Please follow and like us:
0

www.maziliguney.com

İnsan evladının en çok yaptığı şey düşünmek.

Çoğu zaman boş boş düşünse de, beyin bedava, nasıl olsa suyla çalışıyor bu sadece glikoz yakıyor diyerek,  arada bir çalıştırılıyor işte saksı.

Düşünüyor, düşünüyor da, öyle anlar oluyor ki, resmen içeride bir arbede, bir savaş ortamı çıkıyor. Olumlular ve olumsuzlar arasındaki kaos mahvediyor bünyeyi.  Hep gel-gitler olur ya. Böyle bir konu üzerinde karar alırken, üzerine çok fazla yoğunlaşıp çok şey düşününce çıkar ortaya.

Her bir düşüncemiz birbirini boğazlıyor aslında. Ele geçirmek, kendisini öne çıkarmak istiyor. Garibim metabolizmamız da n’apsın yetişemiyor her birine. Ortada o kadar ölü bir o kadar da yaralılar var ki, tıbbi müdahale edilemeyecek her birine aynı seviyede yardım edilemeyecek kadar. Tek ilaç olan su tükenme noktasına geldiğinde çalmaya başlıyor işte alarmlar, sirenler. Etrafta bir koşuşturma daha başlıyor ve diğer hücreler çığlık atıyor resmen “Çıkarın bizi buradan yoksa öleceğiz!”..


İşte tam o sırada senin eller tam da şakaklarda, gözler kısılmış alnındaki tüm çizgiler ortada. Resmen kıvranıyorsun ayaküstü. Zaptedemiyorsun kendini oturacak, yatacak bir kuytu arıyorsun kendine. Elin gözün direk ağrı kesici arıyor.

Öyle ağrılar vardır ki, hiçbiri fayda etmez, kesemez ağrıyı,

Öyle kör düşünceler vardır ki, körü körüne bağlanır bir kazığa,

Öyle bağnaz bir inanç vardır ki, at gözlüğü takılmışcasına bırakın sağını solunu burnunun dibini göremeyecek kadar kapanmış,

Öyle bir el atılmıştır ki bazen o düşüncelere, kaç sinir hücresi öldürülse, kaç beyin yaralansa da ikna edemeyecek kadar..

Bir boğuşmadır gider, bir ağrı kesici iç geçer, bir yat dinlen olur biter.

I ıh.. Öyle değil işte bu.

Bambaşka..

Başbamka..

Bankaşka..

Bakşanmka..

Please follow and like us:
0