Please follow and like us:
0

Hani böyle günlükler tutardık eskiden. Özelliklere dişiler bu işi çok iyi yaparken, erkekler ise beceremezdi.

Her yeni yıla girdiğimizde, yeni yeni, çeşit çeşit ajandalar bulurduk. Onlar hep ‘günlük’ olmaya mahkumdu bizim ellerimizde. Ben hiçbir zaman beceremedim o ‘günlük’ işini. Bir ara denedim, adı günlük diye, her gün yazmaya kalkıştım. Dünün bugünden bir farkı yokken, baktım yarından da bir farkı yok. Hepsi birbirine benziyor. Sabah kalkıp elini,yüzünü yıkayıp başlayan, akşam da iyi geceler diyerek biten sayfalar yığını olmaya başladı. Üzerine abzürt abzürt şekiller çizip, kendi çapımda lakaplar taktığım bir günlüktü o. Yazmayı pek sevmezdim. Hep böyle inci gibi yazım olsun derdim ama olmadı, olamadı. Hep böyle hevesle başlayan yazıların ilk satırları, ilk paragrafları özenle yazılırdı. Her bir harf ayrı bir keskin, her bir kıvrımı özenle çizilen harfler. Kalemi bile özel seçerdim. Kurşunla falan değil de, böyle en güzel dolma kalemden, ya da mürekkebi en güzel pilot kalemden. Ama gel gelelim ilerisi olamadı hiç. Yazının sonuna doğru artık ben bile okuyamaz olurdum kendi yazımı.

Sonra acı vermeye başlar oldu o günlük. Sanki her gün yazmak zorunda olduğum bir işkence gibi hissettirdi nedense. Ya da benim yazdıklarımı hep biri okuyacak telaşı saklıydı. Köşe bucak dolaplarda sakladığım, kilitli dolabın en altına sakladığım günlüğümdü o benim. İki gün art arda yazmasam yalvarırcasına özür dilediğimdi o. Her gece yatağıma yatarken, masa lambasını üzerine tuttuğum, yazarken elimin gölgesinden harfleri bile göremediğimdi. Bazen yazarken uyuyakaldığım ve üzerine anlamsız şekiller karaladığımdı.

İlk duygularımı onunla paylaştığım, yazdıklarımın içerisine kendi halimde şifreler koyduğumdu. Sen insansan, seni et yığını olarak tabir ettiğim, bazen saçma sapan diller oluşturup, ismini gizlediğim.

Çok uzun sürmedi bu karmaşa. Bir noktadan sonra, üç gün, beş gün yazılamadı ve sonra o benden, ben ondan soğudum. Birbirimize istemsiz gözlerle bakıyorduk. Bariz bir şekilde birbirimizden sıkılmıştık çünkü. Önce ben onu yalnızlığına terkettim, sonra o beni. İkimizde terkedildik.

Biz beceremedik günlük işini, hep uzun vadeli oldu.

N’apalım sevemedik işte günlük işleri..

Günlüklerimiz aylık oldu, aylıklarımız senelik.

Please follow and like us:
0