Etiket: karanlık oda

Karanlık Odanın Sonu

İnsanların en önemli özelliklerinden biri de umut etmektir di mi? Çok şeyi umut ederiz geleceğe dair. Plan program yaparız. Beklediğimiz gün gelsin diye, günleri deli gibi sayarız. Sayılı gün çabuk geçer ya, sırf o yüzden günde iki defa sayarız çoğu zaman da.

Sonra çok bel bağlarız geleceğe, çok düşeriz kurduğumuz hayallerin üzerine. Ama unuttuğumuz bir şey var, dalgalar. Biz her defasında kumdan kaleleri öyle özenle yaparız, her defasında öyle süslerle doldururuz ki etrafını, onu küçük bir dalganın yıkıp geçeceğini adeta unuturuz.

Bana çok karamsarsın diyorlar. Polyannacılık oynamamı istiyorlar çoğu zamanda. Evet yeri geldiğinde ben de oynarım o oyunu ama biz masallarda değiliz ki!. Biz gerçekliğin dibine vurmuş, bir o kadar da acıların kat kat arttığı o gezegenin üzerinde cirit atıyoruz. Bir elim koptu. Hadi sevineyim bir tane daha var diye. Söylesene seni nasıl sımsıkı sarabilirim o zaman? Bunun için senin beni daha sıkı sarıp sarman gerek di mi? E onu da sen yapmazsan, benim elimden ne gelir sorarım sana.

Hep şunu derim aslında ‘Kurduğun hayallerinde bir tutam gerçeklik payı olsun ki, gerçekleşmediğinde o kadar çok üzülme, kırılma‘.. Özellikle de insan üzerine kuruyorsan bu hayalleri iki kez düşün her defasında. O sek hayallerinin yıkılma ihtimali çok daha yüksektir çünkü.

Hep kurduk hayalleri, hep yıktılar kumdan kaleleri. Biz hep karanlık odanın içerisinde dolanıyoruz sanki. Ne vakit ışığa doğru koşmak istesek, suratımıza suratımıza çarpıyor rüzgârın şiddeti. Yılmıyoruz, yıkılmıyoruz. İnatla koşuyoruz gördüğümüz ışığa.Takılıp düşüyoruz, ağlıyoruz. Gözümüzün yaşıyla yıkıyoruz yüzümüzü. Kapkara olmuş gözlerimizin ardından bakıyoruz semaya.

Ne vakit çıkabiliriz odadan, meçhul. Kapımızın önü tozdan görünmüyor, kapımızı çalanlar bir bir kaçıyor. Kimse sabredemiyor, kimse dayanamıyor. Kuytu köşelerde kir tutmuş yüreği kimse anlayamıyor. Tozlu raflara kaldırılmış en saf duyguları kimse kabullenemiyor. Açılıyor, açıkta kalıyor.

Belki de sırf bu yüzden, yalnızlığa mahkum kalıyor.

Yoğuşmuş duygular

Duygularım depreşti bu gece..

Arka fonumda açtım tam da damardan bir müzik..

Elimde yalnızlığım,

Gözlerimde bi tutam buğum,

Karanlık odamda

Bir başımayım..


Yanan loş bir ışığım

bir de boş ama hüzünle bakan

gözlerim var karanlığa..

Dışarısı buz gibi,

içim buz gibi..

Titremiyorum,

üşümüyorum ama

“eksiklik” hissediyorum sadece

yürek denen organımda..

Damla damla içime düşüyor nedense hüzünler bu gece

Saçımın her bir teli sızım sızım sızlıyor,

Tarifi belirsiz duygular,

Bir o kadar da anlamsız acılar sarıyor bedenimi..


Etraf o kadar sessizleşiyor ki bu gece,

damarlarımdaki kanın hareketini duyar gibi oluyorum..

Kalbim sadece “yaşamak” için çarpma gayreti içinde

tık tık tık atıyor..


Kapım çalmıyor işte,

Işıklar hep kapalı

Dört bir yanım kapalı bu evde,

Odam kalabalık,

ama yalnız sanki ortalık..


Suskunluğumla bütünleştim bu gece,

Aklım bir karış havada

Bedenim herşeyden çok uzaklarda..

Issız bir ada gibi bu gece bu oda..

Bir ben varım,

bir titrek bedenim,

üşümüş hüzünlerim,

bir de yalnızlığım var yanıbaşımda..


Ali Mazılıgüney

10.12.2010 | 21:35

Karanlık oda



Önünü görmek için çabalıyorsun sadece,
Sana eşlik eden karanlığı farketmiyorsun ki…
Gözün burnunun ucunu görürken
Arkanda kopan çığlıkları duymuyorsun.
Heyy!..
Sana diyorum..
Duy bi kere olsun sesimi..
Yanıbaşında duran yalnızlığımı göremiyor musun hâla?
Farketmiyor musun çaresiz kalmış hislerimi?
Çok değil ki istediğim şey
Sadece biraz olsun bak bu tarafa
Sadece biraz olsun ışığını tut buraya ..
Karanlıkta kalmış yüzümü göreceksin
Belki de farkedeceksin işte o zaman
Gamzemde saklanmış gülüşümü..
Belki sevmeyeceksin, hoşuna gitmeyecek
Çehremin şekli..
Çevireceksin hemen kafanı
Ama olsun..
Sen sadece bir kez olsun bak bana..
Ben alışkınım zaten karanlığa..
Senin varlığın bile
Bağlar beni karanlık odadaki
Yalnız hayatıma..

aLi Mazılıgüney