Referandum halk tarafından anayasa değişiklikleri, yasaların kabulu ve çok önemli meselelerde belirlenmesi amacıyla yapılan oylamadır. Referandumda halkın iradesi idareye doğrudan doğruya yansımakta olup doğrudan demokrasinin güzel bir örneğidir. Temsili demokraside ise, halkın seçtiği insanlar, halkın iradesini yansıtmaya çalışmaktadır.

Türkiye‘de ilk defa referanduma, 1960 Anayasasının kabulü sırasında başvurulmuştur. Katılan seçmenlerin % 62’si evet, % 38′i hayır şeklinde oy kullanarak; Kurucu Meclis’in hazırladığı Anayasayı kabul etmiş oldu. 1982 yılındaki, Danışma Meclisi tarafından hazırlanan Anayasanın referandumunda ise, kabul oyları % 91‘i geçti. Red ise % 9 idi. Yeni anayasa ittifaka yakın bir çoğunlukla kabul edilmiş ve seçmenlerin tasvibini almıştır.

Evet gelelim şu maddelere..

12 Eylül 2010 Referandumunda en çok  tartışılan 2 madde bulunuyor.  Ülkemizin geleceğini etkileyecek değiştircek olan bu maddeler ise şöyle;

MADDE 146

Eski hali :

Anayasa Mahkemesi onbir asıl ve dört yedek üyeden kurulur. Cumhurbaşkanı, iki asıl ve iki yedek üyeyi Yargıtay, iki asıl ve bir yedek üyeyi Danıştay, birer asıl üyeyi Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarınca kendi Başkan ve üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğu ile her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; bir asıl üyeyi ise Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumları öğretim üyeleri içinden göstereceği üç aday arasından; üç asıl ve bir yedek üyeyi üst kademe yöneticileri ile avukatlar arasından seçer.

Teklif Edilen Yeni Hali :

Anayasa Mahkemesi onyedi üyeden kurulur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi; iki üyeyi Sayıştay Genel Kurulunun kendi başkan ve üyeleri arasından, her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden, bir üyeyi ise baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday içinden yapacağı gizli oylamayla seçer. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılacak bu seçimde, her boş üyelik için ilk oylamada üye tam sayısının üçte iki ve ikinci oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. İkinci oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için üçüncü oylama yapılır; üçüncü oylamada en fazla oy alan aday üye seçilmiş olur.

Cumhurbaşkanı; üç üyeyi Yargıtay, iki üyeyi Danıştay, bir üyeyi Askerî Yargıtay, bir üyeyi Askerî Yüksek İdare Mahkemesi genel kurullarınca kendi başkan ve üyeleri arasından her boş yer için gösterecekleri üçer aday içinden; üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden; dört üyeyi üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar, birinci sınıf hâkim ve savcılar ile Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçer.

Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve Sayıştay genel kurullarından, Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday göstermek için yapılacak seçimlerde, her boş üyelik için, bir üye ancak bir aday için oy kullanabilir; en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır. Baro başkanlarının serbest avukatlar arasından gösterecekleri üç aday için yapılacak seçimde de her bir baro başkanı ancak bir aday için oy kullanabilir ve en fazla oy alan üç kişi aday gösterilmiş sayılır.

Özetlemek gerekirse,

Eski durum

“Anayasa Mahkemesi 11 üyedir, 7 üyeyi yargı kendisi seçip cumhurbaşkanı onaylar, 1 üyeyi yök seçip cumhurbaşkanı onaylar, 3 üyeyi de cumhurbaşkanın tamamen kendi takdiriyle seçer.”

Yani mahkemenin 7 üyesini yargının kendisi seçer, 4 üyesini de siyaset cumhurbaşkanı ve yök eliyle seçer. Bu noktada kimse cumhurbaşkanı ve yökün siyasi iradeyi temsil etmediklerini iddia etmeyecektir  umarım.

Yeni durum

“Anayasa Mahkemesi 17 üyedir, 7 üyeyi yargı kendisi seçip cumhurbaşkanı onaylar, 3 üyeyi yök seçip cumhurbaşkanı onaylar, 3 üyeyi de meclis seçer, 4 üyeyi de cumhurbaşkanın tamamen kendi takdiriyle seçer.”

Yani mahkemenin 7 üyesini yargının kendisi seçer, 10 üyesini de siyaset meclis cumhurbaşkanı ve yök eliyle seçer. Bu noktada kimse cumhurbaşkanı ve yökün siyasi iradeyi temsil etmediklerini iddia etmeyecektir umarım. Mecliste de tüm siyasi partilerin temsili oranında değil de iktidarın üyeleri belirleyeceğini kesindir.

MADDE 159

Eski hali :

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.

Kurulun Başkanı, Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir. Kurulun üç asıl ve üç yedek üyesi Yargıtay Genel Kurulunun, iki asıl ve iki yedek üyesi Danıştay Genel Kurulunun kendi üyeleri arasından, her üyelik için gösterecekleri üçer aday içinden Cumhurbaşkanınca, dört yıl için seçilir. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilirler. Kurul, seçimle gelen asıl üyeleri arasından bir başkanvekili seçer.

Teklif Edilen Yeni Hali :

Adalet Bakanı, Kurulun Başkanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kurulun tabiî üyesidir.

Kurulun üç daire ve Genel Kurul şeklinde çalışması öngörülmektedir. Kurul üyelerin geldiği kaynaklar çeşitlendirilmektedir. Bu bağlamda, Kurul üyelerinden dördü, yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ve avukatlar arasından Cumhurbaşkanınca doğrudan seçilecektir. Bundan başka Kurulun;

Üç asıl ve iki yedek üyesi, Yargıtay üyeleri arasından, Yargıtay Genel Kurulu tarafından,

Bir asıl ve bir yedek üyesi, Danıştay üyeleri arasından, Danıştay Genel Kurulu tarafından,

Bir asıl ve bir yedek üyesi, Türkiye Adalet Akademisi Genel Kurulu üyeleri arasından, Akademi Genel Kurulu tarafından,

Yedi asıl ve dört yedek üyesi, birinci sınıf adlî yargı hâkim ve savcıları arasından, tüm adlî yargı hâkim ve savcıları tarafından,

Üç asıl ve iki yedek üyesi ise, birinci sınıf idarî yargı hâkim ve savcıları arasından, tüm idarî yargı hâkim ve savcıları tarafından,seçilecektir.

Özetlemek gerekirse,

Eski durum

“HSYK 7 üyedir, 5 üyeyi yargı kendisi seçip cumhurbaşkanı onaylar, 2 üye de doğrudan siyasilerdir, Bakan bizzat kurulun başkanı, müsteşar üyesidir”

Yani mahkemenin 5 üyesini yargının kendisi seçer, sadece 2 üyesini siyasi olduğu görülse de Bakan’ın kurul başkan olması kurulun tüm kararlarını doğrudan etkiler.

Yeni durum

“HSYK 21 üyedir, 4 üyeyi yargı kendisi seçip cumhurbaşkanı onaylar, 10 üyeyi cumhurbaşkanı doğrudan hakimler arasından 4 üyeyi akademisyenler arasından 1 üyeyi de T.A.A. içinden seçer, 2 üye de doğrudan siyasilerdir. Bakan Başkanlık yapar.”

Yani mahkemenin 4 üyesini yargının kendisi seçer, 17 üyenin de cumhurbaşkanı tarafından nasıl seçileceği meçhuldür.

Bunun yanında diğer maddelerin açıklaması için Yılmaz Özdil de demiş ki ;

Memur maddesi: Kamu Personeli Seçme Sınavı yapıldı, dini imanı dilinden düşürmeyen cemaatçi arkadaşların soruları arakladığı, kul hakkı yemeye utanmadıkları ortaya çıktı.
¡
Eğitim maddesi: Üniversite sınav sorularının takunyalılara sızdırıldığı, kendi dershanelerine servis edildiği, milyonlarca evladımızın geleceğini çaldıkları ortaya çıktı.
¡
Güvenlik maddesi: Polis Akademisi sınavında soruların zimmete geçirildiği, tarikatçılara ezberletildiği, uzun lafın kısası, hırsızların polis olmaya çalıştığı ortaya çıktı.
¡
Eşitlik maddesi: TRT’ye personel almak için sınav yapıp, sonuçları internetten yayınladılar, ancak, torpil taleplerini silmeyi unuttular, böylece, kazanan isimlerinin yanında “şu müdür tanıyor, bu müdür kefil” gibi notların düşüldüğü ortaya çıktı.
¡
İşçi hakları maddesi: AKP’li belediye itfaiyeye alınacak üç personel için sınav yaptı, yüzlerce aday “belgen eksik” diye sınava sokulmadı, “prosedürü uyguladık” dendi, sonuçlar bi açıklandı, başkanın oğlu ve kayınbiraderiyle, zabıta müdürü oğlunun kazandığı ortaya çıktı.
¡
Ekonomi maddesi: Kamu bankası sınav yaptı, müfettişler aldı, boru değil, müfettiş bu, sahtekârları yakalayacak, 80 puan alanlar girecekti, 70 alanlar dolduruldu, rezalet ortaya çıkınca, bilgisayarın hata yaptığı söylendi… Bir başka kamu bankası müfettişler aldı, sınavı hazırlayan özel üniversitenin aynı soruları daha önce bir başka kamu kurumunun sınavında sorduğu ortaya çıktı, suçüstü enselenen üniversite “ayy çok pardon” dedi.
¡
Sağlık maddesi: Sağlık Bakanlığı Unvan Sınavı yapıldı, 20 soru iptal edildi, 17 sorunun cevap şıkları değiştirildi, zaten 50 soru vardı birader, belli ki unvanı yükseltilmek istenenler buna rağmen becerememişti, sonuçlar bir hafta geç açıklandı, rezaletin ayyuka çıktığı ortaya çıktı.
¡
Spor maddesi: Çok örnek var, birini anlatayım, Menderes Üniversitesi Beden Eğitimi Yüksek Okulu’nda sınav yapıldı, kazananların listesi açıklandı, sonra o liste indirildi, başka liste asıldı, kazanıp kayıt yaptıranlara “siz kazanamadınız” dendi, kazanamayanlar kayıt edildi, savcı “oha artık” demek zorunda kaldı, mahkemenin yürütmeyi durdurduğu ortaya çıktı.
¡
Sendika maddesi: Eğitim Kurumu Müdürlüğü sınavı yapıldı, soruların iktidara yakın bi sendikanın çalıştayında sorulan sorular olduğu, o sendikadan olanların kazandığı ortaya çıktı.
¡
Din maddesi: Diyanet İşleri Başkanlığı vaizlik, Kuran kursu öğreticiliği, müezzinlik sınavı yaptı, başarılı olan adaylar başarısız ilan edildi, başarısız denilen adaylar mahkemeye başvurdu, olmayacak duaya amin denildiği, sınavın iptal edildiği ortaya çıktı.

¡

Son 4-5 senede, vatandaşların geleceğiyle alakalı olup, seçenekli şıkları bulunan her sınavda, hukuken tespit edilmiş “yamuk” olduğuna göre, pazar günü cevabı aranması gereken asıl soru şudur… Hukuk sınavı referandumda katakulli olmayacağının garantisini kimse verebilir mi?
a, evet
b, hayır

Bugün itibariyle bu bekleyiş artık bitiyor..

Yarın sabah gün ışığıyla birlikte sürecek olan oylamalar sonucu “ak” mı “kara” mı belli olacak…

Hergün televizyonlarda,sokakta,bankta,kahvede,okulda,dersanede,trende,arabada,otobüste,

minibüste,radyoda,sanal alemde,evde,banyoda,tuvallete konuşulan içimize dışımıza kadar işlenen o “referandum” için son anlar.

Herkes dilediğini oylamakta özgürdür.

Herkes dilediğini eleştirip,yere göğe sığdıramamakta da özgürdür..

Ama UNUTMAYIN!  bu özgürlüğünüzü nerden,nasıl kazandığınızı..

Nasıl bu kadar “özgür” olabildiğinizi!

Gözlerinizin önündeki gerçekleri, arka plana atılmış sahteliklerle boyanmasına izin vermeyin..

Herşey her zaman sizin gözünüzün önünde olmayabilir, bazı “art niyetler” sinsice geri plana atılmış olabilir..

Yaptıklarınızın belki telafisi olmayabilir, “Beyin Bedava” bu yüzden 2 kere düşünmek gerekebilir..

2 kere düşünmeniz dileğiyle..