Hayatınız aslında ne kadar hızlı?

Ne derece nefesinizi doğru kullanıyorsunuz?

Sizin arkanızda birileri var mı? Ya da sizin önünüze geçmeye çabalayan ama bir türlü beceremeyen?

He bir de bu duruma katlanamayanlar vardır di mi?

Siz bilmeden arkanızdan neler döner neler.. Duymadığınız laflar çığ gibi büyür büyür büyür..

Sonra anlatılır sağda solda, dile geldikçe artar soğukluğun derecesi.

Seni tanımayanlar sana lanet okur..

Herkes daha yargıları bile oluşmadan önlerinde sürüyle toplanır..

E sonra n’olur peki?

Herşey bir büyük tabu halini almış vaziyette önünde setler oluşturmuş seni bekler, hadi o zaman ayıkla hamurun mayasını!..

Ön yargıları oluşturmak o kadar kolay bir şeydir ki, tahminizden çok daha kısa sürede gerçekleşir, bir anda kafanızda ışıklar yanar, şimşekler çakar, farkında olmadan yüreğiniz beyniniz dolmuştur taşmıştır.. E peki ya sizin kurduğunuz gibi değilse durum? Ya hiçbir şey aslıdna sizin kafanızda canlandırdığınız gibi değilse, o zaman n’olur? İşte o zaman kutunuzdan “0TL” çıkar, Hamdi Bey de teklifini geri alır 😉

Einstein amcamız bile demiş Ön yargıyı parçalamak atomu parçalamaktan daha zor diye. Kaç mikron boyutundaki atomları parçalayabilen insan beyni niyeyse bu duygular bütününü parçalayamıyor ilginçtir.

Abicim, amcacım, ablacım.. Eğer tanıyacaksanız birisini gidin kendi gözlerinizle görün, gidin kendi sözlerinizle ikili diyaloğa girerek görün tanıyın. E yapmayın bir zahmet Süleyman dede bana böyle böyle dedi diye. El insaf yani. Hele de yaşı olgunlaşmış artık ergen ruhları terketmiş insanlar yapıyor ya bunu ne kadar da vahiö bir durum aslında di mi..

İşin açığı şudur ki, çevrenizde sizi çekemeyen bir sürü insan (topluluğu) vardır. Yolda görür size selam verir ama içinden sülalenizin elini öpecek(!) kadar şeyler sayar. Senin yanında durur ama sırf kendi işlerini halledebilmek, kendi çıkarlarını halledebilme adına.. Seninle birlikte aynı ortamda vakit geçirip, aynı ekmekten birer lokma yediğiniz kişi/ler yeri gelir zamanı gelir, sizi tınlamaz takmaz umursamaz bir hal alır.Sonra iş bundan çıkıp sizin yaptığınız işler gözüne batmaya başlar, çekememezlik çıkar ortaya. Bu sefer de kin tutma eğilimi ve sağda solda atıp tutmalar başlar. E oldu mu bu? Potasyumunu eksik koyarlar gerdek gecesi, ceremesini bir ömür çeker etrafındakiler.. Beynini kullan bir zahmet, yüreğini sorgula, elini vicdanına koy bi zahmet. Sen insansın yav, sen insanlarla aynı ortamda bulunup birbirinizin yüzüne bakacaksın belki günü gelecek bir işte karşına çıkacak ve onun yardımına ihtiyacın olacak. İyi geçinmek varken ne diye üzeri yaprakla kapatılmış gizli çukurlar,hendekler kazmaya. Yazık günah yav. Hadi bu dünya, burası fani bi memleket. Sen yaparsın edersin oh ne ala memleket diye geçersin ama senin solunda bir tane eleman var günü gününe, saati saatine yazıyor senin yaptığın bu fitne fesatlıkları, gün gelir devran döner de bakalım o vakit inkar edebilir misin.. (edemiyeceğin açık ve net ortada)

Ne diyelimi fitne fesat işler yapanlar, birbiri arkasından kuyu kazanlar, orda burda başkası hakkında atıp tutanlar, yargısız infaz yapıp, yargıyı önde tutanlar mümkünse insanlıktan uzak olun.. Hoş bunu yapıyorsanız zaten uzaksınız ya neyse..

Selametle,

Ali Mazılıgüney