Gençlere Sorun

Her fırsatta; ‘Ülkemizde milyonlarca genç var‘ diyerek genç nüfusun ne kadar fazla olduğunu dile getiriyor herkes. Yeni nesil, üretken nesil diyerek koltuk altlarını şişiriyor üst mevkidekiler. Genç beyinlerimiz onlar bizim, tabiki de istedikleri olacak diye savunuyorlar.

Bir de biz soralım öyleyse:

Bu kadar genç var da madem, peki kim dinliyor bu milyonları? Kim kalkıp da soruyor “Arkadaşım senin derdin nedir, isteğin nedir?” diye.

Herkes sözde dinliyor ama icraatte, hiç kimse!.

Gençler dinlenmek istiyor. Büyüklerinden tavsiyeler geldiği kadar, onlara da tavsiyeler vermek istiyor. Onun fikirleri daha taze daha canlı duyurmak istiyor. Ama ne yapılıyor bizde, ilkokula bile başlamadan “benim oğlum doktor olacak” deniliyor halk arasında. Daha beyin hücreleri gelişmeden, doktorun steteskopunu bile göremeden, dokturluk damarı kabarıp duruyor tabi garibimin. Meslekleri bile tanımadan bir yöne doğru eğmeye çalışıyorlar aslında farkında olmadan. Peki ona sordunuz mu isteği neymiş? Nerdee..

Büyüdükçe artan dertler ve annesinin giydirdiği o eski elbiseden sıyrılan bir genç olmaya başlıyor zamanla. Yaşıyla, boyuyla, hem fiziksel hem de zihinsel olarak sinüzodial bir şekilde artıyor sorunları. Kimi zaman dile getirmeye çalışıyor, ama dinlenmiyor bir türlü. Her fırsatta boğazında düğümleniyor yüklemsiz cümleleri.

Ardından gurbete çıkıyor genç. Ev sahibi, yurt sahibi, mal sahibi, mülk sahibi derken, etrafındaki herkes sömürmeye çalışır. Eve 3-4 kişi çıkıyor, ya da çıkamıyor, yurt köşelerinde ranzalar arasında nefes almaya çabalıyor. Ev sahini, yurt sahini zırt pırt zam yapıyor. Evde kalan kişi sayısına göre, resmen kelle başı kira parası biçiyor!

Her gün okuluna minibüsle gitmek zorunda kalıyor. Yaptıkları okullar dağın tepesinde, şehrin merkezinden kilometrelerce uzakta. Bunu fırsat bilen minibüsçüler sürekli zam yapıyor. Öğrencisin sen, geçsin sen diyerek bir tekme de onlar koyuyor ardından.

Üniversite okumak için, geleceğini garanti altına almak için geliyor oysa garibim. Ama nerde! Her sene yeniliklerle birlikte zam üzerine zamlı har(a)çler ödüyor.

Seçme hakkı veriliyor ama seçilme hakkı verilmiyor!

Gelecek sizin eseriniz‘dir deniliyor ama gelecek verilmiyor!

Üniversitelere gidiyor, genç beyinler yeni projeler üretsin, yeni fikirlerle birlikte filizlensin isteniyor, ama derse öğretim elemanı gelmiyor. Üretken olması gerekirken, sıralarda dirsek çürütüyor, sınavlardan önünü alamıyor. Kitabıydı, fotokopisiydi derken anası danasını geçiyor. Gurbette aldığın havasına bile para ödüyor. Evde başka aile, o bambaşka şehirde bir başına aile. Eve giren tek maaş, yetin yetinebilirsen eğer!

Kim düşünüyor? Sorsan dışardakine, öğrenciler bardan, cafeden çıkmıyor. Sabah akşam oyun oynuyor.

Lise çağındakilere sormadan, güneş altında folklor yaptırıyorsunuz. Kimseye sormadan, zorla şiir okutturuyorsunuz. Gençlerin bayramını hangi gence sordunuz da siz bunları yaptırıyorsunuz?

İlköğretim çağındaki çocuklara tablet bilgisayar dağıtıyorsunuz. Hiçbir şekilde karşı çıkılmaz gelişen teknolojiye. Ayak uyduracaksın elbette. Ama önce ayağını yorganına göre uzatacaksın! Çocuğun oturduğu sırada çivisi batıyor bir tarafına, önünde tablet bilgisayar. Hâla eski tebeşirle tahtaya yazı yazan üniversite sınıfları varken, akıllı tahtalardan bahsediyorsunuz. Siz onlara sordunuz mu hiç, sıranın altına yapıştırılmış sakızları? Dağıtsanız da tablet bilgisayarları, yine yapıştırır bizim insan evlatları!

Sisteminiz yanlış, uygulamanız yanlış! Yukardan emir vermek kolay iş. Gelin bir de aşağıdan bakın suya, berrak mı diye. Davulun sesi uzağa gelmez, bir de dibine gelin siz!

Önce gençlere sorun siz!

Sorun nedir gençler? demekten çekinmeyin.

Yemez bu gençler sizleri. Gençler sorun değildir, arada bir onlara da sorun!

Ne yaşınız eksilir, ne hayatınız sonlanır merak etmeyin!