Please follow and like us:
0

Gabriel'in Cehennemi

Kitap Okumayı Sever Misiniz?

İşin açığı ben çok fazla kitap okumayı sevmem. Doğruya doğru. Ama bir kitaba başladım mı da sonuna kadar okur, anında bitiririm. Hele de sevdiğim kitaplar, beğendiğim kitaplar olunca bu süre oldukça kısalır. Çok iyi hatırlıyorum 500 sayfalık bir kitabı bir gece bitirdiğimi. Çok kitap okumak, okumayı sevmekle alakalı bir durumdur. Her daim kitap okuyanları görürsünüz etrafınızda. Yolda, arabada, bekleme salonlarında, ders aralarında.. Her yerde. Okumak isteyene yer, mekân hiç farketmez, kitap okuyan insan okuyacağı kitabı hiç affetmez!

Peki siz ne tür kitaplar okursunuz?

Mesela benim ilgimi çeken konular heyecanlı, atraksiyonlu, macera dolu, içerisinde aşk, sevgi kıpırtılarının olduğu kitaplardır. Okuduğunuz zaman sizi alıp götürmeli kitap. Sizin onu bırakmasına izin vermemeli. Kendinizi o kitabın içerisinde bulmalı, kitaba kendinizi kaptırmalısınız. Anca o zaman sizin için anlamı olur kitabın.

Eğer siz de okumayı seviyorsanız ‘Bana bir kitap önerin‘ diyorsanız gelin daha yeni bitrirdiğim soluksuz bir kitabı anlatayım, önerinin kralını yapayım..

Kitabın Adı: Gabriel’in Cehennemi

Yazar: Sylvain Reynard

Kitabın içeriği ihtiras dolu, aşk dolu cümlelerden oluşuyor. Yüksek Lisans yapan bir öğrencisini dersinde onu azarlayarak, sonrasında her fırsatta yerden yere vururcasına laflarıyla döven Profesör Emerson’un, ilerleyen günlerde nasıl ona aşık olduğunu ve bu aşkı uğruna yaptıklarını anlatan bir öykü. Ana karakterlerden olan Profesör oldukça çekici, kaslı, renkli gözlü, kariyer ve para sahibi birisi. Öğrencisi Julianna ise bir o kadar zorluk içerisinde yaşayan, aldığı bursla yüksek lisans yapmaya başladığı üniversitede kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, alımlı, güzel, naif bir kız.

Profesör Gariel kariyerini ve özellikle de cazibesini kullanarak istediği her şeyi elde edebiliyor. Kadın nedir, nasıl mutlu edilir, ne ister çok iyi biliyor. Özellikle de kendi cinsel anlamdaki ihtiyacını da bildiklerini uygulayarak fazlasıyla tatmin ediyor. Asıl sorun da burada başlıyor zaten. Her istediğini ve her kadınla birlikte olabileceğini bilen ve bu şekilde hayatını yaşayan Profesör’ün hayatı Julia’yı gördükten sonra değişiyor. Daha önce tatmadığı duyguyu, aşk denilen o hissi Julia sayesinde tadıyor.

Aslında bu iki karakter birbilerine zaten aşıklar. Sadece birbilerini yeterince tanımıyorlar. Olay örgüsü o kadar güzel anlatılıyor ki, aslında Julia ve Profesör daha önceden birbirlerini bildiği bir süre sonra ortaya çıkıyor. Julia küçükken Profesöre aşık olmuş, yüreğine dokunmuş ilk kişi olması onun için apayrı bir dünyanın kapısını aralıyor. Ama kader yolları onları ayırıyor. Gabriel’in bu durumdan, yani ona aşık olduğunu bilmeden, hissetmeden ondan uzaklara gidiyor. Julia’nın lisansüstü eğitimi için kazandığı üniversitede de tesadüf eseri görev yapan Gabriel’le birlikte sıradışı, heyecanlı bir maceraya atılıyor. Tabi üniversite yönetiminin öğrenci ile birlikte olma konusundaki hassasiyetleri ve Gabriel’in sırf bu sebepten kariyerinin tehlikeye girmesi de birlikteliklerini bir o kadar zorlaştırıyor.

Gizli saklı görüşmelerle, geçmişlerinin yarattığı izlerle, birbirlerini ‘yeniden‘ tanımaya başlayan ve birbirleri için yanıp tutuşan iki kişinin aşk macerası ile bambaşka bir serüven aslında. Okurken kullanılan tasvirler, olayının gidişatını anlatan cümleler, erotizmi, gerçek sevgiyi, olayın geçtiği ortamları o kadar anlatıyor ki kitap, resmen okurken gözlerinizin önünde canlanıyor hepsi.

Gabriel’in geçmişteki kendine özgü cehenneminden Julia’a duyduğu aşkla kurtulduğunu ve kendisinin bu şekilde bağışlanacağını düşünmesini anlatan bir öykü bu. Kendinden çok karşısındakini mutlu etmeyi bilen ve bunu da en çok aşık olduğu kadına yaparak hayatını devam ettiren kişinin öyküsü. Geçmişteki yaralarının kapanmasını, kabuk bağlayan yaralarıyla birbirlerini kabul eden iki çiftin aşk öyküsü. Karanlık geçmişin zamanla aydınlandığı, dün ile bugünü bir araya getiren ihtiras dolu bir öykü. Yapılanlardan duyulan pişmanlıkların dile geldiği, birisine güvenip, onu mutlu edip ‘uzun bir ömür‘ birlikte olmak için sarfedilen çabanın öyküsü..

Bunu anlatırken de hikayenin içerisine serpilmiş 14. yüzyıl esintileri ile Dante’nin İlahi Komedisinin örnek alındığı, oradaki karakterler ile kendilerinin bir uyum içerisinde olduğunu gösteren bir öykü. Her fırsatta birbirlerine bu eserlerden göndermeler yapan, açıkça dile getiremediklerini bir başka kurgu üzerinden anlatan iki bedenin birbirlerine duydukları sevgiyi, özlemi sadece bedenlerinin değil ruhlarıyla birlikte istediklerini anlatan öyküyü okumadan geçmeyin!

Kitap bittikten sonra başladığım bir aşk romanında ise resmen bu kitabın tasvirlerini aradım. Hani diyorum ”Eee ne çabuk buraya geçtik ki? Yani bu kadar kısa mı sürdü aşık olmak?” gibi cümleler kurmadan edemedim. Gabriel’in Cehenneminde Julia’ya karşı duyduğu sevgiyi, özlemi, aşkı o kadar açık, net şekilde, hem kendi hissettiklerini hem de karşısındakinin hissettiklerini ve bu his karşısındaki tepkileri o kadar ince ayrıntısına kadar anlatmıştı ki, yeni başladığım kitapta da bu durumu arayıp da bulamadığım için bir o kadar uzak kaldım olaylara. Aşk, dediğiniz o duyguda karşınızdakinin sadece dudağını değil alnından öptüğünüzde dahi içinizin kıpırdadığını hissedersiniz ya, işite bu kitabı okuduğunuzda da aynı kıpırtıyı hissediyorsunuz. Çünkü bunu size, o anı dile getiriyor ve size resmen yaşatıyor. Başka bir kitabın ûslubunda bu etkiyi göremediğimden diğer kitabı okumayı bıraktım. Çünkü en başta söylediğim gibi ‘Bana okuduğum şeyin etkisini hissettirmeli‘ bunu yapabildiği zaman ‘Kitap, kitaptır!‘.

Kitap fırından yeni çıkmış ekmek gibidir yeni basılmış bir kitap. İştah açıcı, mis kokulu..

Neden yeni basılmış kitap?

Bu kitap çıktığı ilk baskıda anında tükendi çünkü. Ve ben de kitabın yayınevi olan Optimum Kitap’dan kazandım. Baskısı tükendiğinden 2. Baskıyı bekledim ve o basım yapılır yapılmaz hemen gönderdiler. Yani bana gelen bu kitap, aynen fırından yeni çıkmış ekmek gibiydi.

Ben bu kitabı gerçekten sevdim. Yolculuk esnasında, evde, balkonda, sokakta, okulda, bekleme salonunda fırsatını bulduğum her an, her yerde okudum durdum. Hep aklımda ‘Acaba ne olacak şimdi,?’ düşüncesiyle bırakamadım bir türlü. Ve en sonunda bitirdim. Ama bitmedi! Bu maceranın devamı da var. Evet yanlış duymadınız 2. kitabı da var. Ve ben merakla 2. kitabı bekliyorum. Çünkü asıl macera eminim orada.. Çünkü kitabın bitişi, aslında başlangıç olduğunu gösteriyordu..

Teşekkürler Sylvain Reynard

Teşekkürler Optimum Kitap!

Ve yazıma, tavsiyeme kitaptan bir alıntıyla son veriyorum..

Sen sadece şanssızlıkları üzerine çekiyorsun, Bayan Mitchell, bense günahların mıknatısıyım.

Please follow and like us:
0