Askerlik denildiginde ortak bir yaşam akla gelir ki öyledir de zaten. Tek tel yaşanacak kişiye özel şeylerin beklenmesi çölde kutup ayısı görmeyi beklemek gibidir.

Sadece askere geliş anında değil öncesinden de başlar. Başta bile fertleri olmak üzere ebe bebe dede arkadaş eş dost hepsi aynı telasa düşer. Askere gelmeden önce ayrı bir telaş heyecan hüzün askere geldikten sonra ardından dökülen göz yaşı hasret hüzün rüzgarları, her ortaktır bu duygular..

Sonra kader ortaklarıyla aynı yerde yaşamaya başlarsın. Herkes sevdiklerinden sivil hayattaki bir çok şeyden vazgecip gelmiş kişiler. Kimileri evli çocuklu kimileri daha körpe genç kimileri okulu bitirip gelmiş kimileri kaçak yaşını başımı almış gelmiş. Her ortaktır ama düşünceler sıkıntılar. Hepsi geride bıraktıklarına kavuşmak için gün sayıyor. Hepsinin burnunun direği sızlıyor. Herkes yatağa sinirle yatıp sabahları söverek uyanıyor . Her gün bitsin diye bir an önce defalarca safak sayıyor. Milletin kahrini ağız kokusunu çekiyor. Kimi zaman içten kimi zaman dıştan küfürler ediyor. Aynı kiyafetin içinde aynı duyguları paylaşıyor. Aynı tabldottan yemek yiyip aynı koğuşta yatıyor. Ortak yani tüm duygular ortak tüm yapılanlar. Aynı anda duşa girip aynı anda yatıyorlar. Aynı anda herkes azar isitiyor laf yiyor. Aynı anda istikamet yiyip sürünüyor. Hatta ayni şampuani kullanıp aynı çorapları dahi giyiyorlar. Birbirlerinin bardaklarından çay içip aynı paketten sigara içiyorlar aynı duyguları havaya üflüyorlar.

Sevinçlerini de hüzünlerini de beraber paylaşıp birbirlerini kolluyorlar. Ortak yaşanıyor hayat ortak hissediliyor burda duygular.

Her ne kadar sıkıntılar çıksa da aynı yaşanıyor burda erşeyaynı sebepten düğümleniyor boğazlar. Burası ortak hissedilen duyguların mekanı, burası hüzünlerin kuyusu, burası isyanların merkezi, burası ne ama ocağı ne baba ocağı burası derdin hiç bitmediği her şeyin üst üste geldiği herşeyin üstesinden gelindiği asker ocağı!