insanı en çok insan yoruyor

insanı en çok insan yoruyor

Okurken hayat hiç güzel gelmiyor insana di mi?

Her gün aynı saatte kalk, sabahın köründe, daha karga bokunu yemeden derse git, cırtlak sesli hocanın sesini dinle, mis gibi yatak varken, soğuk günlerde sıcacık yatak dururken sen git kör kütük sıralarda otur, zırt pırt sınava gir çık, derslerden kalk, hocadan azar işit, ödev yap, proje çiz, sunum yap, soru çöz.. Ne zor iş di mi?

İlkokuldan üniversiteye kadar hep bunlarla debelenip duruyoruz. Peki ya hepsi bittiğinde?

İşte asıl macera o zaman başlıyor. Sahip olduğunuz herşeyden birer birer kopmaya başlıyorsunuz. Tek derdiniz olan sınavların yerine daha büyük sorumluluklarınız ve çevre baskısı biniyor omuzlarınıza. Bunu da ancak ve ancak herşey bittiğinde anlayabilirsin, şu an hiç ‘hıı anlıyorum çok zordur cidden’ gibi içinizden lafları geçirmeyin bence. Yaşadıysanız aynı durumu, amenna. Sıkıntı yok.

Ne mi oluyor dersiniz?

Ne olmuyor ki arkadaş! Erkekler için bahsedeyim, kızları geç. Mezun olduktan sonra ya evleniyorlar ya da gidip yüksek lisans falan yapıyorlar. Ya da eve dönüp kimileri çamaşır bulaşık falan takılıyor. Ya da ne bileyim iş bulup bir şekilde çalışa biliyorlar da. Bir kariyer düşünmediği sürece çok da sıkıştıkları söylenemez. Ama erkeklere gelelim. Bunları söylerken zıppıdı hoppidi abidik kubidik olanlarından bahsetmiyorum. Eğer ailenin ilk çocukları iseler daha zor işleri. İlk mezun olan oluyor ve haliyle bir şekilde aileye katkı sağlamaları gerekiyor. Yani o zamana kadar onu okutup büyütenlere bakacak şekilde, destek olacak şekilde çalışmaları gerekiyor. Tabi bunu yapmadan önce askerlik denilen bir mevzuyu da halletmeleri gerekiyor. Askerlik denilen o illet bir şey var ya, onu işte! Askerliğe karşı olduğumdan değil bu tavrım, pisi pisine bir hiç uğruna ölen onca askerden, her gün duyduğumuz o şehit haberlerinden sonra bendeki yerini gün geçtikçe kaybediyor. Hep demişimdir ‘Bir erkek askere gidecek, o zorluğu çekecek, eğitimi görecek abi! Başka yolu yok’ Çünkü orda ast üst olayları var, bir düzen var, belirli bir disiplin var. Bir erkeğin olgunlaşması ve bir şekilde kılıfa uyması için bence gerekiyor o askerlik. Ama adı PKK konulmuş ne idüğü belirsiz saçmalık yüzünden de pisi pisine ölmeleri gerekmiyor. Daha 20’li yaşlarda körpe beyinleriyle ölmeyi hak etmiyorlar! Sadece onlar değil hiçbiri, hiçbir insan haketmiyor. Daha çok şey söylerim de burda kısa keseyim mevzuya döneyim ben.

İşte askerlik denilen o zorunlu, mecburi görevini yapman gerekiyor bir yandan da. İşin kötü yanı, mezun olduktan sonra iş bulayım çalışayım desen her daim ayağına takılıyor o askerlik mevzusu. Hep bir engel olarak kalıyor önünde. Çoğu işe o yüzden başlayamıyor ya da başladığın işi bir yerde bırakıp askere gitmen gerekiyor. Bir an önce yapayım desen, geri dönebilecek misin orası meçhul. Sağ gidip tabutta dönmek de var. Vatan sağolsa da sen sağolmuyorsun. Niye ? Sebepsiz yere! İş mi askerlik mi önce diyene kadar bocalama dönemi yaşıyorsun zaten. Sonra bir okuldan ilişiği kesince artık baba üstünden tamamen düşüyorsun. Normalde baba sigortalı ya da bağkurlu ise okul döneminde –18 yaş sonrası– sağlık hizmetinden yararlanabiliyorsun. Ama okul hayatın sona erdiğinde o hakkın da sona eriyor. Yani sağlık anlamında bir güvencen kalmıyor maalesef!

Hem sigortasız, hem işsiz, hem askerliğini yapmamış bir vaziyette ne bok yiyeceğini düşünürken bir de üstüne çevre (diğer adıyla mahalle) baskısı giriyor işin içine. Anadan, babadan, danaya, akrabadan, ebeye, neneden, dedeye ebesinin nikâhına kadar herkes aynı soruyor soruyor: ‘Eee okul bitti n’apıyorsun, n’apacaksın şimdi?

Hani verdiğin cevaptan da kimse tatmin olmuyor. Askere gideceğim ben desen, ikiye ayrılıyorlar. Destekleyenler, köstekleyenler. Durumlar çok kötü gitme geçiştir uzat uzatabildiğin kadar, iş bul çalış diyeni de var git tabi bir an önce aradan çıkar diyeni de. Aynı şeyleri defalarca, onlarca, yüzlerce tekrarlayıp duruyorsun. Ne onlar seni anlayabiliyor, ne de sen kendini anlatabiliyorsun onlara. Öyle arada lambıdı lambıdı gidiyor işte sürüne sürüne.

Mezun olanlardan çok fazla beklenti içine giriyor insanlar. Ne yaparsan yap tatmin edemiyorsun da etrafındakileri. İşe girmesen azıcık kafa dağıtayım desen, işsiz damgası yiyorsun, askere gideceğim desen, herkes ağlamalı gözlerle bakıyor, yüksek lisans yapayım desen, 20 yıl okudu yetmedi hala okuyor deniyor. El alemin ağzı torba değil, büzesin. Kimseyi tatmin edemiyorsun. Olan sadece sana oluyor, bir ona bir buna laf anlatmaya çalışmaktan hem dilin yoruluyor, hem beynin.

Evet şu anlattığım durum beni anlatıyor. Belki sizi de. Ama çekip gidesi geliyor insanın bazen böyle. Beynini tuzlu suya batırıp günlerce dinlendiresi geliyor.

Ama gel gelelim;

Olmuyor..

Olamıyor..

Yapılmıyor..

İnsanın üzerindeki sorumluluklar, yapması gerektiği sorumluluklar omzuna öyle bir yük konduruyor ki, o yüzden beli doğrulmuyor. Kamburu erken yaşta çıkıyor, saçını döküyor.

İnsanı aslında en çok, insan yoruyor..