Okullarda Serbest Kıyafet

Okulda kıyafet serbest olmalı mı?

Okullarla ilgili o kadar çok değişiklik yapılıyor ki artık önünü alamıyoruz, engel olamıyoruz, değişiklik üzerine bir değişiklikle yeni güne uyanıyoruz. Seviye belirleme sınavlarından, türban sorunlarına, 4+4+4 lük sistemden, YGS, LYS sınavlarına kadar her konuda bir kesim için olumlu diğer kesim için olumsuz olarak algılanan modernizasyonlar görüyoruz. Bu konular hakkında aslında dolu dolu tartışılabilir ama ne değişir?

Şimdi ise yeni bir uygulama. Kıyafet Yönetmeliğindeki değişiklik. Ne deniyor, “Artık ilk ve orta dereceli okullarda kıyafetler serbest olacak” Yani ilköğretim ve lisede sivil kıyafetlerle okula gidilecek. Öğrenciler açısından bakarsak “Ooo çok iyi lan süper mükemmel. Zaten önlüklerle, kazaklarla sıkılıyoruz, kravatlar boğuyor, gömleklerle olmuyor” diye destekler. Be abicim sen güya lisedesin ama zaten okul kıyafeti giyiyor gibi değilsin ki? Beyaz gömlek içine turuncu renkli T-Shirt giyiyor kravat dersen göbeğe kadar gelmiş üst yaka hiç kapalı değil, alt tarafta pantolon içine hiç girdiği yok hep dışarda. Pantolon dersen belden düşük, ayakkabı dersen janjanlı iplikli. Kızları hiç saymıyorum ki az önce bahsettiğim gömlek içine renkli t-shirt olayların kralı onlarda, etekleri derseniz varla yok arasında. Diz üstüne iki parmak kadar.

Onlar açısından bakarsak uygulama gayet iyi tabi. Sonuçta her gün farklı farklı kıyafetlerle gidilecek, kızlar vücutlarını daha iyi gösterebilecek, erkekler daha rahat, daha bol kıyafetlerle “güya” daha şık olduklarını, üst başı dağıtmayla daha iyi göründüklerini zannedecek. İlköğretim çağındaki çocuklar, orta halde takılacak, ilkokullar da anaları babaları ne giydirirse onları giyecek. Evet bir yerde ben de destekliyorum aslında bu kıyafetin serbest olmasını. Malum okulda, küçük yaşlarda da olsun hiç farketmez hep bir koşturmaca içindeler. Kumaş pantolonlarla tüm gün durmak rahatsız ediyor, gömlek içerisinde olmak geriyor insanı ama bunlar devede kulak.

Küçük yaştakiler için bu durum o kadar sorun olmaz. Neden mi? Akılları dış görünümlerinin çok iyi olmasına çalışmıyor çünkü. Yani kendilerini çok fazla birilerine beğendirme çabaları yok. Daha çok oyun çağlarındalar ve kendi hallerinde takılıyorlar. Erkekler çıkıyor her tenefüs top peşinde koşturuyor, kızlar toplanıp kol kola girip bahçede dolanıyor. Ama yaşın ilerlemesiyle bu durum değişiyor. Yani özellikle de ortaokulun sonları ve lise çağlarındaki öğrenciler için bu durum ciddi bir problem.

Siz de görüyorsunuz etrafnızaki o liselileri. Hiç liseli gibiler mi? Tam ergenlik çağlarında olduklarından, kızlar daha bir bakıma dikkat edip, suratlarına boya sürme dertlerinde, etek boylarını kısaltıp -iç güdüsel olarak- vücutlarını gösterme eğilimindeler. Değişiyorlar, daha belirginleşiyor çünkü herşeyi. Düşünceleri farklılaşıyor, bedenleriyle birlikte. Daha çok beğenilme arzusu artıyor. Erkekler de aynı şekilde kendilerini bir adım öne çıkarma adına yarışıyorlar birbirleriyle. Böyle bir ortamda siz bu kıyafet konusunu serbest bırakırsanız ne olur hiç düşündünüz mü?

Bu çocuklar okula gidiyor. Eğitime, öğretime gidiyor. Bir şeyler öğrenebilme amacıyla gidiyor. Kılık kıyafet yarışına, defileye gitmiyor ki arkadaş! Şimdi bir gün öncesinden okula defter kitap ne götürsem, ne ödevi vardı, hoca ne işleyecek gibi sorular olurken kafada, yerini “acaba yarın ne giysem?” düşüncesi kaplayacak. Kızlar zaten sabahın köründe kalkıyorlardı hazırlanabilmek için şimdi daha erken kalkıp uğraşacak. Gösteriş meraklısı olacak herkes. 2 gün aynı kıyafeti üst üste giy hemen etrafta dedikodu oluşacak. “Şştt Semra’yı gördün mü kız. Dün de aynısını giymişti. Bak bugün de giymiş şuna bak fıs fıs fsıss” “Laan BerkeCan bir çıkar olm şu kotu artık yıllandı üzerinde çürüyecek 1 haftadır aynı kotu giyiyorsun” Bu muhabbetler elbette olacaktır. Her ne kadar bize ütopik, komik gelse de oluyor bunlar. Tek tip giyinmenin bu avantajı var. İnsanlar arasındaki farklar bir nebze olsun azaltılıyor. Ülkemizin kriterleri çok iyi değil. Herkesin maddi durumu her gün farklı kıyafet giyip şık şık gezecek kadar yüksek değil. Hele de daha kırsal kesimlerde bu çok net göze çarpacak. Psikolojidir bu. Siz her ne kadar “takmazlar olur mu öyle şey ya” deseniz de bu yaşanacaktır! İstemsiz olarak olacaktır.

Tek tipliğin özelliği fakir ile zengini orta halliyi bir nebze olsun arka plana atmaya yarıyordu. Her ne kadar bu diğer konularda kendini ortaya çıkarsa da insanların “dış görünüşüne göre” yargılamayı bir nebze olsun ortadan kaldırıyordu. Peki ya şimdi… ?

Bir diğer mevzuya gelelim bu sivil kıyafet konusunda. Liselilerden örnek verelim. Öyle liseliler var ki ortalıkta sanırsınız 25-30 yaşlarında. Kızı olsun erkeği olsun ergenliğin ermiş olduğu yetkiye dayanarak öyle gelişiyorlar ki fiziksel olarak. Saç sakal gerekirse göğüs kalça olarak. Yani bir yetişkin olarak görünüyorlar. Bir insanın okula gittiğini öğrenci olduğunu da giydiği o kıyafetten anlayabiliyoruz anca. Hatta o kıyafet içinde olsa dahi “Yuh bu mu okula gidiyor, bu mu öğrenci şimdi?” dediğiniz olmuyor mu? Oluyor. E okul kapısından giren bu kişiler hepsi farklı kıyafette olursa, dışarıdaki normal vatandaştan ayrılamayacak halde olursa ne olur? Günümüzde öyle hilekarlık, sahtekarlık, sapkınlık, sapıklık, hırsızlık, gaspçılık var ki aldı başını gidiyor, yaşananlara inanamıyorsunuz. Normal öğrenci gibi görünen birisi sivil kıyafetiyle o okula girebilir, kim tanıyabilir? Okuldaki tüm öğretmenler her öğrenciyi tanıyor mu? 500 kişilik 1000 kişilik okulda her biri farklı farklı görünen o öğrencilerin arasında art niyetli bir insan olabilir. Haliyle okullara kolaylıkla sızabilir ve çocuk hırsızlığından tutun organ mafyasına kadar her işi yapmaları bir o kadar kolaylaşabilir bu sayede.

Evet işin fakirlik-zenginlik boyutunun psikolojik etkilerinin yanında bu şekilde fiziki zarar verebilecek olaylar da olabilir. Her ne kadar okula sivil kıyafetle gitmek “rahat” olsa da bence bu işin uygulanması oldukça sakıncalıdır. Daha aklı yetmeyen çocuklar arasında sırf dış görünüşe göre yargılamalar, aklı yetenler arasındaki “bugün çok şıksın/rüküşsün” kavgalarına zemin hazırlayan bu uygulamanın avantajlarını da dezavantajlarını da yaşayarak göreceğiz.

Umarım sonu hüsran olmaz..