Dışarda sis bulutu,

Göz gözü görmüyor..

İlerideki sokak lambası,

Sönmemek için zorla yanıyor..


İçerisi keskin buz,

Suskun bedenim,

Ölmemek için

Can çekişiyor..


Önümde bir ton kağıt parçası,

Masanın üzerinde beni bekliyor,

“Çalış” sınavına derken,

Elim varmıyor, aklım almıyor..


Koş git hadi yat yatağına diyor

bir ayağı kırık taburem..

Bir kez olsun rahatça uyu yatağında

diye ekliyor üzeri yazılı battaniyem..

Kaç zaman oldu, seni ya sandalyede

ya da koltuğa kıvrılmış buluyorum yeter

diye haykırıyor titreyen lambam..

Bir tek duvarlarım anlıyor beni

onlar çıkıyor “Gitmeyin üzerine” diyerek..


Bana şimdi onlar bakıyor,

Şimdi onlar derdime ortak oluyor..

Dışarıdaki sisten daha yoğun bir sis bulutuyum,

İçimi göremiyorum, dışımdan habersizim..

Neden? Nasıl? Niye? diye diye,

Kuramaz oldum başka cümle..


Geliyor herşey üstüme üstüme,

Çıkmaz oldum günyüzüne..

Bakamaz oldum artık gözlerin içine..

Saplanmışım bir yere,

Dalıyorum, dalıyorum, eskilere..

Boğuluyorum, çıkamıyorum..

Yosun tutmuş kuyuların duvarları..

Nefes alamıyorum, hazmedemiyorum..

Sesim çıkmıyor,

Sessizce ölüyorum..


Ali Mazılıgüney

19.01.2010 | 21:08