Çok uzun zaman oldu şu elime kalemi almayalı. Öyle bir küstü ki bana artık, yüzüme bile bakmıyor beyaz sayfalar. Her biri sırt çevirdi artık bana. Her biri haykırıyor “hayırsız” diye..

Belki de öyleyim ama neden.. Sebebim var geçerli sebepler hem de.

Mezun olduktan sonra zaman o kadar hızlı akıp geçti ki. Akan suya kapıldım kendimi kaybettim adeta. Savruldum rüzgarın esişiyle, darmadağın oldum kar tanelerinin arasında. Kısa bir aradan sonra uzun bir askerlik dönemine girdik ve anında ordan çıkıp ertesi hafta iş başı yaptık. Şu an hala ben bile inanamıyorum o üniversitenin bitip askerliğin tükeni de işe girdiğimi. O olay da o kadar tesadüfi ve güzel oldu ki aslında anlatmadan geçmek istermiyorum.

17 Mayıs gününü iple çekiyordum. Malum askerliğin bitiş düdüğü kepin fırlatılıp postalın yakıldığı zaman dilimi. O gün için bir çok plan yapmıştım. Bir süre kafamı dağıtıp gezecek tatil yapacaktım. Acısını çıkaracaktım sonra iş hayatına atılırım diyordum. Sabah birlikten tezkeremi aldım ve akşam üzeri olan otobüs saatimi bekliyorum. Ordu nun sahillerinde geziyorum vakit geçiyorum falan fıstık. Herkesi yolcu ettim en sona ben kaldım (malum en geç saatte benim araba vardı). Dolan dolan geçerken zaman öğleden sonra bir anda telefon çaldı. Ali Beyciğim çok acil Makine Mühendisi’ne ihtiyacımız var görüşmeye geliniz 🙂

Yahu dedim bismillah sabah tezkereyi aldım öğleden sonra iş görüşmesine. Dedim önce bir ailemin yanına bari gideyim edeyim sonra gelirim. Haftasonunu anca yanlarında geçirdim ve ertesi iş gününde görüşmeye gittim. O psikolojinin ardından şansla karışık heycanımsı ve garibimsi duyguyla formlar doldurup mülakata girip sınavlar olup bilmem neyle geçince vakit çok geçmeden kabul edildim işe. Ve haliyle 1 hafta sonra iş başı..

O gün bugündür hala aynı işin içindeyim 🙂 Ne tatil yapabildim ne kafa dağıtabildim. Askerliğin ardından pata küte giriştim işe ve şimdi çalışıyorum. Bu sırada ne yerim belliydi ne yurdum. Bir de üstüne bilgisayarım da olmayınca blogumu o kadar yalnız bıraktım ki.. Askere gitmeden önce hazırladığım tüm yazılar (tolerans da tanıyarak) temmuza kadar idare etti. Ama şimdi Ağustos sonuna geldik ve 1 ay neredeyse bomboş geçti. Ben böyle yapar mıydım hiç, yapmazdım tabi. Yine yapmamaya çalışacağım. Yine derin duygularla  parmaklar karalayacak buraları. Ama şimdilik birazcık mola. Uzun bir aradan sonra bu kadar uzun bir yazıyı kaldıramaz buralar. 🙂

Şimdi ufaktan müsadeyle çekilir buralardan bu çocuk..

Daha ölmedim, yaşıyorum.

Hem de deli dolu..

Gitmiş olabilirim ama dönüşüm muhteşem olacak =)