kırıkkale). Kurban kesimi yapıldıktan sonra ilk etiyle o anda kavurma yapılır ve demli bir çay ile birlikte bir güzel afiyetle yenir. Ama bu taraflarda (Zonguldak) öyle bir şey yok tabi. Ama yine de yaptırdık. Hemen bir parça et kavruldu ve tadına bakıldı. Aslında ne kadar garip di mi insanlık. Az önce canlı gördüğü hayvanı, kıyım kıyım kesip, tüm etlerine elini sürüp, ardından bir güzel mideye indirmek..

Kimilerinin midesi kaldırmıyor tabi bu durumu. ‘Ben yemem yeaaa ‘ diyerek kaçanlar da var. Ben yeterince midesiz olduğumdan ötürü hiç farketmiyor bu durum =)

İşte bu esnada ben ki etin içerisinde debelenirken babam ordaki gençlere o damacanaları bidonları doldurtmuş. İşler bitmeye yakın azıcık dinleneyim derken geldiğimiz araba sularla doldu ve haliyle bize yer kalmadı. Bir de üstüne üstlük kurbandan çıkan az çok etimiz de var onlara da yer yok. İçimden ‘Eh be baba yapılacak iş mi bu şimdi gözünü seveyim’ derken bağrış çağrış ‘Aliiiii koş baban çağrıyor’ . Niye çağırdığı belli aslında. ‘Hadi gidiyormuşsunuz siz önce arabayla önceden’ dediler Ali pert. Arabaya zaten bidonlar sular dolmuş ben de bildiğin arkaya kıvrıldım iki büklüm. Yarım saat gittikten sonra eve geldik. E haliyle tüm suları ben yüklendim. neredeyse 150 Lt. (150 kg) suyu sırtladım taşıdım.

Bizimkiler de arkadan başka arabayla geliyorlardı tam eve geldim üstümü değiştirdim onlar da geldi. Hobaa tekrar in aşağıya ve bu sefer de 30 kg et daha taşı. Onu da taşı. Biter mi? Bitmez!

Sırada bu etleri kuşbaşı bilmem ne tarzı parçalamak için oturduk yere. Belim zaten kopmuş öğlen saat 2’den akşam 8’e kadar hepsini bıçakla doğra dur. Hayvanın eti de yağlı olunca bıçak sürekli köreliyor arkadaş. Bastırdıkça bastırıyorsun. Haliyle parmak bu. Hep de sağ el kullanınca o da çöktü. Artık ellerim sabahtan akşama kadar etin içinde durmaktan bildiğin buruşmuş, tenime işlemiş.

Artık yorgunluktan belimin ağrısından oturamıyorum bile. Duşa gireyim diyorum dermanım yok. Ama yine de öyle böyle gece 2’ye kadar oturdum arkadaş. Kendime de kızıyorum yat zıbar uyusana bi!

Öyle böyle bir bayramın ilk günün sonuna geldik. İşte böyle başlayan muhabbet 2. gününde suskunluğa boğuldu.

Böyle de bi içimi dökeyim dedim buralara. Aynı zamanda da takip edenlerimin bayramını en içten dileklerimle kutlayayım istedim.

Bayramınız Mübarek olsun.. Daha nice nice bayramlara efenim.

Olur da yolunuz bana düşerse buyrun gelin size kavurma ikram edeyim, kapımız açıktır =)

Selametle..

Please follow and like us:
0