Please follow and like us:
0

Eskiden şen şakrak biriydim. Yüzümdeki tebessümüm soldu adeta. Yüzümde bir gamze vardı, sağ yanağımda minicik. Aynaya baktığımda görürdüm en azından. Şimdi yerini bile unuttum adeta.

Sonra takardım kulaklığımı, kafamda kapüşonum, sırtımda çantam, ellerim cebimde gezerdim sokak sokak. Yorulduğumu bile bilmezdim hiç. Etrafta insanları izler, kendi kendime gülerdim çoğu zaman. Ayaklarım hep ileri giderdi, durmazdı. Bilmediğim sokaklarda gezer, görmediğim caddelerde dolanırdım salına salına. Özellikle bakkalların isimlerini okurdum. Öyle güzel farklı isimler vardı ki; beynime kazınırdı her biri. Sonra kulaklığımı çıkarır insanları dinlerdim. Konuştuklarına hafif kulak kabartırdım. Konuştuklarından çok konuşma tarzlarını dinlerdim aslında. Yöresel ezgilerin tonunu irdeler, tebessümüme tebessüm katardım..

Etrafa gülücükler savururdum her ne olursa olsun. Ayağım takılır, kendime güleri, geçerdim. Nereye gidersem gideyim yanımda gülüşümle yol alırdım. Gittiğim yere onu da dağıtır, paylaşırdım ve paylaştıkça da çoğalırdı..

Nedendir bilinmez artık öyle değilim.. Karabulutlar çökmüş sanki yüreğime. Yakamoz parlaklığı dolan yüreğime adeta katran oturmuş. Gözlerime giden, gamzeme giden yollar tıkamış sanki.. İçtenliğimi yitirmiş gibi, buğulu bakıyor gibiyim hep.. Söküp atasım geliyor kurtarayım diyorum ama, olmuyor, yapamıyorum. Beceremiyorum..

Sabahları kalkıp kahvaltı ederdim. Erkenden uyanır, en azından çayımı demler, iki üç dilim bir şey atıştırmadan çıkmazdım dışarıya. Şimdilerde tüm gün aç geziyorum, farkında bile olmadan. Televizyon filan bile izlemez “aptal kutusu o!” derdim. Düğmesine bile basmadan yıllar geçmişti neredeyse. Şimdi odaya girer girmez “en azından bir ses duyayım” diyerek ilk televizyonu açar oldum..

Tek başınalığım koymazdı bana.. Özgür bir kaplan gibiydim, ayağımda zincirim olmadan. En güçlü halimle kaplan kesilirdim her yerde. Çevikliğim, atikliğim, hızımla şaşırtırdım herkesi. Bir orda bir burda derken koca günde tonlarca yol katederdim. Şimdi yerimden kalkmaya mecâlim yok. Üşengeçliğin dibine vurmuş, koala gibiyim resmen. Duvarların üzerindeki boyalara bakmaktan gözlerim, tavana bakmaktan beynimin hücreleri bozulacak..

Kulağımın biri camda, diğeri kapıda.. Hani “biri gelir de çalar“, “biri ses eder de seslenir camdan” diye.. İkisi de yok, olmuyor. Hani derler ya “Anadan ayrı yârdan ayrı gurbet ellerde” diye, aynen öyle işte..

Nasıl bulurum, nerede bulurum kendimi hiç bilmiyorum.. Ki kaybedilen şeyleri eskisi gibi bulmak da çok zordur, onu da iyi biliyorum. Bırakıldığı gibi bulunması çok zordur çünkü..

Nerede ne şekilde karşıma çıkar o “ben” bilmiyorum ama çıksa artık bir an önce çok iyi olacak. Zira bu kayıplık içerisinde, gülüşlerimi, mutluluğumu geçtim, dünyada edindiğim yerimi de bir daha bulamamak üzere sonsuza dek kaybedeceğim..

Please follow and like us:
0