Keşke'li Geçmiş Zaman

Karşındaki ile oturup konuşamıyor ve hatta adam akıllı basit bir konu hakkında bile tartışamıyorsan o kişiyle bağların çoktan kopmuş demektir. Birbirinize nefret ve kinden başka bir duygu besleyemez durumdasınız maalesef. Ne saygıdan ne de sevgiden eser kalmıştır iki tarafta da. Yaptığınız, söylediğiniz her şey karşılıklı olarak birbirinize batacaktır. Sen doğuyu gösterirken o batıyı anlayacak, orta yolu bulamayacaksınız hiçbir zaman. Acı ama gerçek. Çünkü baştan kopmuştur her şey. Ne olduysa olmuş, zamanında düşmüştür sizin iğneniz samanlığa. Kaybedilmiştir değer; sen onda arayıp, o sen de aradıkça. İkiniz aynı yöne ama ayrı kulvardan koştunuz.

Çok sular akacak köprünün altından. Bir bir akıp gidecek taşlar eteğinizden. Birbirinizle irtibatı kesecek artık haber alamayacak hale geleceksiniz bir süre sonra. İkinizde umursamazlığın dibine vuracak, ‘bananeler‘le ‘umrumda değilsinler‘le bitireceksiniz birbirinize karşı her bir cümlenizi. Ama ne vakit birinin canı yanacak, ne vakit biri bu dünyadan göçecek; işte o zaman ‘ah‘ denilecek geçen onca zamana. Tüm acılar, tüm kırgınlıklar bir çırpıda puf olup uçacak havaya. Eser kalmayacak geçmişinizden. Ne için kızgın olduğunuzu, ne sebepten kırıldığınızı hatırlamayacaksınız bile.
Ama..

İşte o zaman; iş işten çooktan geçmiş olacak.

Sevdiğinin kıymetini yanındayken anla(ya)mıyor çünkü insan. Ya araya mesafe girecek, hasretten, özlemden burnunun direği sızım sızım sızlayacak, ya da bir daha görememek üzere bu dünyadan göçecek biri. Ancak o zaman anlaşılıyor çünkü bazı şeyler. ‘Değer‘ denilen kavram o zaman dank ediyor sağ kalanın beynine. ‘Keşke‘leri kucaklıyor ‘sevdiğini kucaklamak yerine’. Değer miydi diye sorsan, değmezdi diyecek. Adının her geçtiği yerde gözünden iki damla yaş süzülecek. Eline kızgın maşa değmişcesine, gözlerini kezzapla yıkamışcasına yanacak canı. Canından olacak, canı burnundan gelecek. ‘Vicdan‘ denilen o duygu, bütün vücudunu kaplayacak.

Giden gidecek, kalan sağ olsa da, aslında hep yarım kalacak.

Peki ya o zaman?

Değecek mi tüm bunlara?

Uğrunda feda ettiğin ‘zaman‘a karşı, geleceğe inat yaşamaya devam edebilecek misin hayatta?

Kendini kandırma!-

Yapamayacaksın.

Sen aynı can‘san, sen aynı kan‘san ruhun bedenine sığmayacak bir noktadan sonra. İçini yakanla, dışını kavuran arasında sallanıp duracaksın.

Vakit çok mu geç?

Şu an değil, ama belki yarın olabilir.

Bugün seninleyken, heybende taşıdığın kızgınlıkları, yarın suratına vurabilecek birini bulamadığında içinin yangınını söndürebileceğine, ‘ah, tüh‘ demeyeceğine inanıyorsan devam et yaptıklarına. Hiç bir adım bile geri atma, burnunun dikine git, dönme sakın arkana.

Ama için acırsa..

Ya O bu dünyadan bir kaç ay sonra göçecek olursa ve sonra senin için acırsa..
İşte o zaman yapışır ahirette yakana. Asıl katili de SEN olursun, tüm günahlarının vebali de yüklenir sana. Vakit varken, git sarıl sevdiğinin boynuna. Kum saati aleyhine işliyor, tozunda boğuluyor insanlar. Canı yanmadan, farkına varamıyor. Çok fazla can yanmadan, can ol kanına. ‘Keşke’li geçmiş zamanın telafisi yok. Bir kere gitti mi, sittin sene gelmez..

Gelmez..

Gelmez.