Please follow and like us:
0

Bazen içimize hüzün oturur ya hani, çıkaramazsınız. Oturur da yerleşir, mesken edinir kendine. Öyle işte.. Ve ne vakit o hüzün otursa içime benim hiçbir işim yolunda gitmez. Sanki hepsi kuyrukta bekliyormuşcasına ardı ardına dizilir tüm olumsuzluklar. Çorap söküğü gibi ilmek ilmek sökülür gelir hepsi..

2 hafta öncesinden başladı benimkisi. Oysa Kurban Bayramı öncesi tatil modu için de hazırlamıştım kendimi. “Her şey güzel olacak olacak..” diyerek ruhumu hazırlıyordum. Askerden geldikten sonra daha tatil bile yapamadan iş hayatına atılmam benim içime oturmuş ve kendime gelemeden iş yoğunluğunun içinde bulunuşum yıpratmıştı. Biraz toparlanmaya ihtiyacım vardı. Aslında ilk aklımdan geçen şöyle bir tatile gitmek, akdenize egeye doğru kıvrılmaktı. Ama ailem bile beni uzun süredir görmediği için onların da gönlünü almam gerekiyor diyerek gitmedim. “Yine kendimden fedakârlık yapıp” memleketime, ana/baba ocağıma geldim..

İyi de oldu bir yerde. Uzun 9 günlük bir tatilin ardından kendim biraz daha dinlenmiş hissettim. Ama gel gelelim o tatilin acısı üstüne gelen iş yoğunluğuyla ve ard arda gelen sıkıntılarla helak oldu. Resmen yaşlandım bir hafta içinde. Tüm aksilikler beni buldu. Kafa olarak rahat değildim. Gittikçe dibe vuruyorum. Herkes herşey üstüme üstüme geliyordu sanki. Yolunda giden hiçbir şey yok. Yanımda kimse yok. Destekçim yok. Halimi hatrımı “içten” soran yok. Mezarımı kazmışlar sanki öncesinde, bir çırpıda ayağıma çelmeyi takıp içine atmışlar da üstüne kürek kürek toprak atıyorlarmış gibi..

Çözülmüyor abi çoğu şey çözülmüyor. Havada kalıyor. Kafa olarak rahat değilim, beden olarak rahat değilim. Eksiğim hep bir yanım hep eksik kalıyor. Kabullenilmiyorum sanırım artık. Çekilmiyorum kimse tarafından. Ben de kendimi çekemiyorum. Çok yaşayacağımı da sanmıyorum zaten bu gidişle. Ya erken ölürüm, ya da bir kazaya falan kurban giderim muhtemelen.

Olacaksa acısız olsa bari.

Çileli olmasın gidişim.

Budur isteğim.

Please follow and like us:
0