Please follow and like us:
0

Yeni dönem için tüm üniversiteler yavaş yavaş hazırlık yapıyor. Ders kayıtları, ders seçimleri, proje seçimleri, lab.lar vs. vs.  Kimi üniversiteler bu işi çoktan halletmiş döneme başlamış olmasına rağmen bizim gibi bazı üniversiteler bu işi bu haftadan itibaren yapmaya başladılar.

Önceden takip edilen sistem, har(a)cını yatırırsın, ardından dersini seçersin, akademik takvime göre başladığı tarihten itibaren 1 hafta içerisinde de bu kaydını danışman hocana onaylatırsın. Tabi dedik ya, bu eski sistemdi. Asıl durum şimdi patlak verdi. Sabit bir har(a)ç ücretiniz olmayacak!

Ne demek bu?

Yani normal har(a)ç tutarınız bellidir. Eğer siz sınıf içerisinde başarılı bir öğrenci iseniz %10’luk dilime girdiğiniz zaman bu har(a)çın bir kısmını ödüyorsunuz. Yani siz başarılı olduğunuz için size indirim yapıyorlar.

Diyelim ki giremediniz. Kendi halinizde takılan, düşe kalka devam eden bir öğürenciyseniz, tıpış tıpış normal ücretinizi yatıracaksınız.

Ya da tam tersi biriyseniz. Yani dersleri çok fazla önemsemediğinizden alttan bir çok dersiniz kalmış hatta ders kesmişseniz size ona göre muamele yapıyorlar. Alttan aldığınız dersin kredisine göre har(a)ç ücretinizde artışlar meydana geliyor.

Bu aslında şu demek ‘Çalışırsan, hakkını alırsın. Yok çalışmazsan, ben senin aklını da paranı da alırım

İşte bu sebepten ötürü biz de işler değişti. Daha önceden har(a)ç yatırılmayıp, önce size ders seçtiriyorlar ki, bakalım bu velet kaç tanesinden kalmış, ne kadar bu elemanı kekleyip de cebinden para alabilirize döndü.

Haliyle tüm üniversite öğrencileri de bu zaman dilimini en kısa sürede atlatabilme adına har(a)ç yatırma tarihlerinin ilk gününde bankaları dolduruyorlar. Bizim de proje seçimleri olması sebebiyle, önceden formları teslim etmemiz gerekiyor tabi. Bu sebeple erkenden yatırıp, dekontu teslim edip, proje seçimini yaptığında senin için daha kârlı olmuş oluyor.

Ben de dedim ki, ‘Gak la olm sabahtan yatır şu har(a)çını da, git bir seç dersini, projeni‘. Ama sabah soğukta yataktan çıkılır mı? Debelene debelene zor güç kalktım. Saat 9 civarı şubede oldum. Sıra alayım dedim -derken karşımda fena bir kuyruk gördüm ama görmezden geldim-. Ordaki eleman demesin mi ‘Har(a)ç mı yatıracaksın?‘ Hafif takılarak ‘Eeee. evet‘ dedim. ‘Şu karşıdaki sıranın sonuna geç‘ demez mi..

Oha lan o sıraya nasıl geçeyim ucu bucağı görünmüyor ki! Sabah ezanında mı geldi bu millet de sıraya geçti dertleri ne bunların!’ diye içimden sayıklarken adama sadece ‘Peki‘ diyebildim.

Yok böyle bir şey. 2 Katlı bankada, merdivenden yukarı döne döne kuyruk çıkıyor. Bıraksan çatıya falan çıkacaklarmış kesin. Ama Allah’tan çatısı yokmuş. Merdivenin yarısında sayıkladım ‘Ulen dedim bu sıra sittin sene bitmez! En iyisi dön ATM’den yatır, dekontunu alırsın içerden’ Çıktığım merdivenlerden geri indim. Garanti olsun diyerekten beni sıranın sonuna gönderen adama tekrar sordum ‘Dedim dayı, ben bu har(a)çı ATM’den yatırsam olma mı?’ ‘Olur tabi dedi üniversite kodu 32’ dedi ‘Eyvallah gözümsün’ diyerek çıktım ATM’nin başına. Bir tek ben varım. Garibim millet minimum yarım saat kapı önünde bankanın açılmasını beklemiş, yarım saat de memurların yerlerini alıp sistemlerin açılmasını beklemişlerdir -ki hâla da bekliyorlardı-. Hemen girdim har(a)ç ödeme kısmına, yazdım üniversite kodumu, verdim numaramı, verdim coşkuyu, ver dedim, ver Allah ver ver Allah ver. ATM can çekişiyor elimin altında. Cayır cayır tuşlardan çıkan ciyuuk ciyyuk sesleri arasında gelip gidiyor. ‘Sevinç çığlıkları’ bunlar diyorum kendi kendime. Bu sırada dışarıda da deli gibi soğuk var. Parmaklarım zor basıyor tuşlara. Kuru ayaz kadar berbat bir şey yok yeminle. Normalde -5 derece iken, rüzgârla birlikte -15 dereceye kadar düşüyor. Yüz felci geçirmemek elde değil. Giydiğiniz içlik bile fayda etmiyor. Akciğerim doğalgaz kombilerinin bacasından çıkan yanmış gazlar gibi ağzıma ağzıma yolluyor sıcak havayı ama nafile. Yapışıyor resmen organlarım birbirine. İşte tam o sırada (içim acıya acıya) yatırdığım 232.20 TL har(a)çımla işim bitti. Bu kadar fazla tutar yatırdığım için üzüleyim mi, yoksa kısa sürede işimi hallettiğim için sevineyim mi, bilemedim.

Hemen içeriye girdim yine o dayının yanına dedim ki; ‘Dayı ben yatırdım ATM’den bana dekontu verebilecen mi?’Ayıpsın yeğen, ver bakim kartını‘ dedi. -Sen iste gözümün çapağı- diyerek uzattım kartı. Hemen ekranda tipik artistlik hareketlerle birlikte kontrol edip, dekontumu da verdi. İki imza çakıp hoop, bankadan çıktım. Çıkarken de merdivende hâla kuzu gibi bekleyen garibim insanlara baktım, sinsi bir gülüşle birlikte çıktım dışarı tekrar.

Ardından hoppidi hoppidi fakültenin yolunu tutup, proje seçimini yapıp, dekontu teslim edip, danışmana onaylattıktan sonra. Pat her şey bitti!

Şimdi buradan çıkarılacak sonuç, ders vs. nedir sizce?

Önce ben cevaplayayım, sonra siz.

Oradaki insanların -ki %99’u üniversite öğrecisi ve harcını yatırmak için bekliyor- çoğunun o bankada hesabı mevcut. Mevduat hesabı olmasa da kredi kartı var -ki onun olması için de zaten mevduat hesabı açılıyor ya neyse-. Koyun psikolojisi ile biri sıraya geçti diyerek, diğerleri de arkasına sıralanıyor. Kimseye sormadan, soruşturmadan, anlamadan, dinlemeden, ilk insan ne yaptıysa onlar da onu yapıyor. Saatlerce kuyrukta beklemek gibi bir fantezileri yoksa, ayakta saatlerce bekleyip offlamak, puflamak hoşlarına gitmiyorsa, bu işi onlar da düşünebilirdi. Zor değil. ATM’ye geçip, aynı işlemi yapmak. Ya da internet bankacılığını kullanarak online olarak direk yatırmak -ki ben de böyle yapacaktım ama sırf dekont için gittim- Ah yazıcım olaydı da, onun da çıktısını alabilseydim, hiç sabah sıcacık yatağımdan kalkmazdım.

İşte biraz etrafı kollamak, biraz farklı yol aramak gerekiyor işini halledebilmek için. Daha önce de denk geldim. 3 adet ATM var, sadece 2 tanesinde deli gibi kuyruk var. Abartısız 10’ar kişiden 20 kişi bekliyor, 1’i boş. Merak ettim acaba ‘bozuk‘ da ondan mı diye?. Başka ne sebebi olabilir di mi? Önce ben de geçmiştim sıraya da ‘Du la bir bakim şuna belki de öyle değildir‘ diyerek gittim yanına. Kartı ittirdim içeri, şifre gir, para çek, hop makbuzu al, parayı al, kartı al orayı gülerek terket ve o sırada seni görenlerin nasıl o ATM’ye koşturduklarını seyret. Meğer bozuk değilmiş orası. Bir kişi vakti zamanında ortaya attı demek ki bozuk diye, diğerleri de hiç bakmadı, önemsemedi. Haliyle onlar da bekledi dakikalarca. Zaten öyle insanlar var ki o ATM’lerin başında sevişen. Resmen hoşuna gidiyor tuş sesleri, ekranı ellemek falan. Bildiğin arkada kuyruk var eleman giriyor çıkıyor, tekrar kartı sokuyor falan. Zevk alıyor bildiğin. Bir de öyle birileri varsa orda, bırak dakikayı bildiğin saatlerce bile bekleyebilirsin.

Sanırım ben yine kaptırdım kendimi ama işte kısaca diyeceğim o ki: ‘Gözünüz kulağınız açık olsun. Kendi hislerinizi dinleyin, kuşkucu olun biraz. ‘Acaba?’ diyerek yaklaşın bazı şeylere ve işinizi en kısa yoldan halletmeye çalışın

Yukarıda sorduğum soru arada kaynamasın diye size de tekrar soruyorum

‘Sizce çıkarılacak ders nedir acep?’..

Please follow and like us:
0