Acun Ilıcalı yaptı olacak tabi.. Yurtdışındaki programları, yarışmaları Türkiye’ye uyarlayan ve reytingler sayesinde kazandıkça kazanan eleman.. Evet şimdiki de yetenek sizsiniz tabiki ..

Herkes çıkıyor gördüğünüz gibi.. Çıktıktan sonraki gün heryerde kısa kısa videoları, adlarına açılmış fan sayfaları, resimleri vs vs vs..

Benim böyle bir amacım yok ama ben de katılsam mı diyorum?

E madem bunları istemiyorsun niye çıkıyorsun? derseniz,

gerek yok öyle safsatalara çıkma amacım başka..

Yeteneğim var mı,

E var..

Ne bunlar,

Dur sayayım o zaman hemen..

Mesela ben herkesi gözümde büyütebiliyorum. Hiçbir şey için değmeyecek birisini göklere çıkarabiliyorum ve aynı şekilde gökten yıldırım gibi de aşağıya düşürebiliyorum.

Sonra ben haketmeyen de olsa insandır diyip değer veriyorum, sonra değerin değeri kalmıyor, direk satış yiyorum..

Sonra ben insanları seviyorum.Onlar beni o kadar sevmiyorlar farkındayım ama madem öyle ben de sevmiyorum artık diyip,kolayca yeteneğimi değiştirebiliyorum..

Dertlerine ortak oluyorum çoğu zaman. Bir kafede otururken bile kulak misafiri olup, içimden “Ne dertliymiş be” diyerek de olsa ortak oluyorum.. O halde gözünden iki damla yaş süzüldüğünde benim de içim “cızz” edebiliyor mesela..

Sonra ben n’apıyorum.. Mesela inanıyorum.. Güveniyorum fazlasıyla.. Evet evet, herkes yapabiliyor sanırım ama ben biraz farklı yapıyorum bunu Güvenirsem sonuna kadar güveniyorum, gözüm kapalı, burnum tıkalı inanıyorum..

Sonra ben sayıp sövemiyorum delicesine.. Gerçekten “hakeden”lere çıkıyor biraz ama onun dışında çıkartamıyorum, aslında dur çıkartır gibi oluyorum sanki ama, ı-ıhh olmuyor gibi, çıkmıyor sanki..

Mesela bir de ben karşımdakini benden daha çok düşünüyorum. Kendimden çok aslında onun üzüntüsünü düşünüyorum.. Söyeldiğim şey yüzünden kırılacak mı diye fazla takıyorum. Yani bu da bir yeteneğimdir di mi?

Bir de ben aslında başkalarının geleceklerini mahvetmemek adına ağzımı açıp, yanlış hareketler yapmamaya çalışııyorum.. Sonumu/sonunu/sonumuzu 2 kez düşünüyorum..Bejn acı çekmesini istemiyorum ama hakediyorsa fazlasını, gebersin! diyebilecek kadar zor da olsa söyleyebiliyorum..

He yalan söyle(ye)miyorum bir de ben. Ağzımdan çıkanlarla yaptıklarım örtüşüyor, bukalemun gibi yanar döner, bir öyle bir böyle diyip iki tarafı da idare edebilen, kendi çıkarları ve 2 dakikalık mutluklarının uğruna koca koca yalanlar söyleyebilen adiler kadar olamıyorum.

Sonra ben sevmediğim halde kimseye seviyorum demiyorum.. Hayatımdan çıkacak insanları fazlasıyla çıkarıyorum, hakedenleri hakettikleri yerlere gönderiyorum.. Ama hem seni seviyorum hem bunu seviyorum o benim bu benim diyerek her dala konan lanetler kadar da olmuyorum..

Bir de  bir de, ben herkes gibi iki yüzlü sahtekâr da olamıyorum biliyor musunuz? Kimsenin arkasından iş çevirip de sonra programlı bir şekilde yalanlar uydurup sonra bir de suçsuza çamur atmayı beceremiyorum.

He bir de son olarak ne biliyor musunuz sayın jüri?

Ben buradan “3 HAYIR“la gideceğimi de biliyorum ama işte asıl yeteneğim de bu.. Benim için en hayırlısı da odur zaten. Kaybedeceğimi bile bile ben aslında yola çıkıyorum, bu yolda sizin gibi oturduğu yerden laf yürütmesini, kafalarına göre yorum yapmasını bilenleri ve herşeye rağmen arkanızdaki destekçileri bilerek geldim.. Ben herkesin karşısında “dimdik” durabilmek için geldim..Kimseye ihtiyacım olmadığını göstermek aslında “insan olabilmenin yetenek olduğunu” göstermek için geldim.

Herşeyden önemlisi “Ben istediğim için geldim, istediğimi de yaptım“..

der ve sonra arkamı döner, çeker giderim..

Olmaz mı?

Olabilir..