Kapanan Yara

Hepimizin bir acısı vardır. Geçmişten kalan, kimi zaman kapanan, kimi zaman da kanadıkça kanayan kapanmayan yara/lar.. Durup dururken çıkmaz hiçbiri. Ya biri bir şey yapmıştır, ya da birileri. Yani her daim vardır bir sebebi.

Arkadaşı kazık atar, dostu satar, kardeşi susar, sevdiği yalana bağlar, sevdikleri birer birer ardından kaçar. Sonra açılır bir yara, kanar da kanar her gün. Evladını kaybetmişcesine içi kan ağlar, bağrı yanar. Durmayacak zanneder. Hiç bitmeyecek sanırsın üstüne her geçen gün yeni bir dert ekleneceğini düşünürsün.

Kötü düşünürsün, bir kere kötü gitmişse işin. Ardından gelecek her şeyde tedirgin olursun. Adımını daha sağlam atmak için on bin kere düşünürsün. Bir kere daha kırılmayım, bir kere daha yıkılmayım diyerek sağlam atmaya çabalarsın adımlarını. Çünkü bilirsin kırılmanın ne demek olduğunu, üzüntünün, yıpranmanın ne kadar kötü olduğunu. Kimseyi kırmama adına çıktığın yolda, herkes tarafından paramparça edilsen de vazgeçmezsin yolundan. Kendine zarar verirsin, düşündükçe düşünürsün. Kimse farkında olmaz, çünkü onlara hep tebessüm edersin. Kimse görmez içinde kopan fırtınayı, çünkü onlara hep gülmüşsündür. Kimse derdi yok, tüm işleri yolunda zanneder. Kim bilecek aslında her işin ters gittiğini.

Oysa hiçbir acı bâki değildir. Hepsi geçicidir. Yaralar sarılmak içindir. Tüm yaralar kapanır, kapatacak biri olduktan sonra. Kapanmasına yardımcı olacak bir neden olduktan sonra. Onu bulduğunuz anda, kabuk bağlar, bir daha kanamamak ve açılmamak üzere kapanır. Yeniden hayata bakarsın parlayan gözlerle. Uzun bir aradan sonra tekrar hissetiğinde nefes aldığını, tekrar farkına vardığında oksijenin tadını, hayata daha farklı bakmaya başlarsın. Çünkü acın kalmamış, geçmiş geçmiş, acıların gitmiş ve yeniden sarılmışsındır umutlarına. Yeni hayallere açılırsın, yeni umutlar eşliğinde. Demirini almış limandan, çıkmışsındır tertemiz okyanusun, serin sularına.

Çünkü geçmiş geçmişte kalmıştır, eskiler artık acıtmayacak şekilde kapanmıştır.