Bana bak ‘‘. Şimdi dikkat kes o kulaklarını, dört aç göz kapaklarını, iyi oku her şeyi!

Duydum ki sen yeni gelmişsin onun dünyasına. İyi hal ettin, aferim. O yüzden sana söyleyeceğim üç beş cümle, tavsiye -ya da artık ne dersen de- onlardan var.

Öncelikle onun seni deliler gibi sevmesini bekleme. Kör kütük aşık olmasını falan hiç bekleme. Olmayacak öyle bir dünya, kabullen. Senin sevdiğin gibi sevemeyecek seni, yapacak bir şey yok. Senin ona baktığın gibi, o sana bakamayacak. Sen de hep, beni görecek çünkü. Sen onun gözlerine dalıp gittiğinde, şayet o da bakakalırsa bil ki; seni değil beni görüyor olacak. Dilinin söylediği ile, kurduğu hayaller bir olmayacak. Kalbi atacak ama, sana değil, bilesin. Sen sadece bir avuntu olacaksın onda. Bastırılmış duyguların, bir şekilde kıyıya köşeye itilmesinde kullanacağı bir araç olacaksın, elden ne gelir, senin kaderin de bu işte.

İstemsiz adımı haykırırsa lafın arasında -özellikle de çok sevindiğinde- duymamazlıktan gel. Zor ama alışacak o da, zaman gerek.. Hem de uzuun bir zaman. İlk başlarda senin adını kabullenmesi kolay değil. Olur olmaz rüyalarda sayıklarsa eğer beni, sakın uyandırma! Sadece sus ve dinle. Neler sayıklıyor, neler düşünüyor gör. Sabah uyandığında da sakın rüyasında benden bahsettiğini, sayıkladığını söyleme. Bilmesin. Sen bil ama o bilmesin! Öyle kabul edeceksin, başka yolu yok çünkü! Sabah uyandığında sana mesaj atacak, bazen geç cevap atacak sana. Malum uyumayı çok sever, ondandır. Sen erken saatte kalkıp mesaj atsan da, cevabı taa öğle vakitlerine kadar anca gelir. Onlarca kez telefona bakıp mesaj gelsin diye umut etsen de gelmez, bunu da bilesin. Olur da akşamdan sen mesaj attıysan -içi sevgi kokan kelimelerden oluşmuş- cevap bekleme. Sabah kalktığında hiç okumamışcasına sadece ‘günaydın‘ diyecektir sana, aldırmamaya çalış.

Hava soğukken dikkat et ona bak! Çok üşür soğukta. Eli, ayağı bir türlü ısınamaz. Sıkı giy diye sürekli tembihle. İncecik giyer hep o. Süsüne püsüne düşkündür çünkü, aldırmaz. Sonra dışarı çıkınca da tir tir titrer. Kalın kalın giymesini söyle. Kat kat giysin içine kış soğuğunda. Söz dinlemez, ‘amaaan öööff‘ der ama izin verme sen. Çok kolay hasta olur, kolay şifa kapar. Hasta olunca da çok halsiz olur. Elden ayaktan düşer, canı hiçbir şey istemez. Yemekten iştahtan kesilir. Burnunu çeker sürekli, kızarır o minik burnunun ucu. Yara yapmasın diye çok sildirtme sakın he! Sıcak şeyler içmesini söyle, içmek istemez ama diret! Olmadı sen kalk bir şeyler yap. Çayı sevmez o kadar, açık olursa eh işte belki. O dilden düşmeyen, içi ısıtan sahlepten yap olmadı, ama içine tarçın koyma. Isınsın içi. Soğukta dışarı da çıkarma çok. El ele dolaşacaksınız diye dört döndürme sokaklarda. Gidin sıcak bir cafede oturun. Ne biliyim sıcak çikolata falan için, onu da sever.

Yemeklerine dikkat etmez bak! Geçiştirir sürekli. İki lokma bir şey atar mideye, doydum der sonra. Yaptırma bunu! Aklından hep ‘zayıf kalmak‘ geçtiği, üzerinde taşıdığı o göbeğin hep var oldğunu düşünerek daha az yemek yer. Ekmeğe pek düşmez. O yüzden yedir mutlaka, yememezlik etmesin! Abur cuburu da sever, çikolatayı özellikle. Hatta şu içi karamelli olanlardan al ona. Çok fazla düşürme abura cubura. Arada bir Fast Food’cuya götür. İki menü yiyin işte. Patatesi bol olsun ama dikkat et! Sarımsaklı mayonez de alın, acı sostan da. Çabuk doyar zaten, patateslerle oynar durur hatta. Çıkarken de eşşeklik etme de bir de dondurmadan al! Ondan da yesin, ama boğazına dokunmasın dikkat et. Su falan al içir.

O çok sever hediye almayı. Sen de odunluk etme arada bir hediye al ona. Pahalı şeyler almasan da ufak tefek mutlu edecek bir şeyler al. Berabersen şu an ne sevdiğini bilmelisin az çok zaten! Pembe pembe eşyalardan al ona. Civcivli anahtarlık da olabilir. Zaten gidip baksan yatağı, yorganı, yastığı da pembedir, böyle cicili bicilidir yani. Sen de alacaksan bir şeyi öyle pembe olsun, hatta pofidik, tüylü müylü olsun. Kokoş türü dediklerinden işte. Olmadı bir abajur al ona, gece yatarken seni(!) düşünür. Ya da git bir kol çantası falan al. Böyle içine senin girebileceğin kadar büyük olanlardan, kahverengi, kenarları yuvarlak metalli falan. Ya da alamıyor musun, beğenemiyor musun? Git eline kalem al, ufak ufak notlar yaz. Hiç beklemediği anda çantasına, defterinin arasına, kitabına falan koy. Kapısına as ya da. Şaşırsın işte. O da hatırlat elbet seni(!).

Sana kurduğu o sevgi pıtırcıklı kelimelere dikkat et. İçinde börtüsünden böceğine, çiçeğinden dikenine olacaktır. Yeri gelir, bebeği olursun, yeri gelir devesi. Ama sakın üzerine alınma. Çok fazla içten söyleyemeyecek sana. Anlamlarını yitirmiş olacak çünkü. Dikkat et, sadece sana söylemiyor olacak o kelimeyi. Etrafındaki bir çok kişiye de tıpkı sana seslendiği gibi seslenecek. Belki sana aşkım diyecek, ama aşkı olamayacaksın. Sözde olacaksın, özde olamayacak, üzgünüm.

Arada sırada çıkın marketleri gezin. Alışveriş yapın. Beraber film de izlersiniz kesin siz! Onun için iki üç parça cips kola falan alın. Ne biliyim çikolata alın işte onu da ben söylemeyim! Ama iki market var onlara uğramayın sakın. Onlara girdiğinde kendini kaybedecektir. Belki o da ‘oraya gitmeyelim’ diyecek sana ama, olur da kazara yolunuz düşerse ve marketten çıktığınızda akşam olmuş olursa, bil ki durgunlaşacaktır, sen bil ama üstüne gitme. Marketler, alışverişler bile acı verir ona o zaman bilesin. Olur da gözleri düşerse yere, bakarsa hüzünlü hüzünlü aldırma, geçmeyecek ama, aldırma. Güldürmeye çalış -gülerse tabi-. Hı hı diyip, onu da alalım bunu da alalım diyerek geçiştirecektir seni, haberin olsun.

Çok fazla makyaj yapmayı sever. Kozmetik ürünlerine düşkündür. Pembe rujlar, kırmızı ojeler falan fıstık. Ben pek sevmezdim, yaptırmazdım ona sen de yaptırma. Cildi hava alsın, erken yaşlanır sonra. Ama benden sonra acısını çıkarıyordur eminim. Yoksa nasıl kapatacak benden kalan izleri. Yüzünün her yerinde, her noktasında benden kalan hatıraları nasıl temizleyebilecek. Sen ona baktığında, onu göremeyeceksin o yüzden senin adına üzgünüm. Ben olacağım orada, sırf benden sıyrılmak için boya dolduracak suratına. Kat kat kırmızı rujlar çekecek dudaklarına. Gözlerinin altına, fondaten dolduracak, gözlerine, kirpiklerine çekecek de rimeli çekecek. Ellerinde hep renkli ojeler göreceksin. O kendini avutmaya çalışacak işte, sen de onun o boyalı halini seveceksin, ne kötü! Sana güzel görünmek için yaptığını da söyleyebilir, sen de inanırsın kesin ona, ama öyle olmayacak. Onun kulağına küpe olmuş bir adım var benim, ne sen, ne de o silebilir onu. Öyle kabulleneceksin artık sen de. Öyle seveceksin onu.

İyi okudun mu eski sevgilimin yeni sevgilisi!

Ona iyi bak, dikkat et! Eskileriyle, eksiklikleriyle kabullen onu. Yapabileceksen eğer bunu, o şekilde sahip çık!.

Bırakma elini, tut götür hayatının sonuna kadar. Gözlerinle gördüğüne inan, duyduğuna değil. Ama ona inanma, ona güvenme sakın! Peşinden koş, olmadık zamanlarında karşısına çık. Hiç beklemediği anda göz göze gel. Aranıza mesafe girmesin! Başkasının gözlerine baktırma sakın! Gönlü çok çabuk meyleder yoksa. Evine gelen gidenine iyi bak. Telefonla olmaz işler. Yanında kim var dediğinde, Ayşe Fatma diyorsa ‘inanma‘! Yanındasın madem, ‘Ben de geliyorum bir uğrayacağım‘ de git yanına! Boş bırakma sakın! İlgiye şefkate açtır o. Seviyesini bir milim düşürsen, kaçar göçer.

Tüm bunlara dayanabileceksen, mutlu ol onunla. Hoş sen ondan daha fazla acı çekeceksin ya, neyse. Bunu da bil de ona göre farkında ol. Bundan sonraki hayatına da  merhaba de şimdi. Artık senin ya da sizin işte o.

Gülü sevin, dikeni batsın size. Acılarla olgunlaşın, koşun geleceğinize!

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 9.1/10 (19 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: +1 (from 1 vote)
Eski Sevgilimin Yeni Sevgilisi, 9.1 out of 10 based on 19 ratings

Google'dan bu kelimeleri arayarak geldiler