İnsanlar duyguların en yoğununu yaşar belirli zaman dilimlerinde. Dibi tutmuş sevdaların

yanık kokusu sarar yürekleri. Sevdikçe sevesi gelir karşısındaki dilberi.Gözlerinin içine

baktıkça ışık saçar etrafa sevgi sözcükleri. Her “seni seviyorum” dediğinde içi titrer, tüyleri

diken diken olur. Bedeni onun yanında bir bütündür sadece, o olmadan hep bir yanı eksik

kalır. Ne zaman elele bir çift görse, içi burkulur, gözleri dolar sevenin. Derin bir “ahh” çeker

“keşke” diyerek. Hemen hayal dünyasına bırakırsın kendini, sonra elin telefonuna

sarılır.Sesini duyayım dersin. O an paylaşmak istersin senden ırak da olsa.

Uykuya dalarken, yastığa başını koyduğunda aklından “o” geçer sadece. Sırf görebilmek için

onu rüyaya dalmak istersin bir an önce.Aynı anda aynı rüyayı görmek istersin.Sabah kalktığın

anda ilk ona mesajını atarsın günaydınnn diye. Seversin işte, onu istersin iyi gününde de kötü

gününde de.Çünkü o vardır senin hayatında, o’na bağlıdır bir yanın.

Ama öyle bir an gelir ki, yolda başkasıyla görürsün göz göze.Başkasına atılacak mesajlar

sana gelir ardı sıra. Önce inanmazsın “hayır olamaz” dersin. Yanlış atılmış diye düşünsen de

sonuçta atılmıştır o mesaj bir kere ve iletilmiştir artık gideceği yere.İstesen de silemezsin

görmesin kimse diye.Açıklama beklersin ama hep geçiştirmeli cümleler kullanılır sana karşı ve

hep “bana güvenmiyor musun” denir nedense. Ben sana güveniyorum da etrafımdakilere

güvenmiyorum…. derdim eskiden. Ama şimdi sana nasıl güvenebileyim? Sana nasıl anlatayım

ki içimde kopan fırtınayı? Sana bu denli hisleri yaşarken nasıl “sevmiyorum seni”

diyebileyim.. Sana ben nasıl “yalan” söyleyim..

Böyle dolar işte için o zamanlarda.Aldanmışsındır belki sevgilere, ama severken

aldatılmışsındır sebepsizce. Hani uzaktasın ya sen, kolaydır bırakıp gitmeler, kolaydır başka

gönüllere meyletmeler.

O yüzdendir ki, artık cevabı gelmez eksik bütün tümceler..

Ali MAZILIGÜNEY