Son 1 aydır ömrümden ömür gitti desem yeridir. Hani derler ya gelince herşey üst üste gelir diye. Bize de geldiler sağdan soldan sıkıştırdılar işte..

Dersler derseniz fenaydı, en zor dönem Makine Müh. için dediler aynen öyle oldu.. Vizelerin derdi bittikten sonra bir de final derdi başladı ki sormayın gitsin. Kimileri o kadar sıkıntı etmedi belki kendine ama içten içe etmiştir mutlaka. Ben de ettim fazlasıyla ettim. Dedim ya hele bir de üst üste gelirse.. Gel de etme..

Yılbaşından öncesine kadar güzeldi. Yine vardı elbet elem keder ama o kadar değildi.Herşey iyi olacak diyorduk taa ki yılbaşından 4 gün önce başlayıp dün bitene kadar. Sınav denilen illet öyle bir zamana denk geldi ki bocalamamak elde değil. Kafayı toparlayamamak odaklanamak anlamamak hiçbir şeyi. Elinize kağıt kalemi alıp tam “Şimdi başlıycam” dediğinizde aklınızın 2 saniyeliğine ordan gitmesi ve sizin en az 1 saatinizi çalması. Kafanızda dolaşan binbir çeşit çengelli soru işaretleriyle boğuşuyorsunuz. Neden oldu? Nasıl oldu? Bu niye burdan gel? Yok artık nasıl yapar? E o kadar geçen zaman n’oldu? diye diye diye.. Ortalık bertaraf olmuştur haberiniz yoktur aslında.

Tabi bu sırada ne eviniz, ne de kendiniz düzgün bir haldedir. Dün giydiğiniz pijamanın nerde olduğunu bulabileceğinizi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Ya da düşen kaleminizi etraftaki parçaların arasında bulabileceğinizi sanıyorsanız yine  yanılıyorsunuz. Giden gitmiştir, kaybolmuştur karanlıkta. Bulsanız da tozlanmıştır artık..

Bir de uykunuz var tabi. Gel de uyu.. Aslında deli gibi uykunuz vardır, gözleriniz uykusuzluktan kızarmış ve altları mosmor olmuştur artık. Eskiden güldüğünüzde çıkan gamzleriniz şimdi resmen çizgilerin arasında kaybolup gitmiştir.Gözünüz yatağa bakar yatak size.. “Gel gel gel” diye çağıran o yatağa gitmeyi hiç istemezsiniz.. Ben kıvrılırım şu kanepeye dersiniz, üstünüze kar yağmasın diye alırsınız küçük inceden bir  pike hemen başınızın altında hayalleriniz ve umutlarınıza sarılarak uyursunuz.. Ama uykunuz sürekli bölünür, gece bir bakmışsınız kendinizi bağırıp çağırırken bulursunuz, ya da kalktığınızda sebepsiz bitkinlik mutsuzlukla bulursunuz kendinizi. Kimi zaman da hıçkırıa hıçkıra ağladığınızı görürken rüyanızda bir anlık açılan gözlerin aslında gerçekten ağladığını görürsünüz. İşte rüya ile gerçek bu kadar yakın birbirine.. Siz “gerçekti” dersiniz herşey “rüya” çıkar.. Ya da herşeyi rüyanızda görürsünüz.

En kötüsü de sınav anlarıdır. Zaten sıkıntı stresin yoğunlaşmış, yoğuşmuş haldeki o zaman diliminde bir de hocaların bekletmeleri, isim listelerinin asılması anındaki koşuşturmaca. Bunun daha da kötüsü lisetede o an isminiz olmaması!.. Nasıl bir durumsa artık o ve o an isminiz orda çıkmadıysa “yandınız!”.. Normal stresinizi yetmiyormuş gibi bir de “nerde gircem ben sınava?” diye telaş edersiniz. Kafanıza göre girdiğiniz sınıfta sorun çıkar mı? kağıdı yanlış hoca okur mu? aynı sorular mı soruldu? diye zaten odaklanamadığınız sınava yetmemiş gibi dertler bir de bu sorular eklenir.

Elinizde hesap makinesi varken  2 x 10 = 20 yazacak yerine bir “0” da sizden olsun diyerek 100 ile çarptığınız olur ve sonuç devasa boyutlarda çıkar.Görmezden gelirsiniz, kontrol etmeye dermanınız yoktur zaten güç bela çıkmıştır o sonuö da.. Gözünüzün önünden gitmez, bastığınız her bir rakamda dalıp gidersiniz “6” x “6” yazdığınızda tamamen koparsınız. Kalemi bırakır diğer soruya geçersiniz.. Bedenen orda olurken ruhen zihnen farklı bir yerde olabilirsiniz. Hoca “n’apıyorsun orda sen?” Dediğinde “Kopya çekmeye çalışıyorum” diyemiyceğinize göre, “hiç hocam düşünüyorum öyle” dersiniz. Ne tuhaf di mi..

Bu kadar olumsuzlukların içinde olumlu bir haberiniz olmaz mı peki? Niye olsun ki, en başta demedik mi, “Aksilikler olumsuzluklar gelince üst üste gelir”.. Geldi mi de gitmek bilmez..O yüzden olumlu bir şey aramaya yeltenmeniz bile hata. Geceleri evinizde loş ışık altında slov müzikle boğuşurken kimse size güzel haber vermez.. Aldanmayın, beklemeyin boşuna..

Yine deli gibi de yazdım yahu.. İçim baya bir dolu aslında, kaleme dökmek daha kolay geliyor ondan belki de sabah sabah bu kadar yazı, ı ıhh fazla sanki..

“Söz uçar yazı kalır dostlar beni hatırlasın” .. demek isterdim de zorla kendini hatırlatmak olmaz hatırlamak isteyen hatırlasın..

Aklının bir ucunda kalınmakla olmaz çünkü, o uçtan her daim düşmeye mahkumdur insan.

Ya aklında, ya kalbinde, ya da … bile olmamalı,

Su ya akmalı, ya durmalı,

Kurşun ya öldürmeli, ya da birşey yapmadan sıyırıp geçmeli..

Öyle işte olmalı ya da olmamalı..

Okumak ya da okumamak,

Anlamak ya da anlamamak,

İnanmak ya da inanmamak,

Tüm mesele “O”…

Saçmalamadan seçilmiş, kafasına göre uydurulmuş, imlâsı bozuk karakterler ve içerisinde bir yığın düşüncelerden, isyanlardan ve daha söylenememiş bir ton cümlelerden oluşan yazının sonudur burası. Nokta.