Etiket: öğrenci işi

2012-2012.TweeT

Yeni yıl için, yılbaşı için oturup da iki satır karalayamadım. Malum o gün talihsizliklerin en beteri uğradı başıma. Ya 2012 daha gelmeden bana uğursuzluğunu gösterdi, ya da 2011 gider ayak postasını koydu ve son şakasını yaparak gitti.

Malum yılbaşı için doğru düzgün bir planım olmadığından, evimde paşa paşa kendi halimde takılma planı yapmıştım. Gün içinde yaptığım üç beş parça alışverişim ve zulalarımla hazırlamıştım kendimi. Saatlerce mutfakta ‘öğrenci işi’ üç beş bir şeyler katıştırım nevalemi hazırlamakla geçti. Yeni yıl gelmiş geçmiş gitmiş pek de umrumda değildi açıkcası. Zaten final dönemine girecek olmanın verdiği huzursuzlukla pek bir şeyi canım istemedi.

Devamı »

Öğrenci işi: Tencere Keki =))

Yine değişik yöntemlerle yapılan “öğrenci işi” işlerden biri ile karşınızdayım 😆

Bu seferki bayağı bir farklı oldu aslında..

Öyle bir şey ki “yapamazsın olmaz” dendi ama ben yine de yılmadım ve sonunda yaptım!

Peki ne bu?

Başlıkta da yazdığım gibi “TENCERE KEKİ

Yok artık di mi! Tencerede kek mi pişer demeyin.. Ben pişirdim oluyor valla 😀

Belki tuhaf gelebilir (ki gelmesi normalde) ama istedikten sonra elden birşey kurtulmuyor, asıl mesele bu 😉

Şöyle bir durum var, bu normal fırında pişen “tepsi keki” gibi değil.

Nescafe fincanlarında yapılmış, ıslak kek (browni) tarzında..Tarzında değil bildiğiniz öyle yani 😀

Tarifini merak eden “Nasıl yaptın bana da anlat” diyen olur mu bilmiyorum ama..

Eğer var ise buyrun iletişime geçin, ya da hemen aşağıya yorum bırakın =)

İsim (gerekli)

E-posta (gerekli)

Konu

İleti

Niye burdan paylaşmıyorsun?” diyecek olursanız.. Sadece merak ediyorum “gerçekten isteyen kişi/ler” var mı diye 😉

Buyrun bir ikitane de resim çektim ki, kanıt olsun. Eldeki imkânlarla bu kadar oldu. (Biraz da reklam kokan hareketler oldu ama n’apalım artık. Porselen bardak olarak anca bunları bulabildim)

Evet bu bardaktaki hali..                    Bu da bardaktan çıkıp bardak şeklini almış hali 🙂

İşte bu “saf tencere keki”.. Bardaklardan çıkartıldıktan sonra üzerine çikolata sosu dökülerek mükemmel tatlar elde edilebilir . Ya da malzemeler bardağa dökülürken orta kısmına eritilmiş çikolata konulabilir. İşte tam da o zaman asıl “browni”yi elde etmiş olursunuz.. 😉

Eee öğrenci dediğin her zaman gezip tozup sabah akşam ders çalışmaz.. Kendi yarıçapında birşeylerle uğraşır.. Bu da benim uğraşım oldu.. 😉

Sevgiyle,

[aLi Mazılıgüney]

Dibi Tutmuş Tencere vs Sirke… Hodri Meydan!

Öğrenci hayatı… Mmm.. Ne de güzeldir.. Hele de evde (!) kalıyorsan 😀

Aslında evde kalınıyor gibi görünür ama hiç bir zaman ev gibi olmaz orası 😀

Senden başka herkes kalır,

Makarnadan başka birşey pişmez ocakta..

Elektrik,su hep fazla gelir..

Alınan erzaklar hiç bitmez.. Ama kimse de görmez bir daha 😀

İçilen kolanın haddi hesabı yoktur.. (Alkolün yerine geçen ve alkolsüz zamanlarda “Karbondioksit”le idare etme durumudur)

Genelde hazır çorba alınır ama hazırlanamaz..

Ekmekler her zaman yarım yarım kalır, poşette kurur, çürür, küflenir, küfler havada uçuşur, koku yapana kadar atılmaz..

Evde ordu besleniyormuşcasına yığın yığın çöpler atılır. Dışardan görenler “kaçın kaçın çöp atıyor veletler” diyerek saklanırlar..

Alkol sınırsızdır.. Çoğu evde koleksiyon yapar. Televizyonun yanına koyar “Bak ben absolute içtim heeh hee heee” diye gerinerek.. Bazıları sırf alkol dolabı yapar. Binbir çeşit alkol şisesi sergiler. Şampanyadan 70lik rakıya, cinden vodkaya kadar.

Sigara kullanımına diycek yoktur. Evin içi sigara dumanından geçilmez, kokusu koltuktan çıkmaz, her daim nikotinlisinizdir. Bunun kutlarıi külleri de bazen oturduğunuz koltuğun yanından çıkabilir. Tırsmayın!..

Banyo.. Oraya gelmesem mi acaba.. Neyse söylemeden edemicem ki.. Temizlenmez!.. Temizlenir ama “üstünkörü”.. Vileda sağolsun bir geçer böyle yüzeysel hooop! bitti gitti işte.. Lavaboda bir karış zat-ı muhteremin kılları mevcuttur. Daha yeni tüy dökmüştür. Sadece erkek için değil hea kızlar için de geçerli bu. Maşallah bir tarandı mı saçlar, yarısı lavaboda 😀 Bir de çek çek bitmez uzar gider 😀

Süpürge sürekli tutulur, en basiti odur aslında. Her yerde tozlar uçuşur.. Televizyonun üzerinde 2 parmak kalınlığındaki tozlarla birlikte izlenir her zaman. Ekran temizlendiğinde “Laaann yeni televizyon mu aldınız” denir.. O derece!..

Gelelim mutfağa.. Ya da gelmesek mi, böyle iyiydi sanki.. Neyse artık gelelim bari..  Bir buzdolabı vardır köşede, içi dolu ama aslınad boştur 😀 Yani boş bardaklar, tabaklar görülebilme oranı çok yüksektir. Genelde alışverişten 1 hafta sonra (bazen bu bile çok geç olur) içine fare düşse kafasını yarar, o derece bomboş kalır içi. Ekmek poşetleri vardır, kapı kolunda, çekmecede orda burda şurda sağda solda .. İçinde hep kırıntılar, yarım parçalar vardır,hatta yarıdan çoğu da küflenmiş vaziyettedir (yeşil yeşil)..  Sonra bulaşık vadır her daim, yığınla, mutfak taşını bir baştan bir başa kadar dolduran, kurumuş salça vb. maddeler barındıran.. Su bile içmeye bardak bulamaz çoğu zaman musluğa ağzını dayayıp su içer garibanlar..Sonra bir de ocak vardır ki sormayın gitsin.. Yani ocak demeye bin şahit gerekir sanırım.. O ateşin yandığı yer normalde siyahken, ocağın tamamı siyahlaşır.. Dün akşamdan kalma makarnanın kırılıp yapışması ve yanan alevle kavrulup orda kalması, önceki akşam kızartılan (artık ne kızartıldıysa) tavadan dökülen ne olduğu belirsiz cisimler.. He bir de tencere vardır. Ya da bir vardır, bir yoktur. Sakın ha ters çevirmeyin, kara deliğe bakmış gibi sonsuz siyahlık görebilirsiniz.. İçine de bakmayın diycem ama mecburen bakacaksınız artık.. O da ne!.. Dibi de aynı siyahlıkta.. Aman Allah’ım… Bu bir rüya olmalı.. Biri çimdik atsın ve uyandırsın..

Asıl söylemek istediğim nokta ise şu 😀

Bu kadar öğrenci evini anlattıktan sonra işi “tencere”ye bağlamak da ayrı bir durum ama neyse artık..

İşte bu tencere dibin kara seninki benden kara olayına “biraz” olsun çözüm var..

Aslında tesadüfen denk geldiğim bu yöntem işe yaradı 😀

Nerden geldi demeyin ben de bilmiyorum, öğrenci işi işte buluyor, çıkarıyor bir yerden..

Bir kere benim tencerenin de dibi tuttu.. Hemi de göz göre göreee 😀

Neyse dedim nasıl çıkar bu napsam ne etsem?..

Buzdolabını açtım.. (Niye açtım bilmiyorum :D)

Baktım orda küçük bir şişede “sirke” var..

O an kafama  “şrraaak” diye yıldırım  düştü..

“Oğlum aLi bunla denesene bir”

“Neyi?”

diye kendi kendime söylenip dururken.. Aldım küçük şişeyi  2 kapak sirkeyi döktüm tencereye .. 😀

Durr! Yapmaaa!…  Yaptım bilee ehehehehe 😀

O biraz beklesin orda dedim..

Bekledim.. (Günler,haftalar, aylarca..) değil tabi 😀

Sonra aldım elime “tel”i.. Ne “tel”i demeyin “bulaşık tel”i herhalde 😀

Sonra biraz “tel”ledim tencereyi.. (Bu arada teflon falan değil ona göre hea, teflonlarda denemeyin mesuliyet kabul edilmez)

O da ne.. Dibi göründü!… 😀

Sonra kettle da kaynayan sudan biraz ekleyip, tekrar “tel”lemeye devam..

Vuuhuuu… Gittikçe açılıyor karartılar,çözülüyor tüm karalar 😀

Sonra biraz daha biraz daha derken..

İşte sonuç..

Tencere dibini kuruttum senin, Zafer benimdir! 😀

Tutan dip,artık kir tutmaz olur..

Belki daha kolay yöntemi vardır, belki daha basit şekilde çıkar.. (Ki var aslında bazı kimyasal maddeler dökerek ama sirke kadar doğalı var mıdır bilmiyorum)

Ama iş gırgır değil mi, maksat “yeni” şeyler denemek değil mi..

Denedik işte..

Sonuç: pozitif...

Gazamız Mübarek olsun..

Tüm tencerelerin dibi eskisi gibi olsun..

Unutmayın;

Keskin sirke, küpüne zarar verir” “Akıllı kullanılan sirke, küpü zengine çevirir

Saygılar, sevgiler efenim 🙂

[aLi Mazılıgüney]