Bir damla gözyaşına kıyamadıklarımız yakar en çok canımızı. Bir tek onlar saplar sırtımıza en derin sancıları.

Sen ‘o gülsün yeter ki‘ diye çabalarken, en çok o ağlatır seni. Destek olursun en zor anlarında, arkadaşım dersin bağrına basar, dostum der sarılırsın, kardeşim der birlikte nefes alırsın. Ama bir de senin kötü vaktin oldu mu yanında gölgeni bile bulamamış olursun.

Ne biçim dünya ki böyle!

Beddua etsen bir türlü, etmesen bin bir türlü. Ama yine de etmemek gerek kimseye. Biliriz ki, döner dolaşır bulur bizi diye.

Hani bir söz vardır “gün olur devran döner” diyerekten, gün gelir insanlara acı çektirenler onlardan daha çok acı çekerler anlamına gelir.Farkında olmasalar da vicdanları rahat bırakmaz, huzursuz eder durur çünkü. Gece karabasan gibi çöker anıları, bedenleri istemsiz yoğunlaşır, farkında bile olmadan içleri sıkılır da sıkılır. Durup durup aklına gelir yaptığı. Sürekli ya birilerine benzetir, ya o ses tonu çınlar kulağında. Bazen de onun kokusu gelir, hafif esen rüzgârda.

Kuru topraklar içerisinde kökleri acı çeker insanın. Bir damla sevgi suyuna ulaşabilmek için salar köklerini çatlak toprakların arasına. Sırf o sevgiyi bulabilmek için en derine doğru indirir köklerini. Ama bulamaz. Çünkü aradığı o sevgi kökte değil göktedir.

Eyy sevgilerin kıymetini bilmeyenler, sevildiklerini bildikleri halde farkedemeyenler.. Bir gün çöldeki kaktüs gibi bir damla suya hasret kalıp, sevda serapları göreceksiniz. Aynı kaktüsün dikenleri gibi batacak yüreğinize ve sızım sızım sızlayacak içiniz biliyor musunuz?. Kavurucu sıcağın altında bir başınıza kalacak, kimseyi suçlamaya dermanınız olmayacak. Hak ettiğinizi yaşayacaksınız.

‘Bir sevginin yerle bir olmasına izin vermişsen, sevgi pınarına hasret kalmaya mahkumsun ve mahkum olarak kalacaksın’ demektir.