Etiket: fotoğraf

Uzun Laflama

Kapı altından attık biz mutlulukları. Hep üç beş satır karaladık, mürekkebimizle kazıdık kağıdı. Simsiyah çizgilerle çizdik renkli hayallerimizin sınırlarını.

Oysa bizim de vardı belki de rengarenk gök kuşaklarımız, ama hiç olamadı renkli boyalarımız. Tutuşturulmuş bir kurşun kalem, üstelik dışı sağlam, içi kırık. Yazdıkça içinden gelen çıtırtılar, karaladıkça içini acıtan cızırdamalar. Nokta koyarak başladığımız, o uzun soluklu yazılar.

Kaç defa mektup yazdık acaba? Gözyaşlarımızın damladığı kaç satır karalayabildik? Ya da kokumuzun sindiği kağıtlarla kaç gece seviştik? Kaç defa dansa kaldırdık cümlelerimizi, kağıdın ardında?

Öyle cümleler savurduk ki etrafımıza, hiç düşünmedik aslında. Karşımızdakini kırarcasına ve kırık bardaktan su içercesine batırdık avuçlarımıza. Acıya şikayetsiz katlanmaktı. Acıyı sevmekti, severken acı cekmekti belki de.

Hiç kısa  anlarımız olmadı bizim. Her biri saniyenin milyonda birinde, ya da dakikanın atmışta birinde saklıydı. Anı yaşadık, anılarla yaşadık. Anılarımızı savurduk, cümlelerimiz içinde kaybolduk. Uzun uzun içimizi dökerken kağıtlara, kendimizi kendimizle laflarken bulduk. Karşımızdaki çoktan gitmişti çünkü, o yoktu, biz yoktuk.

Anı dondurma derler, fotoğraflara. Hatıraların gizli saklı olduğu, ucu açık, uçkuru kaçık umutlarla dolu olan. Kaçık dedim de, kaçırdık aklımızı hep onlarla. Hep bağlı kaldık fotoğraflara, ya da kopamadık o fotoğraflardan. Anıların arasında kaybolduk aslında.

Ucu kırışık, içi paramparça satırlarla karaladık hayatlarımızı. Döktük saçlarımızı, döktük duygularımızı kâğıtlara. İçimizi acıttı, kanımızla kazıdık bilinmeyen insanları, bilinmeyen noktalara. Kaçtık, kovaladık, sürdük, sürüldük, sürgündük..

Gökkuşaklarımızı siyaha boyadık ve katran gecelerindeki güneşi, sonsuzluğa kadar kapattık. Yatağımızın soğuk tarafında, soluk benizli olarak yattık. Yatalaktık. Gönlümüz, gözümüz, çok uzaklara dalmış, uzaklara daldık. Gözümüzden ırak olanlara, gönlümüzden de ıraklaştık. Bunu biz yaptık. Biz kapıları kapattık. Anahtarları, dibi görünmeyen kör kuyulara attık.

Çünkü biz insandık.

Unutulmaya yüz tutmuş bir kitabın, tozlu sayfalarının arasındaki yapraktık. Öyle susuz, öyle masum, öyle kırılgan. Biz aslında hep bir yerlerde takılı kaldık, hiç açılamadık, açılmadık.

Yeni Stil: ‘Tebowing’

Vakti zamanında ne idüğü belirsiz bir şekilde, saçma sapan yerlerde yüzü koyun yatarak başlatılan ve Planking Çılgınlığı olarak nitelendirilen sanal aleme kazınmış bir fotoğraf çekinme yöntemi vardı. Bu çılgınlığı hemen ardından owling denilen, yine saçma sapan yerlerde tünemiş vaziyette yapılarak çekilen fotoğraflar takip etti. Bu da yetmezmiş gibi Leisure Dive denilen havuza/denize atlarken verilen pozlar da çıkmaz mı ortaya!

Dünyanın işi gücü yok, dönüyor. Bizim insanların kafası dünyanınkinden daha hızlı dönüyor. Dur durak bilmeyen çılgınlıklara, yeni çılgınlıklar ekleniyor

Sıra da ne mi var dersiniz?

Tebowing

Bu da neyin nesi diyorsanız eğer açıklamasını hemen yapalım:
Saçma sapan yerlerde, saçma sapan bir şekilde ‘diz çökerek dua etme stili‘ diyorlar buna.
Aslında bunun en güzel örneği Auguste Rodin tarafından yapılan ‘Düşünen adam heykeli‘dir, ama gel gelelim türettikçe türetir ya bu insanoğlu. Yine türetmişler ve kendilerini fotoğraflamışlar.

İşte size o türetilmiş Tebowing’lerden bir kaç kare..