Please follow and like us:
0

el ele geleceğe

Adını mıh gibi kazıdım aklıma, hayalin nereye baksam hep orda. Seni yaşıyor gözlerim, seni arıyor yüreğim. Ilık ılık sevgi seli akıyor gözlerimden yüreğime. Damarımdan “sen” dolaşıyorsun, hücrelerim sana aç. Aldığım oksijen değil, sen doluyorsun ciğelerime! Sızım sızım sızlıyor burnumun direği. Kırk yıllık hatra sahip kahve kıvamındaki gözlerimde tütüyorsun. Buram buram “sen” kokuyor üstüm başım. Adını sayıkladığım gecelerde o tiz sesinle uyanıyorum. Yatağımın kenarında baş ucunda olduğunu hayal edip öyle dalıyorum yarım yamalak uykularıma.

Yağmurlu günlere lanet okuyorum “sensiz” yağdığı, “biz”i birlikte ıslatmadığı için. Ağaçların gövdelerine kazıyorum “biz”i, nefesimle yeşerdikçe yeşeriyor, can veriyorlar dünyaya. Gökyüzünden yıldızlar topluyorum kucağıma her gece. Çakmak çakmak bakan gözlerini alıyorum kucağıma yatıyorum incilerle “sen”li düşlere dalıyorum. Bulutlardan gemiler yapıyorum en mavili günlerde. Rüzgârın akışına bırakıyorum ikimizi. Nereye eserse kafamız nereye isterse götürsün “biz”i uzaklasalım diye. Kaçalım sırtüstü yatalım soğuk taşların üzerine. Ellerimizin sıcaklığıyla ısınsın tenimizin ısısıyla alev alsın topraklar. Gündüze inat doğurtalım ayı gökyüzüne. Altına kandilleri serelim yoldaş olsunlar “biz”e. Sessizliğin sesini dinleyelim kulaklarımızı kapatıp. Gözlerimizi usulca hareket ettirip kalp atışlarımızın ritmiyle dans edelim birlikte. Akrebin yelkovanı kovalayışı gibi ardı ardına sıralansın kirpiklerimizin karası. Sarhoş olana dek içelim sevgimizi, dolduralım daha bitmeden kadehlerimizi. Mey olalım, saki olalım, han olalım hancı olalım birbirimize. Üşümesine izin vermeyelim yüreğimizdeki gülüşlerimizin. Tebessümlerimizi hep saklayalım cebimizde. Levh-î mahfuza yazalım adımızı. Baş harflerimizden yollar yollar çizelim hayatımıza. Arşa kadar çıkalım kayalım el ele gök kuşağından yer yüzüne. Her bir renginin tadına varalım, cümbüşler yaratalım deli dolu gecelerimize. Uykusuz gündüzlerimiz, sonu gelmeyen gecelerimize kadeh kaldıralım. Sen üzüm ol şarabıma, ben kadeh olayım kurumuş dudaklarına. Sana hissettirmeden bir tutam tebessümümden kırıntılar bırakacağım tabağına. Sek olacak sevgimiz, yakacak boğazımızı özlemlerimiz. Benim alevim, senin korunla koz edecek saçlarımızı, bir çırpıda atacağız tüm sıkıntılarımızı. Tek bir cümlenle yankılanacak semâ. Fizana kadar gidecek, sağır sultan duyacak en şehvetli sevgi sözcüklerimizin tınısını. Ahenkle dans edecek kalemim ve en güzel satırları senin için kazıyacak bembeyaz sayfalara. Adı konulmamış devrik cümlelerimin gizli öznesi, tüm duygularımın belirtili tamlaması olacaksın daha doğmamış gündüzlerimizin. Sana uyacak rengarenk çiçekler, yanağının kızıllığını kıskanacak yeni açmış güller. Dikenlerin batacak benden başka herkese. Şemsin olup doğacağım gözlerine, kamer olup aydınlatacağım en karanlık gecelerde ayak izlerini. Gölgen kadar uzak, nefesin kadar yakın olacak hecelerim. Kimsenin olmadığı yerde denizin dalgalarını dinleyeceğiz beraber. Kum tanelerinin hışırtısını, balıkların çırpınışlarını, suyla yaptığı tangoyu seyredeceğiz. Yosunların kıvrımlarını, istiridyelerin incisini bulacağız birlikte. Gözümüze kaçan rüzgârı kovacağız elimizle ve gülüşlerimizin ardına saklayacağız hüzünlerimizi. Taş bağlayıp savuracağız en derin kuyulara. Kilit vuracağız acılarımıza. Tenlerimizi bırakıp yakacağız sevimize taş atan elleri. Mutluluk yağmurları altında, şemsiyesiz kalıp ıslanacağız.

Yastığım olacak, başımı yaslayacağım göğsüne, yorganım olacak sarılacağım sımsıkı bedenine. İki ayrı beden, tek ruh olacağız ve kıskanacak duvarlar çatlayacak hasetlerinden. En görkemli hatıraları, dört odalı kalbimizde saklayacağız. Birbirinden başka herkese dilsiz dudaksız, kör sağır olacak kalplerimiz. Hüzünlerimizle gülecek, gülüşlerimize en tatlı hüzünlerimizi katacağız tutam tutam. Her acıyı ayrı tadıp birlikte yaşayacağız. Dün bitse de, bugünü yaşayacak, yarın için “birlikte” planlar yapacağız. Gelecek soframıza kattığımız hasret tabaklarıyla birbirimize susamış ve “o an”ı bulduğumuzda kana kana içeceğiz aşk sularımızdan. Sesimiz rengimize, tenimiz her bir hücremize karışacak, gözlerimiz “arzular şelale” diye haykırcak. Tek şahidimiz, ruhlarımız olacak en güzel günlerimizin.

Hasret tohumlarımız yeşerdi, filizlendi sevgilim, köklerimizden doğalım tekrar tekrar yer yüzüne. Ve artık güneşi “bizim” için doğuralım en karanlık gecelerimize. Gözlerimizin parıltısıyla aydınlatalım, koşalım geleceğimize.

El ele, göz göze..

“Birlikte..”

Please follow and like us:
0