Please follow and like us:
0

Hüzün Kovanı

Dışarısı soğuk sevgili. Üşütüyor beni. Sana da aynısı oluyor mu bilmiyorum ama ben üşüyorum. Aklıma geldikçe hatıralar daha bir üşüyorum. Sensizlik, sessizlik üşütüyor beni.

Severdik yağmuru ikimizde. Hani çıkardık dışarı, el ele dolaşırdık sokaklarda. Sarmaş dolaş ıslanırdık baştan aşağı. Şemsiyelerimizi kapatır, ellerimizi ellerimize bağlardık. Islanan ayaklarımızı yalpalaya yalpalaya sürterdik yollara. Çamura batardık ama yine de gülerdik. Birbirimizin suratına bakar, kahkalar koparırdık. Kafamızı kaldırıp gökyüzüne, yağmur tanelerini tutmaya çabalardık dilimizle. Deliydik işte biraz.

Şimdi sokaklarda biz yokuz, kimseler yok. Sanki biz çekilince yollardan herkes çekilir olmuş. Eskisi gibi sarmaş dolaş yürümeyi istemiyor sevgililer. Yağdığında yağmur kaçan kaçana. Herkes sığınacak bir yuva arıyor. Benim yuvam da sendin, sığınacak limanım da. Ben gönlümün demirini senin gönlüne atmıştım oysa. Başka yer batırırdı beni, biliyorsun. Her yağmurda dalıyor gözlerim yine o limana. Sanki halatlarım kopmuş, batıyorum suya.

Yağmur bir yana, bir de bayılırdık sonrasında çıkan toprak kokusuna. Hele de yağan yağmuru cam ardından izlediğimiz anlar daha bir güzeldi. Sıcak çikolatamız olurdu, yanında küçük tebessümlerimiz ve hatta o sıcak çikolatadan daha sıcak bir sevgimiz vardı bizi ısıtan. Tenin tenimde, kokun kokumda seyrederdik düşen taneleri. İkimiz de dalardık uzaklara. Hayallerimize dalardık. Sen başını yaslardın omzuma, ben hafiften için geçtiğinde sarılırdım boynuna.

Kalkmazdık o pencerenin başından yağmur bitene kadar. Ellerimiz kenetlenmiş bir halde bakardık semaya. Şimdi yine o yağmur var ama eksik sanki bir şeyler. Hatta çok şey eksik sevgili. Alnımdaki çizgilerin sayısı, sensiz geçen günlerin sayısını geçiyor sevgili. Kırıldıkça kırılıyor saç tellerim, parçalandıkça parçalanıyor gülüşlerim, yıkıldıkça yıkılıyor kalbimin odaları. Cümle kuramıyorum artık, her biri gizli özneli, her biri devrik..

Hüzün kovanına dalmışım buğulu gözlerle. Yine yağmur var ama eksik işte bir şeyler anla. Tat vermiyor artık o sıcak çikolata, eskisi gibi kokmuyor yağmur sonrası topraklar. Şimdi daha çok acı veriyor çünkü yağan o yağmurlar. Her bir damla gözyaşımdan düşer gibi, gürleyen her bir gök gürültüsü benim haykıramadığım cümlelerin esintisi yıkıyor, parçalıyor beni..

Şimdilerde daha bir yoğun yağıyor bu şehre yağmurlar. Tadı yok, tuzu yok. Eski sevdaların hatrı yok. Kaldırımlarda ayak izleri silinmiş, herkesin başı öne eğik. Kaçan kaçana, kaçan kaçana..

Sayamaz oldum damlaları, düştükçe düşüyorlar gözümden. Yok sevgil tadı yok artık bu yağmurları eskisi gibi güldürmüyor, hüzünlendiriyor. Şimdi yağmur yerine, hüzün akıyor gözlerimden. Ve hiçbir şey eskisi gibi olmuyor, kimse sarmaş dolaş dolanmıyor.. Tadı yok mevsimlerin, daha çok üşütüyor yaz, daha çok yakıyor kış. Baharım kalmadı, toprak oldu anılar.

Ama şimdi bunlar eskide kalmış, kilitli sandıklar. Üstü tozlanmış, atılmış sulara. Yağmurlar benden uzakta, sen çok uzakta. Hüznümüz kovayla yağdı, düştü toprağa. Ruhuna El-Fatiha..


Please follow and like us:
0