Asker Karşılama

Askere geldiğim andan itibaren bloga neredeyse (kısa kısa da olsa) hep askerlikle ilgili yazılar yazıyorum. E çok normal değil midir? Kadının doğum zamanı erkeğin askerlik anıları hiç bitmez çünkü =)

Şimdi neler oluyor içeride ilk gün neler yaşanıyor biraz yavaş yavaş anlatmaya başlayalım.

12.12.2012’de nizamiye kapısına geldiğimizde ortalıkta analar babalar yolcu edenlerle doluydu. Ben tek tabanca gelmiştim tabi. Yanı başımda herhangi bir sevdiğim insan, destek olacak biri yoktu. Annem babam gelmek istese de ben istemedim gelmelerini. Biliyorum dayanamaz ağlarlar, beni de ağlatırlar. İstemedim o yüzden. Onların dışında da zaten kimse geleyim demedi. Kapının etrafın hınca hınç dolu. Ağlayanlar, evlatlarını gönderirken ardından buğulu gözlerle bakanlar..

Sonra arka taraftan duyulan sesler. Birileri davul zurna çalıyor. Hani dedim herhalde buraya kadar getirdiler asker uğurlaması için ama değilmiş. Alay Komutanlığının düzenlediği bir şeymiş bu. Evet bildiğin davulcu zurnacı tutmuşlar çalıyorlardı. Eğlenceli giriş yaptık yani nizamiyeden. İlk kapıdan girdiğimizde üstümüzü aradılar kimlik ve sevk evraklarımızla birlikte girdik. Önce usta birliğimiz soruldu. Burada ona göre ayarlama yapılmış. Yani usta birlikleri aynı ya da yakın olanları bir yere toplamışlar. Usta Birliğim Ordu dediğimde bana direk 2. bölük dendi. Çantamı x-ray cihazından alıp 2. bölüğün toplanma yerine doğru yola koyulduk. Meğer 2. bölüktekiler usta birliği Ordu ve Kastamonu olanlarmış. Akşam bastıran yağmurun etkisiyle etraf vıcık vıcıktı. Yağan yağmurun etkisiyle her yerimiz batmış üstümüz başımız çamur olmuştu. Sırtımda tek çantayla bir yere geçtik ve bekledik. Ardından bizi bir asker alıp toplu halde götürdü.  İlk sıraya girişimiz de buradaydı yani.

Önce giriş bilgilerinin alınacağı yere gittik. Kayıt işlemleri ile birlikte künye numarası bilgilerimizi öğrendik. Benimkisi de 173 müş. Bu künye numarası mevzusu da kişileri soyadlarına göre sıralayıp koğuşlara dağıtmışlar. Koğuştaki ilk kişi postabaşı oluyor. Koğuşun tamamına ise posta deniliyor.  Ben de 9. postaya düşüyorum. Ardından sağlık bilgileri alındı, kişisel bilgiler soruldu imzalar atıldı ıvır zıvır bir ton şey yapılıp defalarca imzalar atıldı.

Kağıt işlemlerinin bir kısmı tamamlandıktan sonra kıyafetlerin verileceği söylendi. Tabi itiş kakış yüzlerce insan bir arada. Askerler çıldırmış vaziyette gelen insanlar ne yapacaklarlını bilemeyecek kadar şaşkın bir halde. Kıyafet deposuna girilip malzemeler ellerimize tutuşturuluyor. Kendi valizimize ek olarak bir de o valiz çıkıyor. Çamurun içinde daha da batıyoruz, tekrar başlayan yağmuru işi çileye dönüştürüyor. İsyan ediyoruz ama yapacak bir şey artık çıkışımız, kaçışımız yok maalesef. Katlanıyoruz. Kıyafet işi de bittikten sonra bizi tekrar bir araya topluyor ve amfiye geçiyoruz. İçeride kıvrıla kıvrıla uzanmış sonu nerde olduğu belli olmayan bir sıra. Bir yer tutturup giriyoruz sıraya. Künye numarasının söylenmesiyle tekrar giriş kaydı, adres bilgileri vs. yapılıyor. Bir yan masada, el yazı örneğimizden tut her türlü bilgimizi alıyorlar. Yan masaya geçiyoruz burda da başımıza herhangi bir şey gelmesi durumunda kendimizi sigortalatıyoruz. Tabi bu kişisel. Yani isteyen yaptırıyor, tercihe bağlı. Ne olacağı belli olmaz diyerekten yaptırıyorsun. 20 TL karşılığında imzalayıp poliçeni alıyorsun. Bir yan masaya geçiyorsun burda da yine başına bir şey gelmesi halinde yapılacak yardımın kime gideceği soruluyor. İşte anne baba kardeş vs. Tedirgin oluyorsun haliyle. “N’oluyor lan böyle herkes ölümden başa bir şey gelmesinden bahsediyor falan”  diyerek ama onlar işi başta sıkı tutuyor sadece. Seçimini yapıp imzanı atıp yan masaya geçiyorsun. Burda da yemin törenine kimin geleceğini kaldıkları adres bilgileri isteniyor. Daha şimdiden onlara davetiye gönderilmeye başlanacakmış ondanmış. Tabi yemin töreni oluyor bitiyor ama ortada davetiye yok =)

Bir yan masaya geçiyoruz. Burda da sağlık karnesi düzenleniyor. Askerdeyken kullanabileceğimiz revir işlemlerinin yapılacağı işte reçetenin yazılacağı karne düzenleniyor. Burdan sonra revire geçiyorsun aslında ama sıra olduğu için revir kapanıyor ve 2 gün sonraya kalıyor. Onu da hemen burda anlatalım. Revir işleminde de kalıcı bir rahatsızlığın olup olmadığı, ilaç kullanılıp kullanılmadığı, psikolojik sorunların olup olmadığı gibi sağlık şikayetleri dinleniyor, spor yapamaz raporları veriliyor (gerekenlere), sağlık işlemleri yapılarak “Askerliğe elverişlidir ” raporu düzenleniyor. Bu işlemden geçen asker de aşı vurumuna geçiyor. Sağ ve sol kol açılarak hem Tetanoz hem de menenjit aşısı yapılıyor. Aynı anda =) Çift kol sıyrılarak caaağğrt diye sokuluyor iki iğne. Özellikle tetanoz iyi ağrıtıyor ama kolu. 2-3 gün ağrıdı mesela benimki. Ama bu da şeyden oluyormuş duyduğum kadarıyla, iğne vurulduğu anda pamukla enjekte edileni dağıtmak gerekiyormuş. Ben direk bant bile yapıştırmadan kapattım geçtim kolumu. Biraz pamukla dairesel hareketler yaparak dağıtın ilacı ben yapmadım denemedim ama belki size faydası olur aklınızda bulunsun.

Bir yan masaya geçerek burda da parmak izi alımları yapılıyor. Sağ sol el kırmızı mürekkebe batırılarak tüm parmakların izleri teker teker alınıyor. En son işlem bu oluyor ve burda da sizin nüfus cüzdanınıza el konuluyor. Artık tüm ipler kopuyor. Siz artık askeriyeye ait oluyorsunuz.. =)

Tüm işlerin tamamlanmasıyla askeri aracın içine bindiriliyor ve koğuşun yolu tutuluyor. Elde iki adet valiz, postal kutusu ile birlikte çamurlara bürünmüş halde giriyorsun koğuşa. Koğuşu inceleyemeden içerdekilerle tanışamadan zaten sızma eğilimi gösteriyorsun yatağa. Etrafın temizliğine yatağın güzelliğine pek bakamıyorsun. Çünkü ertesi gün kalkış erken olacak biliyorsun. Normalde kalkış saati 6 iken bize ilk günlerde 7 dediler. Bir kaç gün sabah 7’de kalktık.. Zorlu günlerin başlayacağının sinyalini ilk günden almıştık bile..

*Devam edecek..