Kükreyen Gökyüzü
Hafif bir meltem esti önce,
Etten entarime.
Ardından güneş kayboldu,
Sular duruldu nedense.

Ağaçların dalları birden irkildi
Az önce gördüğüm;
Bembeyaz hayalleri yüklediğim
‘O bulut’ yok oldu.

Sakindim yine de..
Hakimdim kendime..
Ellerim ellerimde,
Sustum, bekledim sadece..

Ardından git gide azaldı ışıklar.
Karalar bağladı bulutlar.
İçimi ısıtan ‘güneş’imi
Benden çaldılar..

Kara toprak karalar bağladı.
Yüzüm toprağa sarıldı.
Titreyen gözlerim
Kirpiklerime sarıldı..

Bir kağıt yırtıldı birdenbire
Rüzgarın sesi taa ilerden duyduldu.
Zamanın eli ayağı birbirine dolaştı
Kovdu güneşi, kara bulutlar karaya çıktı.

Sonunu görüyordum bu gidişin,
Bekledim sadece,
İzledim..

Son bulut sarınca etrafı
Attı çığlını gökyüzü
Dayanamadı kara kasvete
Tez duyuldu sesi..

Yırtıldı resmen boğazı,
Işık saçtı etrafa
Duyurabilmek için acı sesini.

Aldırış etmedi kimse,
Duymadı, duymak istemedi.
Yanaştı, geri çekildi.

Çok geçmedi ardından
Hafif bir su düştü elime,
Damla damla damladı yüzüme.

Duyduğum o ses
Boğdu beni hüzne,
Kükredi gökyüzü
Ağladı sessizce..

Sen duymadın!
O’ysa,
Yine kendine ağladı gökyüzü
Yine kaderine ağladı gökyüzü
Yine bir başına ağladı gökyüzü..