Geçmişe dönüp baktığında insan hep acı şeyleri mi hatırlar?

Yaşadığı güzellikleri de mi unutur? Unut(a)maz belki.. Ama onlar dahi içini acıtır bir süre sonra.

Eski geçtiği sokaklara bir kez daha yolu düştüğünde bir anda geçmişe döner, burda şunu yaparken, şurda şu oldu diyerek içinden geçirir..

Derin bir “Ahhh” çekerek, sessizce gömülür kaldırım taşlarının arasına.. Karşıdaki şelalenin yanından geçerken, dilek tuttuğunu hatırlar sessizce.. Tam karşısındaki çiğ köftecinin reklamı, yemyeşil marulları görür camekanlı yerde, tadı da ne hoştu hala öyle mi der, yine içinden.. Sonra yürür, devam eder.. Yolun ortasında kavurucu sıcağın altında şemsiyesini açmış taburesinde oturan “kazı kazancı amca” olurdu. Hala orda.. Aklıma geldikçe, yanından geçtikçe bir tane daha alır kazırsın.. Gözlerin sanki buğulanmıştır, tam rakamları görememişsindir hatta, adama sorarsın “Bir şey çıktı mı diye?” hatta sen sormadan o sorar “Var mı yeğen” diye.. Amacın kazanmaktan çok deneme olduğundan umursamazsın “Yok dayı” der gidersin..

Her yürüdüğün yolda geçmişe ait bir izlerin varsa, mutlu da olsan, bir süre sonra yâd etmek acı vermez mi sana?

E peki söyleyin bana, nasıl mutlu olacak insan ondan sonra?..