Ah şu insanoğlunun kuru kuru bağladıkları düşünceler yok mu, insanı uçurumdan aşağıya balıklama atlatır resmen. Her güne ayrı bir isim koydular, özel günsüz günümüz yok artık. İçtiğimiz suyun gününden, yediğimiz yemeği kustuğumuz güne kadar günlükçü olduk artık.

Özel günler tabiki de iyidir hoştur da, hani bu kadar ortalıkta yaygara edilmesinin pek bir mânası yok. Çünkü ne kadar etrafta anlatılır, dile getirilirse o kadar anlamını yitiriyor o günler. Sıradaki güne ve ardındaki gerçeklere geldik. Sevgililer Günü adı altında çoğu firmalar tur düzenliyor, çoğu ortamlarda eğlenceler, partiler düzenleniyor, çoğu kuyumcular özellikle bu zaman diliminde iş yapıyor. Kısacası herkes aslında bir nevî ‘fırsat kolluyor‘. Yalnızlar isyan ediyor, ‘o gün gelmesin’ diye. 13 Şubat gecesinden uykuya dalıp 15 Şubatta uyanmayı planlıyor. Bazı kesimler yalnızlar partisi adı altında -adeta etrafa haber gönderircesine- partiler düzenliyor.  Yani diyor ki ‘Bak ben yalnızım, sevgilim yok. O kadar yalnızım ki, yalnız parti yapıyorum. Bir tarafına küpe olsun da, sen de boşsan gel sevgilim ol’ O kadar düşürmeyin seviyeyi, yapmayın. Eğlenmek iyidir hoştur da, bu amaç altında olanları da gördükçe etrafta hani bir ‘yok artık’ çekiyorsun istemsiz bir şekilde. İşte tüm bunlar olurken aslında bir nevî insanlar ikiye ayrılıyor, sevgilisi olanlar ve olmayanlar diyerek..

Bir de o ayrılanların arasında, iki arada bir derede kalan, sevgilisi olup da, uzakta yaşayanlar var. Düşünsenize bir onlar ne yapsın bugün?

Tamam hadi siz sevgilisi yanıbaşında olanlar: O günü iple çektiniz, planlar yaptınız, eğlencenin dibine vuracaksınız sevgilinizle. Sabahtan akşama kadar dolaşacaksınız. Her yer kırmızıya boyanmış, kalpler, balonlar havada uçuşacakken siz soğuk kış gününde üşüyen elinizi bir çift elinizle daha saracaksınız. İçinizi sıcak çay ısıtacak, soğuk alkoller daha da yakacak birbirinizi. Birlikte yudumlayacaksınız alkollerinizi, omzunuza yaslanacak, öylece sızıp kalacak bir diğeri. Sarılacak sımsıkı, kulağına fısıldayacak sevgi sözlerini. Şarkılara birlikte eşlik edeceksiniz, aynı anda ellerini havaya kaldırıp, göz göze geleceksiniz. Romantiklikte tavan yapacaksınız, tabanlarınız ağrıyacak.

Siz sevgilisi olmayanlar: Günler, aylar öncesinden sevgili arayışına girdiniz. Gelişen, değişen sosyal paylaşım ağları sayesinde de her yerde yalnızlığınızı dile getirdiniz. İnceden inceye tüm dişilere gönderme yaptınız, yol aradınız. Açık, seçik bir şekilde ‘Ben yalnızım ulen, sevgili arayan varsa gelsin‘ dediniz. Ya da bu işe hiç girişmeyip, gerçek aşkı, mutluluğu aradınız. O yüzden kendi başınıza evde öylece protesto ettiniz. Müzikleri damardan aldınız, alkolün dibine vurdunuz. ‘Niye benim sevgilim yok ey dibini sildimin dünyası’ diyerek isyan edip, naralar attınız. Eski aşklarınızı yâd ettiniz, fotoğraflarna bakıp ağladınız. Bir kadeh de onlara kaldırıp, şereflerine değil, şerefsizliklerine içtiniz bugünde. ‘Şimdi kimin kollarında cirit atıyor’ diyerek kendinizi mahvettiniz. Belki sevdiniz zamanında, ama silemediniz. Sırf bugün Sevgililer Günü diye, sevgiliniz yok diye, aklınıza yine o geldi diye, hüzünlendiniz.

Peki siz sevgilisi olup da yanıbaşında olamayanlar.. -Ki bu daha kötüdür aslında kimse bil(e)mez- Arada kalmak gibidir adeta. Sizi anlayan biri var, ama uzakta. Üşüyen elinizi ısıtaacak olan bir çift eliniz var, ama sizden uzakta. Aynı şarkıyı dinleseniz de, omzunuza başını yaslayacak biri var, ama uzakta. Ağlasanız şuracıkta, damlayamaz uzaktaki o‘na. Teninin kokusu üzerinize sinmiş halde, herkesin beklediği o özel günde, sizden uzakta.

Sevgili olmanın bir günü yoktur. Seven her gün sever, günlük sevmez. Sırf bu gün gelsin de, onu hediyelere boğayım diye çabalamaya gerek yoktur. Seviyor musun? Dile getir, yeter. Uzakta da olsa, dile getir bunu. Sevdiğin kişi seni hissedebilsin, varlığını anlayabilsin işte. Herkes ister göz göze gelmek, aynı caddede el ele kol kola yürümek. Ne yapacaksın? Ama bazen izin vermiyor işte yağmurlar, fazla yağıyor sağanak sağanak.  Sen sevdiğine sarıl bak, gerisini bırak, hediye almayı bırak, ‘ne yapacağım ben şimdi, ne süpriz hazırlasam‘ tavırlarını bırak!

Sizin bakışınıza göre değişir hepsi. Empati kurun, koyun kendinizi onların yerine. Hangisi daha acı verici sizce, hangisi daha hüzünlendirici bir şey düşünün sadece.

Sahip olduklarınızı düşünün, onları kabullenin, sarılın bugün sevdiklerinize sadece.

Ama gerçekte, ama hâyallerde..

Siz sarılın onlara sadece..

Ama gerçekte, ama hâyallerde..

Kısaca; Sevene, sevilene her gün 14 Şubat!