12 aya böldüm kendimi senden sonra.

Önce kapım Aralık‘tı,
Sen girdin içeri.
Isıttın yüreğimi,
Doldurdun neşeyle gözlerimi.

Ardından Ocak‘ıma incir ağacı diktin.
Bir anda geldiğin gibi gittin.
Isınan yüreğimi
Elinin tersiyle ittin,
Gözlerimi neme terk ettin.

Daha havalar ısınamadan
Mart
baktırdı kapımdan.
Daha çiçekler açmadan
Buz tuttu kalbimin odaları
Gönlüm soğudu yeni sevdalardan.

Nisan 1 diyerek çıksaydın karşıma
Hepsi koca bir şakaydı diyerek atlasaydın boynuma
Hani o beklediğim günler
Şaka gibiydi zaten inan, geçmek bilmedi,
Bitmek yerine hepsi üst üste eklendi, kursağıma kadar geldi.

Koca bir Mayıs girdi aramıza,
Yeni açan çiçeklerin arasında
Yeni sevdalar girdi göz hizamıza.
El ele tutuşanları gördüğümüzde
Farketmeden yine içimiz sızladı aslında.

Isındıkça ısındı hava,
Yol aldı Haziran‘a.
Farkında değilmişim doğduğum ayın,
Bir var, bir yok olmuşum.
Aldığım nefes bile takip edemez olmuşum.

Temmuz‘un ortasında kavruldu bedenim,
Güneş dışımı yaktı,
Sen içimi.
Saçımın her bir teli,
Tıpkı senin gibi,
Günden güne terk etti beni.

Sonra Ağustos böcekleri çıktı meydana,
Ellerinde çalgılar, çengiler,
Topladılar üç bej parça,
Karınca kararınca,
Seranat yaptılar
Gözleri önünde çalışan karıncalara.

Ardından bir darbe daha yedi bedenim!
Eylül
‘ün başında.
Tutukladılar gözlerimi, hapise attılar yüreğimi.
Daha soramadan sebebini,
Mühürlediler gamzemi,
Esir ettiler beni.

Ve Ekim zamanı geldiğinde,
Yorgun düşmüştü artık bedenim.
Sahip olduğum bir çift göz
Hüzünlü bakarken,
Ne cep kalmış, ne de cepken.
Delinmişti çoktan kefenim.

Çok geçmeden hemen sonra geldi Kasım
B’aşka dediler, bambaşka anlam yüklediler.
Oysa ben onu bile beceremedim,
Yüklemeye çalıştıklarımın altında ezildim.
‘Orda kimse var mı?’ diyebilecek kadar, sessizdim.

Ve yine geldi Aralık
Ve yine kapım Aralık
Yok bir çıtırtı bile,
Sanki içim kapanık,
Sanki dışım bulanık.

Benim aylarım yıllık,
yıllarım aylık.
Yıllandıkça,
benim gönlüm aslında hep aylık
Kapım aralık
Kaşlarım çatık
Yüreğim yandı ama
Hâla ılık
Bekliyor ‘yeni‘ bir ışık..