Hani deriz ya hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşır diye. Sanki günümüzde insan konuşarak da anlaşamıyor artık. Birbirine laf yetiştirme çabası içerisine girip, karşıdakinin dinlediğine kulak asmıyor bile. Benim dediğim dedik diyerek atıp tutuyor, bağlantısız yerlerden konuları bağlayıp tartıştıkça tartışacak konular açıyor. Durup durup eskiye dönüp “Sen bana şu zamanda bunu yapmıştın” diyerek alevlendiriyor her seferinde tartışmaları. Nedir bu şimdi? Neyin belirtisidir? Önceki birikmişliklerin bir dışa vurumumu dersiniz? E peki hani eskiden konuşarak halletmiştik, n’oldu? Niye birden şimdi durup dururken bir de tekrar açıldı o zaman o konu? Buna da cevap yok. Her seferinde susuşlar hakim..

Konuşmayı geçtik artık. Nasıl oldu, nasıl olur, nasıl olacak derken iki gün iyi üç gün kötü geçen ve sıkıntısı bitmek bilmeyen ikili tartışmalar.. Can sıkıcı, yorucu, bunaltıcı..  Bunların yanında bir de asıl konu var tabiki, “Güven”..

Kime güveneceksin? Yanıbaşındakine güveniyorum diyorsun da, ilk kazığı da hep ondan yiyorsun, bu nasıl oluyor? Sana “canım” diye tabirlerde bulunanlardan yiyorsun bütün ağıza alınmayacak tabirleri. Zor zamanımda yanımda kim olacak benim? Sen hep benim güldüğüm anlarda, hep benim iyi olduğum anlarda olacaksan, kötü anımda bir tekme de sen atıp, sen bana destek olmayacaksan kim olacak arkadaşım?. Sana “güveniyorum” ben dediğimde, yapmaz dediğimde yüzümü kara çıkartmak için elinden geleni ilk önce sen mi yapacaksın yani.. Yazık o zaman, çok yazık..

Güler yüzlü insanlar hakkında hep düşünülür, bu zaten mutlu diye.. Doğru senin suratında da sahte maske var ama en azından benimkisi dürüst bir şekilde “mutluluk” maskesi, ya sendeki?..

Kimde sorun, nerde sorun bilinmez ama, kaybeden aslında hep bireylerin kendileri olur. Kazanan ise yoktur aslında. Her iki tarafta kaybeder çünkü. Zamanını kaybeder, mutluluğunu kaybeder, verdiği değerleri kaybeder vs vs vs..

Uzaktakine güven ise bundan iki kat zordur. Bir kez sizin güveninizi kırdı mı, tamiri çok ama çok zor durumlara sebep olur.. Bir insanın güvenini kazanmak çok uzun zaman alırken o güveni kaybetmek ,se sadece bir kaç saniye alır. Bu yüzden aslında yeterince üzerinde durulması gereken bir konudur, güven.. Birisine güveniyorum dediğinizde gözünüz kapalı inanmanız gerekir, gözünüzü açtığınızda yanınızda olduğunu bilmeniz, hissetmeniz, inanmanız gerekir. Bu kadar zor kazanılan güvenleri bir çırpıda boşa çıkarmamak gerekir, düşünceler dile getirilirken art niyetli değilde tamamen açık net bir şekilde getirilmelidir. Kalbe nifak tohumu ekmenin manası yoktur..

Ama şu da bir gerçektir ki, bir insana ne olursa olsun güvenecekseniz 2 defa düşünmek gerekir.  Bu her kim her ne şekilde olursa olsun, insan birinden darbe yediği zaman bir daha darbe yememe adına artık sütten yanan ağzın acısını düşünerek artık yoğurdu buzluğa koyup yemeye başlıyor.

Az önce aldığım bir bilgiye göre de güvendiğim dağlar kayak merkezi olmuş, ne diyelim gazamız mübarek ola..