“Okulu sevmem aslında baba. Bilirsin, zor gelir bana öyle şeyler. Okumak, yazmak, bir de parmak kaldırıp söz almak. Tüm sınıfın karşısına geçip herşeyi bir çırpıda yazmak, kürsüdeki öğretmenin gözlerinin içine bakmak, zor gelir işte bana. Ne o öyle kendi işini başkasına yaptırmak filan. Hiç hoş değil “

Hatırlıyorum da hep böyle diyordum di mi? Nerdeyse her gün eve gelişimde aynı şeyleri sayıklıyordum. Hep senin başını ağrıtıyordum. Ama seviyorum artık okulu biliyor musun baba? Hep sabahları evden erken çıkasım geliyor artık. Hemen yerime oturayım ve bekleyeyim istiyorum. Kimse gelmese de, ben gideyim okula diyorum.

Herkes farklı, herkes karışık orda. Kimisi sağda, kimisi solda. Ama ‘o’ hep en önde, orta sırada. Kendi halinde, herkesten uzakta. Küçük sırt çantasıyla gelir hep ve oturur sınıfın en ön sırasında. Öğretmen de her ders birilerini kaldırırdı tahtaya. Ben de hiç istemezdim ya hani, şimdi sırf onun yüzünden parmak kaldırıyorum, bir tek o yüzünden hep ben çıkıyorum tahtaya biliyor musun? Sevmezdim çünkü öyle şeyleri. Ben en arka sırada otururdum, kendi halimde, yazar, dinlerdim. O yüzden hep uzaklardan izledim saçlarını. Sonra dayanamaz oldum. Saçlarını her savuruşu beni benden alıyordu.Sırf onun için ben de başladım parmak kaldırıp tahtaya çıkmaya. Ancak o sayede çehresini seyredebiliyordum.

Yazarken gözlerim onda, yazdıklarımı silerken yine onda.

Benim yazdıklarımı okuyor baba, daha güzel ne olabilir ki! Ben onu gizli gizli izliyorum, o beni hep tahtada izliyor. Sonra o çantasındaki küçük not defterini çıkartıp, ona yazıyor benim yazdıklarımı.

Bazen içimden geçeni yazayım diyorum onu da yazsın oraya diyerek ama sonra susuyorum. Kendi yazdıklarımı toplayım, ona hediye edeyim diyorum, o da olmuyor. İki arada bir derede kalıyorum baba. Akşam eve gelince daha bir hüzünlü oluyor işte.

Tenefüs saatlerim, hep cam kenarında geçiyor. O kalorifer peteğinin bir köşesine çekiliyorum ve onu izliyorum sadece. Kitap okuyor hep.

O satırları takip ediyor, ben onu.

Keşke o hep orda, ben de yanıbaşında olsam ya.

Ben o’kulu istiyorum. Ben o’kulu seviyorum baba, seviyorum.

O yüzden beni o’kula gönder baba, o’kula!