Please follow and like us:
3

Sevgilinizden ayrılırsınız. İçiniz parçalanmış bir vaziyettedir ve günleriniz harap olmuştur. Her geçen gün size daha bir işkence gibi gelir. Ağladığınız gecelerin haddi hesabı yokken, içindeki ‘Nasıl inandım ben ona‘ seslerine engel olamazsınız. Sırf ‘o‘ kırdı diye kalbinizi, tüm insanlığı suçlarsınız. Tüm insanlıktan nefret edersiniz.

O sizi kırdı, üzdü diye kapatırsınız tüm kepenkleri –gûya– açmamak üzere. Ama tek zayıf noktanız da yine odur. Siz de farkındasınızdır bunun. Arkasından sayıp sövseniz de, binbir çeşit laf etseniz de yine ona dönmek istersiniz. Üzerinizdeki yük gittikçe ağırlaşmaya başlar. Her an aklınızdan yaptıkları geçer. Size ağıza alınmayacak binbir çeşit söylediği sözler, haketmediğiniz bir sürü laflar bir bir geçer gözünüzün önünden, film şeridi gibi. Benliğinize yediremezsiniz. Onun için yaptıklarınıza karşılık, tek bir kelimesini dahi haketmediğinizi düşünürsünüz.

Sonra biriyle konuşmaya başlarsınız. İçinizi dökersiniz, kırgınlıklarınızı, pişmanlıklarınızı, onun size yaptıklarınızı anlatır, tavsiyeler alırsınız, iyi de gelir size. Siz anlattıkça, dışarıya döktükçe eteğinizdekileri, rahatlarsınız. Karışınızdakinden bambaşka açıları gösterdiğini farkedersiniz. O da sırf sizin mutluluğunuz için çabalar etrafınızda. Çoğu zaman farkında bile olmazsınız bu kişinin. Sizin için yaptıklarından, yapabileceklerinden habersizsinizdir. Siz de onun yanında gayet mutlusunuzdur aslında. O an için sizi rahatlatan, her aradığınızda koşulsuz koşup gelen kişidir. Elinden geldiğince size yardımcı olan, gelmediğinde bir şekilde sağdan soldan ayarlamaya çalışandır. Sizin hüzünlü olduğunuz anda iki kat daha fazla üzülen, fakat sizi daha fazla sıkmamak için çok fazla üzerinize düşemeyen biridir, o dertleştiğiniz kişi. Yaşadıklarınızı anlattığınızda ondan gelen yorumları dinlersiniz. Olanları farklı pencereden bakmaya çalışırsınız ve anlarsınız yaptığınız hatayı.

Ama gel gelelim insanoğludur işte, göz göre göre aynı hatayı yapmak ister. Bile bile kendini ateşe atmayı çok sever. Bir çift gözü varken, dünyanın en karanlık gözüne sahip körüdür, ki olanları dahi göremez hiçbir zaman. Ne etrafında onun için çabalayan insanları, ne onun uğruna yapılan fedakârlıkları. Görmek istediğini, işine geleni görür, gerisine kapalıdır kalp gözü. Arkasından binbir çeşit laf söylediği sevgilisine geri döner o insanoğlu. Gururuna yediremediği tüm hataları bir kez daha sineye çekerek, bir kez daha dener onu bunu. Yalanmış, ihanetmiş, gururmuş, kedermiş hiç birini dinlemez. Affetmeyi hep bir köşesinde saklar o kişiye karşı. Ardından millattan öncesine kadar sövse de yine onunla birlikte olur.

Çünkü bu ‘insan‘dır. Ne kadar şikayet etse de hep canını yakanı tercih eder, onu sever.

Kural bu; seven hiçbir zaman sevilmez. Bu devir de seven kazanmaz.

Please follow and like us:
3