Bir insanın ne söylediğini, doğru mu gerçek mi söylediğini anlayabilmek için gözünüzü ayırmadan “gözlerinin içine bakın”

Gözler yalan söylemez. Evet söylemez. İnanmıyorsanız bakın gözüme 😉

Ama öyle durumlar vardır ki, insan gözlerinin içine bakarken bile çoğu şeyi farkedemez.

Benim gözüm ne renk diye sorsan, pat diye atlar “Kahverengi” diye.

Bir daha sorarım, kahverengi mi?

Evet der..

Yanıldığının hala farkına varmaz, ben göstermeye çalıştığım halde..

Gözümün taa içine bakıyorsun da, niye gözümün etrafındaki “beyaz”lıkları göremiyorsun.. Niye o kahvenin tam ortasındaki katran karası çukuru göremiyorsun.

Çünkü bakmayı bilmiyorsun.. Bakıyorsun ama “göremiyorsun”..

Belki de bunun sebebi bizim düşüncelerimizi o yöne yönlendirmemizden kaynaklanıyordur, kim bilir..

Ben birisinin beni sevdiğine deli gibi inanırsam eğer, başka bir şey düşünmem. Beni sevmediğine dair bir düşünceye kapılmam. O yüzden ben seviyordur derim, ama belki de o içten içe sevmiyordur..

Biz bakmayı da görmeyi de bilmiyoruz kısacası.. Herkesin gözleri fıldır fıldır etrafta dönüyor, herkes birbirinin kuyusunu kazıp, arkasından işler çeviriyor, bildiği halde susuyor, gördüğü halde görmezden geliyor ve göz göre göre yalan söylüyor!..

Benim gözüm artık kapkara, hapsoldum ben o karanlığa..

Ne biri çıkarabilir merdiven dayayıp kör kuyuya,

ne de ben çıkabilirim yosun tutan duvarlardan aydınlığa..

Ali Mazılıgüney..