Please follow and like us:
0


Biz insanlar ne kadar çok şeyi düşünüyoruz, ne kadar çok şey geçiriyoruz öyle aklımızdan. Anında onlarca şey düşünüp üstüne üstlük hiçbirine karar veremiyoruz bir de. Kararsızlıklar içerisinde boğuluyoruz, içinden çıkamıyoruz adeta.

O kadar şey saklıyoruz ki içimizde, hiçbiri birbirine dokunmuyor. Önce onlar kayboluyor sonra kendimiz kayboluyoruz kendi içimizde. Bir cümleye başlıyoruz, daha yüklemine ulaşamadan, tümlecinde kesip bırakıyoruz. Getiremiyoruz sonunu, yolun sonuna gelemeden yolun ortasında kaybediyoruz herşeyi. Hep bir yerlerde ‘acaba‘lar saklıyoruz, küçükken ceplerimize sakladığımız küçük taşlar gibi. Bize ağırlık yapıyor farkındayız, ama yine de taşıyoruz. Çelişkiler içerisinde yaşıyoruz işte. Gökyüzümüzü yıldızlarla değil, uçsuz bucaksız soru işaretleriyle dolduruyoruz her yerimizi. Aman kafamızı kaldıramayalım sakın, başımıza bir soru düşer mazallah.

Bu kadar düşüncenin içinde, bir kısmı dile getirilirken bir çoğu da dile getirilemiyor nedense. O kadar çok dışarı atmak istiyoruz ki oysa, engelleniyoruz resmen bir şekilde. ‘Ya hakkımda ne düşünürlerse’ diyerek çekiyoruz hemen geriye. Dilimizin ucuna geliyor, tükürsek düşecek yere cümlelerimiz ama atamıyoruz. Bazen kendimize yediremiyoruz düşünceleri, kendi düşüncelerimizden emin olamıyoruz, bazen de karşıdakine inanamıyoruz ona güvenemiyoruz. Kuşkularla, korkularla yaşıyoruz.

En iyi bildiğimiz gerçeği unutuyoruz halbuki. Hepimiz ‘bugün’ canlıyız peki yarın? Neyin sorgusunu yapıyoruz, neyi çekemiyoruz, neyi çekiştiyoruz. Olay o kadar basit ki, bugün varız yarın yokuz işte.
Ne düşündün söyle bana? Neden aklının bir köşesinde kürtaj yaptırıyorsun düşündüklerine. Yapma, yaptırtma! Dile getir işte düşündüğün tüm sözcükeri dünyaya ağzından.

Ama yok, illa bir engelimiz olacak, bir tedirginliğimiz olacak işte. Kimi zaman kendimizi kaybetme korkusu, kimi zaman karşısındakini kaybetme korkusu. Oysa her durumda kaybeden oluyoruz kim farkediyor?

Ben getiriyor muyum sanki? –hayır-! Bundan da hoşnut değilim aslında. Bazen öyle cümleler kurasım geliyor ki, sonra “dur” diyorum “yapma”. Niye engelliyorsam kendimi, bırak çıksın gitsin gideceği yere. Ama yok. Kendimi değil karşımdakini düşünüyorum ya ondan işte, huyum batasıca!

Ama aşılacak bu durum, ahan da buraya yazıyorum ‘aşılacak bu durum

Hatta çoktan aşıldı ve ilk adım atıldı.

13.12.11 tarihiyle birlikte geri sayım başladı.

Nokta.

Please follow and like us:
0