Please follow and like us:
0

ders psikolojisi

Evet bir önceki yazımda lise çağındaki derslerden bahsetmiştik. Derslere farklı açıdan bakıp, yorumlamıştık. Şimdi sıra lisans eğitimindeki derslere geldi. Çok fazla lafı eveleyip gevelemeyelim de Makine Mühendisliği ile alakalı dersler, öğrenciler üzerindeki etkileri ve konu dağılımlarına başlayalım..

Türk Dili koca koca insanlar olsak da, ilkokuldan 1. sınıftan itibaren görmekten bıkmadığımız, usanmadığımız derslerden biridir. Hala öznesini yüklemine bağlar, hala dolaylı anlatmaya çalışıp, çatılarına ayırırız. Bizim çatımız çoktan ayrıldı bunlar sayesinde kim duydu yırtılma sesini? İki de bir kompozisyon yazar, dilekçe örnekleriyle geçirirsiniz. Belki de bir sunum yapar, herkesin uyuduğu sınıfa “Sorusu olan var mı arkadaşlaaağğğğrrr” diye böğürüp gerile gerile yerinize geçebilirsiniz.

Makine Müh. Giriş diye bir dersi ilk sene alsanız da, mezun olana kadar kurtulamayabilirsiniz. Çünkü 4.sınıfa gelip hala mühendisliğe giremeyenler mevcut. Durumları stabil. Hala okuyorlar yani. Normalde dersin içeriğine baktığınızda “Amaağn olm bırak yaa iki okur geçeriz boşversene” denilip, bir türlü geçilemeyen ders olarak kayıtlara geçmiştir.

Malzeme Bilimi dersini gördükten sonra artık öğrencilerin iflahı kurumuştur. Sokakta gezerken, evde dolanırken her yerde “Burda I Profil var bak içinde %12 C %8 Mn var. Olmm yanlış laan o bildiğin hava çeliğini anasını satim sen ne diyorsun!” diyerek söylenirler. Okula gittiklerinde Demir-Karbon diyagramıyla, pülverize edilmiş beyinlerle yaşamaya çalışırlar. Hafif tavlanmış, biraz da menevişlenmiş bünyelerini dinlendirmeye çalışırken, sfero küre yataklarına yatarlar. Bazen de çelik kasalar üzerinde bulabilirsiniz. Vurmayın onlar, kıymayın.

Teknik Resim denilen Mühendisliğin olmazsa olmaz dersinin işkencelerini çekmeyen yoktur herhalde. Günümüzde “elle çizimin” kullanılmadığı ama derslere itinayla koca koca T cetvelleriyle gidildiği, sınavlarının saatlerce sürdüğü bir dersin psikolojik etkilerini siz düşünün artık. Milimetrik kağıt gibi milim milim körleşen gözler ve cetvel kullanılmadan birleştirilen çizgiler. Kupilyalar çizip, rulmanlarla montaj yapan çileli öğrenciler. Sırtlarında bazuka çantalarla AutoCAD göremeden son sınıfa gelen insanlar. Vize zamanı geldiğinde çalışmadan yatıp uyuyuyanlar.

Statik denge halidir normal şartlar altında. Aslında x yönündeki doğrularımızla, y yönündeki yanlışlarımızın z ekseniyle yaptığı açının tanjantı gösteriyor ki, işlemlerimizde hata var. O yüzden dengesizleşiyoruz ya. Vektör konularıyla, ellerimizden düşmeyen hesap makineleriyle başlıyor maceramız. Kirişin ne olduğunu tanımladıktan sonra, toplam Fx ler ve toplam Fy lerin 0 a eşit olduğu, aynı zamanda toplam Momentlerin de 0 olduğunu bilmekten başka yapabilecek bir şeyimiz kalmıyor..

Mukavemet mukavemet derler başınızın etini yerler. Öyle belalı bir derstir ki, gelişi zaten Statikten belli olur. Bir üst kademesi amcasıdır Statiğin. Deformasyonlardan, I tipi kirişlerine, asal gerilmelerden Mohr Koyun Çemberine kadar herşeyi görebilirsiniz. Bazen o kadar ileri gidersiniz ki, evdeki kapı kollarıyla deneme yapar, “Lan burdaki kolu şimdi 10N kuvvetle çeksem menteşeyi şaapabilir miyim ki??..” diye düşünmeden edemezsiniz. İstemsiz şekilde krikoları inceler, arkadaşlarınızla sınavlar, dersler hakkında konuşurken “Bizde bi muko dersi var ki..” diye isminden dolayı hava atar, gerile gerile gezersiniz. Ama şu da bir kerçektir ki, bu dersi geçmeye sizin mukavemetiniz yetmeyebilir. Haberiniz ola..

Makine Elemanları sınavı vardır Makine Müh.leri adaylarının korkulu rüyası. Sadece bu mu? Yoo. Daha yeni başlıyoruz ama belalı bir ders olunca akla geliyor işte. Yukarda bahsettiğim o kayışların kopması vardı ya hani, kafada tıık atıyor.. Heh işte onun koparkenki devrini ve beyinle yaptığı açıyı hesaplama girişiminde bulunurken, içtiği kahve bardağını düşürürler, havada takla atarken tutmaya çalışırlar. Korkulacak bir şey yok ama, rulman katolğunu açıp içinden yatağını seçtikten sonra direk uyuma faslına geçer. “Ammaaağn yarın sabah erken kalkar çalışırım” der ki en güzeli de budur. (Tabiki de çalışılmaz ve itinayla kalınır o dersten.)

Termodinamik.. Vuuu ismi bile böyle insanı bir hoş yapıyor. Termo. Titredim şu an. Bak termo diyoruz di mi?. Termo’statını ayarla, termo’suna suyunu doldur ve otur başla çalışmaya işte kurcalama. Neyine senin gezmek öyle yahu! Dinamik olacaksın. Entalpi değerini arttırıp bağıl nemini düşüreceksin ki maksimum verim elde edebilesin. Adyabatik tersinir işlemleri içerisinde çalışacaksın. Çalıştığın odada sızıntı olmayacak. Carno çevrimine göre yapacaksın her şeyi.. Başka türlü olmaz. Ama emin ol bu derse çalışmanın da hiç bir zaman verimi %100 olmaz, benden söylemesi.. Ayağını ona göre denk al yani.

Akışkanlar Mekaniği denilen derste akışkan denilince akla sadece “su“yun gelmemesi gerektiğini herşey biterken anlıyorsunuz. Zira havanın akışkanlığıyla, sizin viskoziteniz arasındaki hidrolik gerilmelerin neden olduğu basınçlara dayanamayabilirsiniz. Belki derdiniz su jetleriyle uğraşmak olacak, belki de baraj kapakları. Ama elinizde hep bir manometre, ya da barometre ile cisimlerin etrafındaki zerreciklerin hareketlerini inceleyeceksiniz. İşin suyunu çıkaracaksınız yani..

Motorlar diye bir ders var, Allah söyletmesin. Dışarıda arkadaşlarınla konuşurken “Ooo ders başlıyor kaçayım ben” dediğinde içinden “Nolur hangi ders diye sormasınlar” diye geçirdiği zaman diliminde yaşadığı adrenali başka bir yerde yaşamamıştır. Çünkü her daim bir “espri“ye mazur kalırlar. Bırak kayışı boynuna bağlar, dişli çarklardan takma diş yapar Makineciler ama ne gerek var. Siboplarla sibop olmamak için, piston hareketile sırtını dönüp dersine gider. İçten yanar, dıştan soğutur kendini, peh fazla muhattap olmaz. Onun derdi benzinli ya da dizel olmasından değil, sıralı otogaz mı yaptırsam da nasıl maliyeti azaltsam düşüncesidir. Bu yüzden pompacılarla arası bir hayli sıkı fıkıdır.

İşte böyledir bir Makine Mühendisinin derslerinin vücuda, düşüncelere etkisi. Aslında bu sadece devede pire meselesi. Biraz da işin espirisi. Ama inkâr edilemez derslerin insanlar üzerindeki etkisi. Tıpkı bir sivilce gibi çıkar aniden, sen onu sıkarsın, o seni sıkar, canını yakar. İyi geçinirsen, o da gelir geçer. Biraz zamana ihtiyacı var iki tarafın da. Çünkü;

Hepsi gelir, geçer..

Please follow and like us:
0