Bu seferki şarkı bir başka.. Çok eskilerden.. Aslında o kadar da eski değil belki ama gündeme yeni düştü sayılabilir..

Bir Çağan Irmak yapımı film. Çok konuşulan üzerinde binlerce şey söylenen film..

“Issız Adam”..

Bu filme gittiğim zamanı hatırlıyorum. Sinemada.. Arka koltuklardan birinde.. O karanlık yerde seyredalınmış film.. Aslında sıradan şeyleri anlatıyordu ama film bittiğinde yanımdaki bir çift ağlıyordu, çoğunun gözleri dolmuştu. Çünkü hissetmişlerdi o zaman aynı şeyin olabileceğini. Ya da belki de yanlarında sevgilisini hissettiğinde duygularına hakim olamamıştı, başını omzuna yaslayıp beraberce izlediği o filmin etkisinde kalmıştı belki de..

Bu film farklıydı nedense, benim de gözlerim dolmuştu. Ama ben içime dökmüştüm gözyaşlarımı yine de tebessüm etmeyi istiyordum ama keşke etmeseydim. Ağlamak istiyorsam eğer sonuna kadar hıçkırarak ağlasaydım. Duyguların çoğunu içime atarım belli etmem edemem, ama karşımdaki az çok anlar ne hissettiğimi. Bu film o zamanlar da büyük bir etki yarattı, şarkıları da aynı şekilde çok şey hatırlattı.

Şimdi yine o şarkı, yine eski bir mazi.. Bakıyorsun geçmişine ama sanki yine o filmi izlemişcesine ağlamaklı.. Hatırlıyorsun aslında çoğu zamanları ama gözlerin hep bir kısık buğulu.. Yazıyorsun aslında bir çok şeyi ama hepsi aslında çok çok farklı..

Aynen Semiramis’in dediği gibi, sanırım bana da da hatta sanırım değil, bildiğin öyle “yalan söylediler”.. Sanırım bana hiçbir şeyden bahsetmediler..

Şimdi bu şarkı daha anlamlı, şimdi bu sözler daha farklı, şimdi yaşanılan duygular ve yaşatılanlar eskisinden çok daha farklı..

Aynı şekilde Ayla Dikmen’i de unutmamak gerek.. Onun şarkısı daha bir anlamlı.. Belki herkes çok şeyi anlıyor gibi görünüyor ama hiçbir şeyi anlamıyor.. Ve Ayla Dikmen geliyor.. Anlamazdın…