İnsanların ağzı torba değil ki büzesin be bilader!

Herkes ortaya üç beş laf atıyor, sonra içi fesat olan içinde nifak tohumu olan biri(leri) de gelip inanıyor ya helâl yani.

İnsanlar haketmiyor hiçbir şeyi aslında, sevgiyi, sevilmeyi, güveni.. Çünkü herseferinde bir bıçak saplıyorlar senin gösterdiklerine karşılık.

Ne hikmettir bilinmez ama iki kişi arasına üçüncüyü sokmasına izin verendedir suç! Onun senin aklını çelmesine izin verendedir. Ya senin gönlünü almaya çalışır -YALAN- söyler, ya da ortada olmayan bir şey hakkında atıp tutar ve bambaşka konularla bağlayıp ona karşı nefret uyandırır.  Herkes birilerine bir şeyler söyler, birileri hakkında atıp tutar. Peki ya hiç karşı tarafa sordun(uz) mu?

Acaba dediği doğru olabilir mi diye bir de karşı tarafa söz hakkı verdin(iz) mi? Sanmıyorum! Kimse vermez çünkü! Tek taraflı yargılamayı sever, başkasından duyduğu lafın şizofren, paranoyak gibi kurdukça kurar kafasında ve o -yalana- inandırır kendini. Zaten o saatten sonra karşı tarafa söz hakkı verse de kabul etmez söylediklerini yine kendi bildiğini okur, okumaya devam eder!

Asıl nokta burdadır işte. “SEN KİME GÜVENİYORSUN?” ya da güveniyordun?.. Birlikte olduğun insana mı yoksa etrafındakilere mi?

Nedense ikinci olasılık daha çok tutar. Etrafındaki onun için “O başkalarıyla birlikte, geziyor tozuyor” dese, içi içini yer direk saldırışa geçer. Sebep? Niye dolduruşa geldin, geliyorsun sen?

Bir de son zamanlarda çıkan bir durum, iki kişinin arasını açacaklar ya söylenen tipik bir YALAN vardır “O sana acıdığı için birlikte”

Al bir de burdan yak 😉 Be müslüman, be vicdansız, be .. ! Ulan sevecek biri “her türlü sever” her türlü beraber olur. Dış görünüşüne bakmaz, içini görmüştür onun. Hastalığına sağlığına bakmaz, öyle kabullenmiştir onu. Sen ne hakla hizmet gelip “acıdığı” kelimesini kullanabilirsin? Hadi kullandın diyelim sen bre yıllarını harcadığın vicdansız sen nasıl inanabilirsin buna!.

Daha ne örnekleri var bunun aslında. En basitinden iki üç etkinliğe gittiğinde -nasıl olursa artık- haberler yayılır etrafa. Nasıl yayılır? E tabiki eften püften şekilde, karşıdakinin “çekememesi” üzerine kurulmuş düzenler içerisinde yayılır. Hani kulaktan kulağa oyunu vardır ya. Sen bir kulaktan konya dediğinde diğer kulağa gidene kadar Amerika yeniden keşfedilmişe döner. Aynen o derece işte. Sonra bizim insan(!) da karşısındakine inanmak yerine etrafta dolanan haberlere inanır, ona göre hareket eder, o yüzden kavga modunda olur her daim. Sonra bir de denir ki; “Sen beni aldatıyorsun” her kavgasında bu laf söylenir, halbuki bunu diyen KIZ aslında KENDİSİ yapıyordur o işi, kendisini haklı çıkarmak için yaptığıyla seni suçlar, garibim sen de niye böyle düşünüyor hiçbir şey yapmadığım halde diye kendini yiyip bitirirsin. Hayat işte. Ama yalancının mumu yatsı olmasa da kuşluk vaktine kadar yanar, sonra SÖNER!

Örnekleri çok etrafta bunun, belki SEN de böyle düşünüyorsundur, SEN de aynısını yaşamışsındır hı? Eğer sen de yaşamışsan hayatının hatasını yapmışsın demektir, sen geri dönüşü olmayan yola çoktan girmişsin demektir.

İnsanlara acımam artık pişmanlığıma acıdığım kadar.

Pişman değilim!
Sadece dön bak arkana;
Ne için, nelerden vazgeçtin?
Neler dururken, sen neyi seçtin!