Ne kadar zordur aslında rol yapmak.
Herkes tiyatrocu değil malum,
Ya da herkes bir o kadar sahte değil,
Ve bir çoğunun sayılamayacak kadar yüzü de yok.
Yapamaz işte o da.
Çekilir kabuğuna, çıkar bazen dışarıya.
Rol kesmeye çalışır, tebessüm etmeye çalışır..
Gezer, dolaşır, kafasını dağıtmaya gayret eder, onu da beceremez.
Etrafa gülücük saçar, ı ıhh.. Olmaz..
Kendini kandırdığını zanneder, etraftakileri oyaladığını zanneder ama.. Yine olmaz..
Gündüz güneşle birlikte doğan umutları, yine aynı güneşle batar tekrar..

Daha kısa yaşamaya başlar artık.
Bir kadeh mutluluk doldurur her gün, o da geçer gider biter..
Dumanına saklar, içine çeker umutları, bağrını yakar geçer..
Sessiz iç çekişleri geceyle birlikte bütünleşir..
Yine de yalnız değildir ama..
O kokusu sinmiş aynı yastığa,
aynı battaniyeye sarılarak dalar uykuya..
Bir damla süzülür her gece o yastığa, içi sızlar yine dalar uykuya..
Sabah yine yorgun uyanır, yine halsizce bakar etrafa..
Ve yine acısı dolar yüreğine,
Bir önceki günde olduğu gibi
Yapacağı mutluluk rolüne kaptırır kendini
Yine gülmek zorunda kalacak insanlara..

Ama o biliyor, dışı gülse de içinin ağladığını..
O biliyor eğlense de içinin acıdığını.
O çok iyi biliyor onu nasıl her gece andığını..
Ne fayda..
O devam ediyor,
Sen devam ediyorsun,
Hiç bir şey eskisi gibi olmuyor,
Eski mektuplar bir işe yaramıyor,
Kağıda yazılanlar fayda etmiyor,
Ve tarih bu kez
tekerrür etmiyor
..